•••
Aradan iki ay geçti. Hayatımız sanki hep evliymişiz gibi güzel ve olağan şekilde ilerliyordu.
Değişen şeyler vardı.
Nesli ve Soner abi gideli iki ay oluyordu. Yılbaşından hemen sonra gitmişlerdi. Nesli'nin kürtaj kararından dönmesi hepimizi sevindirirken onlardan ayrı olmamız üzücüydü.
Olayların içinde beni ayrı mutlu eden başka bir şey vardı. İlker bey nihayet Aslı'nın kalbine sızmayı başarmıştı. Deniyorlardı. Sık sık mahalleye gelmesiyle bir arada bulunmamızdan ötürü şirket sınırları dışında ona İlker demeye başlamıştım. Evet biraz değişik oluyordu.
Ben ise ev işlerine biraz daha alışmıştım. Yine de ev hanımlığı beni az da olsa sıkıyordu. Demirhan'la olan kısımları çok huzurluydu. Fakat gezmeye eğlenmeye alışık ruhum ev ve iş arasında dolaşırken kabuğuna çekilmiş kaybolmaya yüz tutmuştu.
Değişiyor muydum? Belki. Sanırım.
Bu iyi bir değişiklik miydi emin değilim.
Son kırmızı ışığı geçmiş olmanın verdiği rahatlıkla evin önüne gelebildim. Kumandayla kapıyı açıp arabayı bahçeye sürdüm ve tekrar kapattım.
Demirhan mahallede olacağı zamanlar arabayı bana veriyordu. İşe daha kolay gidip geliyordum.
Bu akşam Nigar annem yemeğe davet etmişti. Demirhan'ın amcası ve halası gelecekti. O yüzden işten geldiğim gibi ne yiyeceğiz derdim yoktu. Kendi kendime gülümseyerek evin kapısını açtım.
Sessizliği boş olduğunu gösterirken çantamla montumu vestiyere bırakıp telefonumla üst kata yöneldim.
Demirhan'ı arayarak hoparlöre verdim ve giysi odamda soyunmaya başladım.
-"Efendim bebeğim?"
-"Eve gelmeyecek misin?"diye sordum direkt.
-"Geliyorum üzerimi değiştireceğim."
-"Tamam sevgilim bekliyorum."diyerek kapattım.
Tamamen soyunup iç çamaşırlarımı değiştirdim. Ardından dolabımı karıştırmaya geçtim.
Demirhan gelene dek hala ne giyinsem diye bakıyordum.
-"Bu ne hoş bir karşılama." Soğuk elleriyle birden sarılınca irkilip güldüm ve önüme dönerek boynuna atladım.
-"Hoşgeldin kocam!"dedim sırıtarak.
Ne zaman söylesem yüzüne o tuhaf komik gülümseme yayılıyordu.
Kıkırdadım ve dudaklarını öptüm.
-"Hoş buldum dünya güzeli karım."Dudaklarını çekip boynuma yöneldi. Sıcak tenim dudaklarıyla buluşurken yutkunup derin bir nefes aldım.
-"Şimdi böyle bana yaklaşırsan pek hoş olmayan pozisyonlar alabiliriz."diye mırıldanırken pantolunun üstünden belirginleşen sertliğine elimi koydum.
Homurtuyla karışık inlemesi boynuma düşerken kasıklarım çoktan alev almıştı.
Neyiz biz dünyanın en azgın çifti mi?
-"Yapma bebeğim geç kalırız." Sesi daha çok yap der gibi çıkarken dudağıma dişlerimi geçirdim.
-"Peki yapmam sevgilim."dedim kısık tonda. Fakat elimi çekmeden avuç içimle okşadığımda hızla bileğimi tutmuştu.
-"Sen var ya insana her şeyi yaptırırsın." Bedenimi bir hamlede çevirip makyaj masama doğru ittirdi. Yüz üstü çevrildiğim masaya ellerimi koyup küçük bir inleme koyuverdim.
-"Şimdi seni bir güzel seveceğim."
Avuçlarıyla kalçamı okşayıp bir anda sertçe vurunca titreyerek gözlerimi kapattım.
Külodumu sıyırırken onu arkamda hissettmek bile ıslanmama yetiyordu.
Göğsüm sıkışmıştı. Vücudumda yükselen ve patlamaya hazır bir bomba varmış gibi hissediyordum.
-"Sesini duymak istiyorum bebeğim." Üzerime eğilip dudaklarını sırtıma dokundurdu. Ufak ufak temaslarla omzuma kadar geldiğinde açtığı fermuarı duydum. Bir kaç hışırtı sonrası sıcak uzvu kalçama sürtünüyordu.
-"Biraz daha eğil."
Komutuna uyup kalçamı geriye doğru çıkarttım ve nefesimi tuttum. Bir eli belimi kavrarken diğeriyle kalçamı okşuyordu.
Saniyeler içinde sertçe içimdeki yeriyle buluştu.
Dudaklarımdan çıkan inleme duvarlara çarparken başımı öne doğru eğdim.
Zevk yoğun dalgalar halinde kanıma sızmıştı.
Geri çekilip kendini tamamen içime ittirdi. Kadınlığımın duvarları onu sımsıkı sarıyorken inlemekten dudaklarımı kapatamaz olmuştum.
-"Demirhan...ah..."
-"Efendim sevgilim...efendim bebeğim söyle?"
Yavaş yavaş girip çıkarken omzuma dudaklarını bastırdı. Titreyen bedenimi ayakta tutmakta zorlandığım anlar gözlerim kapandı.
Uzun süren bir birliktelik olmadı. Cansız bacaklarım rahatlamanın verdiği yorgunlukla kıvrılırken masanın sandalyesine tutundum.
Kalçama bıraktığı sıvısını peçeteyle temizlemesini bekleyip sonrasında doğruldum.
-"Rahatladınız mı küçük hanım?"diye alay edercesine çıplaklığımı süzdü.
Yarım ağız güldüm.
-"Göreviniz başarıyla tamamlandı."dedim ve sırıtmaya devam ederken banyoya girdim.
Vücudumu hızlıca yıkayıp çıktım. Tamamen duş almaya vaktimiz yoktu.
Yine libidomuzun esiri olmuş vakit kaybetmiştik.
Daha fazla düşünmemek için rastgele bir pantolon seçtim. Üstüme askılı bir büstiyer alarak ikisini giyindim. Demirhan da yanımda üstünü değiştiriyordu.
-"Soner aradı bugün. Seni de aradılar mı?"
Başımı iki yana salladım.
-"Sabah Nesli'yle konuşmuştuk. Neden aramış?"diye sorarken makyajımı tazeliyordum.
-"Kontrole gitmişler. Oğlum olacak diye gösteriyor nohut kadar şey deli mi nedir ya?"
Kahkaha atıp masadan kalktım.
-"Ne dalga geçiyorsun? Heyecanlanmış işte."
Konuşarak hazırlığımızı tamamlamış evden çıkmak için merdivenleri iniyorduk. Yün kabanımı kollarımdan geçirip kapıda botlarımı giyindim.
-"Dışarıda kar yağıyor senin giydiğine bak hasta olacaksın."diye arkamdan söylenen kocama göz devirdim.
-"Arabayla gidiyoruz."
-"Olsun hemen burnun kızardı."diyip burnumu öptü.
Koluna sarıldım ve göğsüne doğru sokuldum. Arabanın yanına geldiğimizde beni oturtup öyle kendi tarafına geçti.
Geldiğimiz evin kalabalığı biraz bunaltıcı görünse bile kucağıma gelen Asya ile ilgimi ona vererek eğleniyordum.
-"Ee evlilik nasıl gidiyor gelin hanım?"
Demirhan'ın halası masanın karşı tarafından soru yöneltince tebessümle karşıladım.
-"Çok güzel."diye yanıtladım.
Kalabalık olduğumuz için biz kadınlar mutfakta erkekler salondaki masada yiyordu.
-"Ne hoş." Bu cümle amcasının kızı tarafından kurulmuştu. Diğerlerini düğünümüzde görmüştüm fakat Zeynep orada yoktu. Yurt dışında okuduğu için gelemediğini söylemişti.
Yalnızca tebessüm etmekle yetindim. İyi bir kızdı. Yani iyi görünüyordu. Fakat eve girdiğimiz gibi Demirhan'a sarılmamış olsaydı daha iyi olabilirdi.
Kuzenini kıskanacak halim yoktu. Sadece başka bir dişi kocama yaklaşınca sinir oluyordum. İkisinin küçüklükten beri yakın olduğunu Zeynep'in annesi söylemişti.
-"Nigar?"
İçeriden Hasan babanın seslenmesiyle Nigar annenin kolunu tutup ben kalktım.
-"Ben bakarım."diyerek kucağımdaki Asya'yı Elvin ablaya bıraktım.
Birazcık kocamın yüzünü gözünü özlemiş olabilirim.
Salona geçtiğimde masadan kalkmak üzerelerdi. Demirhan'ın bir bakışıyle yüreğim hoplarken sessizce nefesimi üfledim.
-"Bir şey mi istedin baba?"diye sordum kocamdan gözlerimi çekerek.
-"Çay yaptınız mı kızım? Getirin de yemeğin üstüne içelim."
Başımı salladım.
-"Getiriyorum hemen."
Mutfağa döndüğümde Zeynep ve Elvin abla masayı toplamak için içeri gitmişlerdi. Bende çay bardaklarını hazırlamaya koyuldum.
Mutfakta bulaşıklar Elvin abla ile bana kaldığında içimden nerden geldim diye saydırıyordum.
İçeriden kahkaha sesleri yükseldikçe gidip Demirhan'ı oradan alasım ve gidesim geliyordu. Zeynep de içerideydi. Bir güzel sohbetler gülüşmeler duyuyordum.
Makineye son bardağı koyduğumda Elvin abla gerisini halledeceğini söylemişti. Ellerimi yıkayarak mutfaktan çıktım.
Gözlerim koltuğa kaydı. Hasan babanın yanında Demirhan onun yanında Zeynep oturuyordu. Onlara okulla ilgili bir şey anlatıp gülerken elini Demirhan'ın dizine koymuş benim kocam da hiç rahatsız olmadan yüzünde tebessümle dinliyordu.
Kuzeni Peri
Sadece kuzeni
Sakin ol Peri
-"Gel kızım." Nigar anne yanını gösterince onları sıkıştırmamak için başımı iki yana salladım.
-"Oturdum buraya anne."diyip masanın sandalyesine yerleştim.
-"Nesli hamileymiş annem söyledi çok sevindim."dedi Zeynep.
-"Ya sorma kızım bizde sevindik. Sağlıkla dünyaya gelir inşallah."dedi Nigar annem.
Sürünerek yanıma kadar gelen Asya bacağıma tutunup ayağa kalktığında onu kucağıma aldım ve yanağını öptüm.
-"Size de nasip olur inşallah." diyen halasına doğru baktım. Demirhan'a doğru gülümsemiş ardından bana dönmüştü.
Yalnızca minik bir tebessüm ettim.
-"İnşallah inşallah." dedi Nigar anne de.
Konuya dahil olmayarak bakışlarımı Asya'ya indirdim. Uzun sivri tırnaklarımla bir hayli ilgiliydi.
-"Gelin hanım pek istekli değil gibi sanki. " Amcasının eşi bana farklı bir tavırla yönelince tepkisiz kalmaya uğraştım.
Toplum içinde konuşulacak konu mu bu Allah aşkına?
-"Gelinim çalışıyor Aysel. Kararını da onlar verir."diyerek konuyu noktaladı Nigar annem.
-"E yani daha yeni evliler. Biraz tadını çıkartsınlar." Zeynep'den beklemediğim bir cümle olduğu kesin.
Sonrasında bir kaç bardak daha çay içilmişti. Demirhan halasının eşiyle tavla oynarken elimi yanağıma yaslamış Elvin ablayla konuşuyordum. O da yanımda Ömer'e yemek yedirmeye çalışıyordu.
-"Yorgun görünüyorsun kalkın siz isterseniz."dedi.
Omuz silktim.
-"Demirhan pek kalkacak gibi değil."diye mırıldandım.
Gözleriyle kardeşini süzdü. Göz göze gelmiş olmalılar ki Elvin abla gözleriyle beni işaret etmiş imalı imalı bakmıştı.
Ne iyi bir görümcem var diye düşünmeden geçmedim.
Demirhan anında yanımda bitmişti. Varlığını hissettikten sonra ona baktım.
-"Kalkalım mı biz?" Nasıl da anlıyorsun ama..
-"İyi olur."dedim kısık sesimle çünkü herkes bize dikkat kesilmişti.
Demirhan doğrulup onlara baktı.
-"Bize müsaade geç oldu."
Kısa süre içinde onlarla vedalaşırken Zeynep kendi kendini davet ettirip bize geleceğini söylemiş öyle uğurlamıştı. Ses etmedim. Ne de olsa kuzeni diye kendimi sakin tutmayı sürdürdüm.
Eve geldiğimizde ilk işim duş almak oldu. Saçlarımdan vücuduma kadar bütün bakımlarımı yaparak yatağa girdim ve televizyonu açtım.
Demirhan benden sonra aldığı kısa duş sonrası yanıma yorganın altında yerleşti ve başını göğsüme koydu.
-"Uykun mu geldi?"Elimi saçlarının arasında gezdirip öptüm.
Başını aşağı yukarı sallayınca gülümseyip ona sarıldım.
Bir süre uykulu sohbetlerimizi yaptık. Ardından koyun koyuna uykuya dalmıştık.
'
Günler günleri kovalarken şirkette işler çok yoğundu. Üstüne nezle olmuş halsiz halsiz işlerle boğuşuyordum.
Geçtiğimiz günlerde Zeynep Elvin ablayla bize kahvaltıya gelmişti. Yılışık tavrının karakteri olduğunu anlayınca tırnaklarımı geri çekmiştim.
Bir aylık süreçte her şey aynı seyrinde ilerliyordu. Bugün daha fazla dayanma gücüm olmadığı için şirketten erken ayrıldım.
Neyse ki araba bendeydi.
Uzun sürmeden mahalleye girmiştim. Buraya gelme sebebim evin anahtarını almayı unuttuğum içindi.
Atölyenin önüne yakın bir yere arabayı park ettim. Dün gece yağmış olan karın etkisiyle etraf çok soğuktu. Hava neredeyse kararmak üzereydi ve gökyüzünü saran bulutlar iyiye işaret etmiyordu.
Adımlarımı hızlandırıp ellerimi ceplerime soktum ve içeri girdim.
Çalışanlarla göz teması kurmadan Demirhan'ın odasına ulaştım. Kapısı yarı aralık duruyordu.
İçeriden yükselen kahkaha sesleriyle vücudumda tehlike çanları çalmaya başladı.
Zeynep.
Zararsız olduğuna kanaat getirmişken kendinden nefret ettirmeye mi çalışıyordu?
Sızlayan boğazıma rağmen üst üste yutkunarak kapıyı tamamen açtım. Yüzüm kesinlikle hiçbir şey belli etmeyecek ifadesizlikteydi.
Karşımdaki iki insan yüzünde yer eden gülmelerle bana baktı. Demirhan hemen ayağa kalktı.
-"Güzelim erken geldin?"
Gözlerimi masada gezdirdim. Bir plastik kutu ve tabaklarda ev yapımı olduğu belli olan kekler duruyordu.
Ya canım ne düşünceli! Kocamı yedirmeye gelmiş.
-"Evet işim erken bitti geldim öyle. Anahtarımı almamışım. Merhaba bu arada."diyip oldukça profesyonel şekilde gülümsedim.
-"Merhaba canım naber? Biraz hastaymışsın yat dinlen yorma kendini."
Gülümsememe devam ederken dişlerimi sıkıyordum.
-"Sağ ol canım iyiyim. Bana bir şey olmaz."dedim ve yeniden kocama baktım.
-"Birlikte geçelim."diye hareketlendiğinde elimle durdurdum.
-"Yok sevgilim gerek yok. Anahtarı ver sen ben geçerim." Onu ikna edeceğini bildiğim tavrımı takınmıştım.
-"Aç mısın ? Dışarıdan yemek söyleriz uğraşma bir daha." diyip yanağımı okşadı ve alnımı öptü.
Zorla tebessüm edip geri adım attım elinden anahtarı aldım.
-"Yedim ben tokum."
Daha fazla durmayarak oradan ayrıldım. Eve ulaştığımda sinirden gözlerim dolmuştu. Ama ağlamayacaktım.
Soyunarak pijama giyindim ve saçlarımı topladım. Kahvaltıyla durduğum için vücudum titremeye başlamıştı.
Yatak odasından çıkmış merdivenlerden iniyordum ki kapı çaldı.
Demirhan gelmişti.
-"Niye geldin?"diye sordum direkt.
Atölyedeki halimden eser kalmadığını sert tavrımdan anlayan Demirhan duraksayıp öyle girdi.
-"Aklım sende kaldı ne demek niye geldin?"
İfadesiz bakışlarımı üzerinde gezdirip arkamı döndüm.
-"Oysaki aklın yeterince dağılmış görünüyordu." derken mutfağa girmiştim.
-"Ne ima ediyorsun?"
Kolumdan tutup çevirince elini ittirip onu umursamadım. Fakat yeniden ve daha sert şekilde tutmuştu.
-"İma etmiyorum. Açık açık söylüyorum isteyen anlar." dedim.
-"Güzelim ciddi misin?"
Başımı bıkkınlıkla sallayıp elinden kurtuldum.
-"Tartışacak enerjim yok Demirhan." Dolaptan yeşil çay çıkarttım ve su koydum.
-"Güzelim Zeynep'ten dolayı mı sinirlendin? Kuzenim o benim neyine kızıyorsun?" derken yarım yamalak gülmesi beni iyice sinir ederken dirseğimle onu ittirdim.
-"Sinsinin teki o. Ne kuzeni ya? Oturmuş keyifli keyifli sohbet ederken pastalar börekler yerken karını aramak hiç aklına geldi mi? Hasta olduğumu bildiğin halde. Hayır sorun bu da değil kız kene gibi yapışık. Bunu anlamayacak kadar aptal bir adam değilsin!"
Hastalığın ve gözümde beliren görüntünün agresifliği ile ona bağırırken kapı çaldı.
Sert bir soluk alıp sırtımı döndüm. Gitti ve kapıyı açtı.
Isınan suyla yeşil çayı demlerken adım seslerine karşı bedenimi çevirdim. Elvin abla gelmişti.
-"Hoşgeldin abla."derken ifadesizliğimi düzeltemedim. Bir kere sinirim bozulmuştu.
-"Hoş buldum canım nasıl oldun? Annem bizdeydi çorba yaptık. Sıcak sıcak sana da getireyim dedim."
Elindeki çantayı masaya koyduğunda yanına yaklaştım.
-"Bana deseydin gelip alırdım." dedi Demirhan.
-"Olsun bende hava almış oldum. Sen niye ayaktasın? Git uzan ben sana koyup getiriyorum."
Boş boş yatıp daha fazla kendimi yersem kötü olacaktım.
-"Nerede yatmak istersin? Örtü getireyim."
Demirhan'ın belime uzattığını elini görüp ittirdim.
-"İstemiyorum."diye tersledim.
Elvin abla kat kat örtülere sardığı çorba tenceresini açarken dolaptan kase ve kepçe alarak önüne koydum.
-"Kuzum yatsana. Hafta sonu bir güzel dinlenir kendine gelirsin."
-"İyiyim abla sorun yok."
Elvin abla çorba koyarken yeşil çay dolu kupa ile birlikte masaya oturdum.
-"Doktora gidelim diyorum istemiyorsun. En azından serum takılırsın güzelim." Demirhan yanıma eğilip bir elini omzuma koydu.
Nefesimi üfleyip kaseyi önüme çektim.
-"Demirhan başımdan gider misin? Gerçekten gerginim ve halsizim. İyice asabımı bozuyorsun." Sesimin ciddiyetiyle Elvin ablanın sorgulayıcı bakışlarına maruz kalsam bile aldırmadan başımı eğdim.
-"Peri abartıyorsun! Sanki beni karıyla kızla basmış gibi büyütüyorsun!"
Bağırmasıyla kaşlarım çatılırken yalnızca başımı oynattım.
-"Büyütüyorum öyle mi? Abartıyorum? Uğraşma o zaman benimle. Madem abartıyorum umursama beni. Git o yılan kuzeninle kahkahalar at sohbetler et. Burda salak var zaten. Safım ya ben iyi niyetli olayım. Kız senin götünden ayrılmıyor ama abartan Peri! Tabi benim!"
Bağıra çağıra bütün öfkemi ona aktarırken çoktan merdivenleri çıkıyordum. Cümlelerim duvarlara çarpıp mutfağa kadar ulaşıyordu.
Yatak odasında yatağa oturmuş içli içli ağlıyordum.
Niye ağlıyorum bilmiyordum. Sadece...sadece sinirlerim bozuktu.
-"Peri...canım benim ağlama."
Elvin abla yanıma oturup bana sarılınca iç çekerek omzuna yaslandım.
-"Ya abla...ben hastayım biliyor. Bütün gün bir kere...bir kere aradı sordu. Geldim...oturmuş onla keyif yapıyor. Sinirim...sinirlerim bozuldu. "
Hıçkırmaktan cümle kuramazken elimin tersiyle göz yaşlarımı sildim.
Hem aramamasına kırılmış hem de öylece başka biriyle eğlenmesine kızmıştım. Belki gerçekten abartıyordum ama şuan çok kırık hissediyordum.
-"Zeynep biraz şeydir. Nasıl desem yakınlığı fazladır. Hep öyleydi. Gelir çat kapı Demirhan'ın odasına girer yatağında üstüne atlar onu uyandırırdı falan. Rahat bir kız. Annem de o hallerinden hoşlanmazdı ama biz alıştık tabii. Sen yeni görüyorsun kızmakta haklısın."
İyice ona kinlenirken Demirhan'a ayrı bir öfkem büyüyordu. Öyle olduğunu bile bile hala neyin samimiyetini sürdürüyordu?
-"Demirhan'a rahatsız olduğunu söyleseydin o mesafesini koyardı ablacım üzme kendini."
-"Aptal mı o? Anlamıyor mu kızacağımı?"diye sinirle doğrulup gözlerimi sildim.
Dudağını büktü.
-"Erkek milleti böyle ince düşünmez bilmez misin? Demirhan kardeş gözüyle baktığından rahatsız olmuyordu. Neyse boşver sen bunları hadi soğumadan iç."
Yeni gördüğüm tepsiyi yatağın ucundan alıp dizlerimin üstüne koydu. İtiraz etmeden yavaş yavaş içtim. Bitene kadar başımda beklemişti.
-"Tamam şimdi yatağın içine giriyosun bende sana ballı ıhlamur yapayım." diyince ayağa kalktım.
-"Abla hiç zahmet etme. Çocuklar evde bekliyordur böyle mahcup oluyorum."
-"Annem bakıyor onlara düşünme sen. Kızdırma beni aa!" diye söylendi.
-"Bari aşağıda yatayım in çık yorulma. " dedikten sonra yastığımı alarak onunla odadan çıktım.
Salona indiğimizde etraf sessizdi. Yüzüm iyice düştü.
Ne yani gitti mi?
Elvin abla mutfağa girerken bende kenardan polar battaniye aldım ve koltuğa yastığımı koyup uzandım.
Ağıran gözlerimi yumduktan birkaç dakika sonra göz kapaklarıma değen dudaklar nedeniyle irkildim.
Elini yanağıma koyduğunda buz gibiydi.
-"Özür dilerim. Sen toplantıya girdiğini söyledikten sonra arayıp rahatsız etmek istemedim. Bunlar bahane dersen haklısın eşeklik ettim. Bir daha benim yüzümden göz yaşı dökersen kendimi hiç affetmeyeceğim."
Yarı aralık duran gözlerimi tekrar tekrar öpüp yanağımı okşamaya devam etti.
-"Önemi yok." Elini yanağımdan indirdim ve yüzümü koltuğa dönerek ona sırtımı dönmüş oldum.
Elimi yanağımın altına sıkıştırdığımda omzumda dudaklarını hissettim.
-"Bir yerin ağrıyor mu?"diye usulca sordu.
Yalnızca başımı iki yana salladım. Ağrıyordu. Ama bilmesine gerek yoktu.
-"Güzel gözlüm...Peri kızım dönme sırtını."
Boynumu öpmesiyle omzumu hareket ettirdim. Ardından yanağımı da öpüp derin derin tenimde soluklandı.
Elvin abla seslendiği için yanımdan uzaklaşmıştı. Bende bütün bitkinliğimle gözlerimi kapattım.
İç sesimle girdiğim savaşta neden hep kısa sürede onu affettiğimi düşünüyordum.
Ama bu süründürmeyeceğim anlamına gelmiyordu.
•••
Merhabaa ❤
Bölümü nasıl buldunuz?