İçeriğe geç

Zihin Zalimi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Zihin Zalimi

Bölüm 1

Giriş

Her insanın kalbinin bir köşesinde büyümeyi bekleyen bir karanlık vardır. Kişi yaşar; o karartıyı kendi elleriyle besleyip kendini ele geçirmesini de sağlayabilir, onu bir kafes içinde tutup asla ortaya çıkmamasını da sağlayabilir.

​O gölge, duyguları da en derinlere gömer ama o öyle usta bir yalancıdır ki insan daha mutlu olduğunu sanır; bu, kişiyi görünmez bir zincire vurmaktan farksızdır.

​Başkası da büyütebilir bu karanlığı. Bir yabancı ya da en yakınınızdaki kişi de olabilir; bunun sebebi karartı sadece kişiyi ele geçirmekle kalmayıp dışarıya vurma huyundan kaynaklıdır.

​Düşünceleri ele geçirmekle kalmayan karartı kişiye yeni bir ruh verir ama bu ruh içi hava dolu bir çöp torbası gibidir; dışarıdan göründüğü gibi dolu değildir neticesinde.

​Bana kalırsa Tanrı, bu gölgeye ışık olmak için yarattı beni. Benim yarattığım aydınlık o gölgeyi bir hiçliğe uğurlar, sömürür ve yok eder. Yanlış anlamayın, o benim düşmanım değildir; ben sadece bir aracıyım. Kişinin zihnine tutacağı bir fener olmaktır benim görevim.

​Fakat kendi karanlığında tehlikeyi göremediği için yok sanan salaklar, düştükleri kötü durumlarda başkalarını suçlarlar.

​Kendi içlerinde kurdukları hiçlik krallığının fatihi olduğumu düşünürler; aslında bakarsanız haksız sayılmazlar. Tarihteki bir sürü fatihe bakın; ele geçirdiği topraklara sahip olduktan sonra açmadı mı çiçekler, aydınlatmadı mı güneş gökyüzünü, uyanmadı mı canlılar daha güzel bir sabaha, ozanlar bestelemedi mi onların arkasından en güzel şarkıları?

​Peki bu şarkılarda hiç insanı huzursuz eden sözcükler duydunuz mu? Hiç yankılandı mı fetih sırasında dökülen kanların melodisi? Bir enstrüman oldu mu masum canların çığlığı? Tarihin yokluğuna karışan hayatların notaları hangi dizedeydi?

​Tam da bu yüzden benden korkuyorlar; bilmiyorlar ki karıncaya bile zarar veremeyeceğimi ya da daha fazla karınca için bir karıncaya acı çektirebileceğimi...

​Aslında bakarsanız tam yaptığım da bu. Ben zihinlere dokunabiliyorum; onlara istediğimi gösterebiliyor, kişinin kendisinin bile haberdar olmadığı duyguları bir kuklacının kuklalarıymış gibi kontrol edebiliyorum.

​Bilirsiniz, aşılar hastalığın bir parçasını taşır oysaki kişinin bedenine girdiğinde onu iyileştirir; ben de bana bahşedilen güç ile bunu yapıyorum. Tanrı'nın yeryüzündeki ışığı olduğumu söylemiştim ama onların içindeki karanlığı yok etmek uğruna onların hisleriyle oynayarak daha az acı çektirdiğim için benden korkuyorlar.

​Sakın bana sempati duymayın, ben sevilecek biri değilim; daha az kişi ölmesi için kendi ordusunu bombalayan bir askerim. Ama kimse o cesetlere sarılıp sabaha kadar haykırarak ağladığımı bilmez.

​O haykırış yıllar sürse de önemsizdir çünkü içimdeki duygu okyanusundaki fırtına bütün her yeri mahfetse bile yüzümde kırıntı kadar mimik oynamaz.

​Bu yüzden benden korkarlar, nefret ederler, lanetlerler.

​İnsanların gece rüyalarına giren, çocukların en korktuğu masalın başkahramanı, en ufak kafa karışıklığında suçlanan o kişiyim ben.

​Bu yüzden bana zihin zalimi dediler; yaptıkları kötülükleri onların zihinlerinde en büyük silaha çevirdiğim için. Bilmediler o silahı onlarla, onlar için aynı cephede kullandığımı.

​Ben kendime Tanrı'nın ışığı diyorum; kullarındaki karanlığa aydınlık olduğum için.

​Siz bu hikayede bana ne dersiniz bilmem ama ben her daim parlaklığı daha çok artan, gözleri kamaştıran, yakıcı gibi görünen ama en ferah hava gibi hissettiren o ışık olacağım...

Benim adım Lucius Umbra

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.