İçeriğe geç

Zeyhun

Bölüm 31 · 6 dk okuma

Zeyhun

Bölüm 31

16.Bölüm Kıskançlık

Ne yani şimdi ben istemediğim bir yere doğru bir erkek tarafından götürülüyor muyum? Bu da benim sevgilim tarafından oluyor. Vay be gerçekten onun tarafından oluyordu. Ancak bunu ben istemiyordum. Beni kıskanması hoşuma gitmişti ama buna karşılık beni kukla gibi oynatması, kısıtlaması gerekmezdi. Sadece benimle konuşabilirdi.

Kollumu tutan ellerini sertle ittim. Okuldan baya uzaklaşmıştık. Bunu ağaçlardan anladım. Okulun çevresinde ağaçlık alanlar vardı. Ancak burada ağaç dışında her şey yer alıyordu. Issız karanlık bir yerdi ve bende karanlıktan çok korkuyordum. Bu öncelere dayanan bir travma olabilirdi ama şuan hatırlamıyordum. Gerçi şuan ismimi bile hatırlamasam şaşırmazdım. Sıkıca ittirdiğim elleri adeta öfkeden kas katı olmuştu. Yüzüde her haliyle sinirden dört köşe olmuşa benziyordu. Fakat bu kadar öfkelenmeye ne gerek vardı. Kıskanç biriydi ancak beni kısıtlamasına gerek yoktu. O kollarımı bırakmıyordu. Ben ise ondan kurtulmaya çalışıyordum. Sevgilim dediğim adamdan kurtulmaya çalışıyordum.

O boğuşma esnasında bir anda beni ittirdi. Kendimi neye uğradığımı bilmeden cam parçalarının üstüne savruldum. Bir çok yerim kesilmişti. Bunların başında bacaklarım geliyordu. Derken uzaktan ama yakınmış gibi gelen gürültülü bir ses geldi bu sesin ne dediğini duyamıyordum ama acelesi olan birinin koşarak bağırmasına benziyordu. Bir şeyi engellemeye çalıştığı kesindi. Geç kaldığı belliydi. Etrafı sarıp sarmalayan sis durmak bilmiyordu. Sis olması buranın daha çok korkutucu olmasını sağlıyordu. Haliyle beni oldukça korkutuyordu. Sisin arkasından gelen ses gitgide tanıdık bir ses miş gibi geliyordu.

Ses oldukça iyi duyulmaya başlayınca sisin arkasındaki adamın bacakları görülmeye başlamıştı. Daha sonra kolları. En sonunda yüzü. Ahh olamaz bizi mi takip etmiş? Barçın'ın ne işi vardı burada? Yavaşça Yorhun'a doğru gitmeye başladı. Bir şey olacağından emindim ve bu şey beni karanlık korkumdan daha çok korkutuyordu. Kavga etmeleri kötü olurdu. Ben Yorhun'u seviyordum ama beni kıskandığı için gözü dönmüştü. Bu sıralar ise bana çocuğu gibi davranmaya başlamıştı. Eskiden daha iyi bir ikiliydik. Şimdi ise beni yanında gezdirdiği bir çocuğu gibi görmesi beni acıtıyordu.

Yorhun'a doğru yavaş yavaş giden Barçın Yorhun'un tam önünde durdu. Birbirlerine uzun uzun baktılar ben ise düştüğüm yerde doğrulmaya çalıştım. Barçın bana döndü ve sinirli tavrı ile bir cümle kurdu. Güçlü kaslarını konuşturması gerektiğini düşünüyordu.

"Orada kalmalısın Zeynep. "

"Hayır burada kalmayacağım. "ona bunun olmayacağını söylüyordum ama dinlemiyordu. Yorhun'a bakarken kafasını başka yere çevirdi. Fırsat bulduğunda ise Yorhun'un yüzüne bir yumruk patlattı. Kavga başlamıştı. Bu olay büyümesin diye sadece Barçın'a yalvarıyordum. Hep yaptığım gibi.

"Barçın lütfen yapma lütfen. " Barçın'ı yalnız bu şekilde ikna edebilirdim. Belkide bu dediğim şey de onu ikna ederdi. Etmişti. İkna oldu. Yorhun dövülmüş bir şekilde yatıyordu. Barçın onu bırakmış, yanıma gelmişti. Yaralanmış elini beni cam parçalarından kurtarmak için uzatmıştı.

"Barçın hâlâ farkına varmadın mı? Yorhun benim sevgilim. Beni bırakman lazım. Ben artık o okula da gitmeyeceğim. Yani benim yanıma gelme. Hem herkese boyun eğen güçsüz bir kızla neden olmak isteyesin?"

"Saçmalama Zeynep sen güçlüsün. Bunlara direnç göstermişsin. Belki Yorhun sana ilk defa böyle davranıyordur ama bunca zaman ne yaşadıysan bu günlere gelerek zaten güçlü olduğunu göstermiş oldun. Ben senin ne gibi şeyler yaşadığını bilmiyorum ama yaşadıklarını paylaşabileceğin bir arkadaşın gibi görebilirsin.

Ama bilki ben seni arkadaştan öte görüyorum.

Sen güçlü olduğunu görmek istiyorsan Yorhun'u terk et. Farkına varmışsındır seni kuklası gibi kullanıyor. O seni gerçekten sevmiyor. Hem sen onu terk et. Sen onun peşinden koşma o senin peşinden koşsun. Ezik gibi olma. "

Haklıydı. Beni sevdiğini düşünmemeye başlamıştım. Gerçekten sevseydi hiç bir şekilde değişmezdi ama onu seviyordum ve galiba yine affedecektim. (SAFIM GALİBA)

Saçlarım yeteri kadar ıslanmıştı. Bunun yanında ıslak saçlarım tenime değerek dahada üşütüyordu. Yorhun kendine gelmemişti. Benim gözlerim ise Barçın'ın bana uzatmış olduğu ellerdeydi. Elleri baya bir dakikadır bana uzatılmış bir şekildeydi. Ellerini tutup oradan kurtuldum. Bacağım baya bir kesildiği için zar zor yürüyordum. Bunun yanında yağmur hafiften durmaya başlamıştı. Ben ise Barçın ile arabasına doğru ilerledim. Ayağım yara olduğu için sekeleyerek yürüyordum. Bir an dengemi kaybettiğimde Barçın destek verdi. Onu sayesinde düşmedim.

Bir an önce arabanın yanına vardık. Beni eve götürmesini söyledim. Bugün oldukça aksiyonlu geçmişti. Bunların devamıda gelecekti. Farkına varmıştım. Aklım ise hâlâ ondaydı. Onu o vaziyette orada bırakmayı istememiştim ancak böyle olması gerekiyordu. Eve geldiğimde ev bugün diğer günlere göre daha sessizdi. Diğer günlere göre daha bir hüzün sarmıştı dört bir yanı. Ay bile huzursuz duruyordu. Mamasını yemiyordu. 2-3 saat sonra kapı açılmıştı. Kapının açıldığını duyunca uzandığım mor kanepeden doğruldum. Kapıya doğru baktığımda Yorhun'un geldiğini görmüştüm.

Kapıdan girdi ve yorgun dudaklarıyla sessizce bir şeyler geveledi. Peşinden de sırıtmaya başladı. Delirdi mi bilinmiyor.

"Ne oldu seni buraya bırakmış yarında baş başa yemek yersiniz? İyi olur. Sonraki günde artık Nikah dairesine. "Kendini bilmiş tavrını bozmadan hem gülüyor hem de sitem ediyordu. Kapıdan çıkardığı anahtarı girişteki sehpaya bıraktı ve kabanını askılığa astı. Yıpranmış olan siyah şemsiyesini öylece bir kenara savurdu. Gelirken aldığı yiyecekleri mutfak masasına bıraktı.

Mutfakta eline aldığı maden suyunu açtıktan sonra salona, benim yanıma doğru ilerledi. Mor kanepenin yanına oturdu. Mutfaktan aldığı maden suyunu da kanepenin önündeki sehpaya koyduktan sonra bana döndü. Biraz daha ciddi olduğunu göstermek için ellerini biribirine kenetledi.

Sakince konuşması gerektiğini o da biliyordu ancak bu kadar kıskanç olmaması gerektiğini bilmiyordu. Başını yere eğerek dudaklarını araladı.

"Seni o çocuktan gerçekten kıskandım. Beni değilde onu seçeceksin diye çok korktum. Öfkeme sahip olamadım. Seni buradaki uçan erkek sinekten bile kıskanırım. "

Yumuşak bir giriş yapmıştı. Acaba konuşmaya hep bu ses tonuyla mı devam edecekti?

Bu konuşmaları benden özür dilediğini söyleme çabalarımıydı. Ben öyle düşünüyordum.

"Bu 'özür dilerim' demek mi oluyor? "

"Bir bakıma evet ama bir bakıma göre o çocukla neden yakın olduğunu öğrenmek istiyorum. "Barçın ile gerçekten ilişkimiz olduğunu falan mı düşünüyordu? Öyle düşünüyorsa vah haline. Ben Barçın'ı bir arkadaş gibi görüyordum ama onun zihninde bambaşka bir şey olarak kalmış.

"Ben Barçın ile sadece arkadaşım. Sen zihninin içinde neler kurduysan boş kurmuşsun. O yüzden sana kızgınım. Bana orada öyle davranman hiç hoş değildi. Senin yüzünden cam parçalarıyla bacağım kesildi ama emin ol cam parçalarının bacağımda bıraltığı acı kalbimde bıraktığın acı kadar büyük değildi. "Son kurduğum cümle beni bile etkilemişti. Kurduğum cümle karşısında Yorhun'da etkileminmişti. Pişman olduğunu düşünüyordum. Gerçekten pişman mıydı? Öyleyse mutlu olacaktım. Pişmanlık duygusunu seviyorum. Bir şeyleri kaybetmeden o duyguyu yaşamak en iyisi olduğunu biliyorum. Ondan büyük bir özür bekliyorum. Umarım beklediğim olur.

"Gerçekten özür dilerim. Ben seni kaybetmekten korkuyorum. Beni terk etme. "Yüzünde çaresizlik görüyordum. Bu çaresizlik sahte değil gibiydi. Ona güveniyordum ve bir daha beni kırmayacağını biliyordum. Barçın'ı dinlemeyecektim ve Yorhun'la küsmeyecektim. Belki en doğru kararım olurdu.

Belkide en yanlış kararım olurdu Yorhun'u affetmek.

"Seni affediyorum. Eminimki bu davranışın beni aşırı kıskandığındandır. "Ellerinin bağını açtım ve sıkıca ellerini tuttum. İkimizinde gözleri parmaklarımızda takılı olan yüzüğe çarpıyordu. Bu yüzükleri takmak için çok beklemiştik. Beklediğimize değdi. Biz iki aşık ve birbirini çok kıskanan bir ikili olduk.

Bu hayat bize daha çok şey gösterecekti. Ya olumlu ya olumsuz. Aklımızda bu anılar yer alsın isterim. Hiç bir zaman bitsin istemem. Bu anı ölerek bitirmekte istemem. Mariya'nın evlendiğini görmek isterim. İntikamımı almak isterim. Bunlar olsun yeterki. Başımı eğmek istemem. Birilerini üzmekte istemem. Ben gitsem bile onlar benimle gelmesin hayatlarını yaşasınlar. İstiyorum. Bu hayatın tadına varmayı bende istiyorum. Belki gerçekleşir. Belki gerçekleşmez, hayal işte.

Bölüm sonu

1 yorum