İçeriğe geç

ZEMHERİ ÇELİĞİ

Bölüm 9 · 3 dk okuma

ZEMHERİ ÇELİĞİ

Bölüm 9

Bölüm 9

Güvenli eve giden o ıssız dağ yolunda, direksiyonda Uygar, yanımda titreyen nefesiyle Güldünya ve kucağımda tüm dünyayı yerinden oynatacak o dosya vardı. Arka camdan baktığımda, karanlığın içinden iki çift farın hızla yaklaştığını gördüm. Tan Alaz vazgeçmiyordu.

...

Uygar, dikiz aynasından arkadakileri süzüp vitesi küçülttü. "Özden, sıkı tutun! Güldünya teyze, koltuğun altına eğil!" diye bağırdı. Araç savrulurken, zihnim bir anlığına bizi bu noktaya getiren o eski operasyona gitti.

İçses: "Tıpkı 'Zemheri Kartalı' operasyonundaki gibi... O gün de kar fırtınası altında, omuz omuza çarpışmıştık. Uygar'ın F-16'sı tepemizde çelikten bir kanat gibi süzülürken, ben aşağıda timle birlikte sızma yapıyordum. O zaman düşman netti, sınırın ötesindeydi. Şimdi ise düşman dikiz aynamda, yanımda mühimmat dolduran adamın suretindeydi."

Uygar: "Özden! Dalıp gitme, şu camı indir ve lastiklerine nişan al! Aynı 'Zemheri Kartalı'ndaki o kaçış planı gibi, hatırla!"

...

Zor da olsa Tan Alaz’ın aracını yoldan çıkarıp, Albay’ın işaret ettiği o eski bağ evine ulaştık. İçeri girer girmez Uygar kapıyı sürgüledi. Güldünya’yı mutfağa, güvenli bir köşeye oturttuktan sonra masanın üzerindeki dosyaya kilitlendik.

Uygar: "Aç artık şu dosyayı Özden. Kim bu kuklacı? Kim bizi birbirimize kırdırıp bu vatanı ateşe atıyor?"

Parmaklarım titreyerek son sayfayı çevirdim. Sayfanın en altında, "Kuklacı" kod adının hemen yanında bir imza ve bir fotoğraf vardı. Nefesim kesildi. Dosyada yazan isim, az önce bizi buraya gönderen adamın ta kendisiydi: Albay.

Özden: "Olamaz... Albay mı? 'Kimseye güvenme' derken aslında kendisini mi kastediyordu? Bizi buraya, bu ıssız eve bilerek mi gönderdi?" Uygar: (Dosyayı elimden çekip aldı, gözleri öfkeyle parladı) "Bizi buraya hapsetti Özden. Tan Alaz sadece bir kovalamacaydı, asıl infaz ekibi muhtemelen yolda. Albay bizi 'gizli görev' adı altında ölüme yolladı."

...

Dosyanın ekinde bir de ses kaydı cihazı vardı. Düğmesine bastığımda ses yankılandı: "Özden ve Uygar fazla yaklaştı. Zemheri Çeliği'ni kökünden kırmak lazım. Darbe kaosu içinde kaybolup gitsinler."

İçses: "Kuklacı, iplerimizi kendi elleriyle kesmişti. Ama bilmediği bir şey vardı; biz çelikten yapılmıştık ve çelik, ateşte sadece daha fazla sertleşirdi."

Özden: "Şimdi ne yapacağız Uygar? Karargâha dönemeyiz, Albay orada. Genel merkez şüpheli..." Uygar: (Silahını kontrol ederek yanıma geldi) "Tek bir seçeneğimiz var. Kendi operasyonumuzu başlatacağız. Timin geri kalanına, Saygun'a ulaşmamız lazım. Onlara gerçeği anlatacağız."

Dosyanın son sayfasını çevirdiğimde, Albay’ın ismini görmeyi beklerken karşımda bambaşka bir fotoğraf buldum. Fotoğraftaki kişi, TEM'den Komiser Yauz'du.

Özden: "Uygar... Bu imkansız. Yavuz mu? Bize operasyonlarda istihbarat sağlyan adam mı?" Uygar: (Dosyayı hırsla elimden aldı) "Olamaz... Bak, burada İkmal Birimi ile yaptığı gizli yazışmalar var. Bize operasyon koordinatlarını derken aslında her adımımızı birilerine raporluyormuş. 'Zemheri Kartalı' operasyonundaki o sızıntı da onun yüzündenmiş!"

...

Dosyanın içinden çıkan bir ses kaydı, Yavuz’un o saf ve komik ses tonunun nasıl buz gibi bir katile dönüştüğünü kanıtlıyordu: "Komutanım bana çok güveniyor, her şeyi anlatıyor. Özden zaten duygularıyla hareket ediyor, onu manipüle etmek kolay. Darbe başladığında timi içeriden bitireceğim."

İçses: "Yavuz... Bizimle dalga geçilmesine izin veren, o saf çocuk maskesinin arkasına saklanan bir yılandın demek. En zayıf halka görünüp en güçlü darbeyi vurmak için beklemişsin."

...

Uygar’la birbirimize baktık. Yıllar önce 'Zemheri Kartalı' operasyonunda bizi o mağarada sıkıştıran koordinatları kimin verdiğini şimdi anlıyorduk.

Uygar: "Hatırlıyor musun Özden? O gün F-16 ile tepenizde tur atarken telsizden bir cızırtı gelmişti. Saygun’un frekansındaydı o parazit. Biz onu 'teknik arıza' sanmıştık, meğer o sırada konumumuzu karşı tarafa geçiyormuş." Özden: "Ve biz bugün hangarda o silahını çekince onu kahraman sandık! 'Ciğerim komutanım' diyerek aslında seni korumuyor, seni köşeye sıkıştırıyordu."

...

Güldünya köşeden bize bakarak iç çekti. "O çocuk..." dedi sesi titreyerek. "Gözleri hiç gülmüyordu onun Özden. Bakışları hep bir şeyi gizler gibiydi. Dosyayı aldınız, şimdi o yılanın başını ezme vakti."

Uygar: "Albay’ı hemen ara Özden. Yavuz’un gerçek yüzünü ona anlatmalıyız. Ama dikkatli ol, Yavuz şu an karargâhta ve timin geri kalanı Asena, Tayga, İlteriş, Saygun onun yanında tehlikede!"

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

10. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.