16 .BÖLÜM = . Gizli sözler ve Belirsiz başlangıçlar ...
O gece, isteme törenine hazırlanırken, içimde tuhaf bir tedirginlik ve belirsiz bir his vardı. Kalbim adeta bir taş gibi, ağır ve sarsılmazdı. Babamın kararıyla hayatımın tamamen değişeceğini bilmek korkutucuydu. Savaş Baykara... Onu yalnızca birkaç fotoğraftan tanıyordum ve hakkında duyduğum şeyler, soğuk, mesafeli ve kibirli biri olduğuna işaret ediyordu.
Odaya girdiğimde, tüm bakışların üzerimde olduğunu hissettim. Kalbim daha da hızlanmıştı; başımı yere eğerek ilerlerken etrafımda fısıltılar dolaşıyordu. “mahir ağa damat bey neredeler ?” diyen babamı duyduğumda içime hafif bir rahatlama yayıldı; belki de gelmeyecek, bu zoraki evlilikten kaçmanın bir yolu belirecekti. Tam o anda, arkamda bir hareketlenme hissettim. Yavaşça dönüp baktığımda, arkamda duran Savaş Baykara’yı gördüm. Kalbim o anda bir anlığına durdu sanki.
Onun fotoğraflarından çok daha farklı, çok daha etkileyici olduğunu hemen fark ettim. Uzun boyu, geniş omuzları ve gözlerindeki o soğuk ama güçlü ifade... Beni adeta büyülemişti. Duruşunda hem bir asalet hem de korkutucu bir mesafe vardı. Odaya girdiğinde herkes sessizleşti. O ise kimseyle göz göze gelmeden, direk olarak bana doğru bana bakıyordu .
Savaş’ın karşımda olması , ile sanki oda biraz daha daraldı. “Milena,” dedi, yumuşak ama belirgin bir tonda. Sesindeki soğukkanlılık beni etkiledi; gözlerinde saklamaya çalıştığı bir bakış vardı, ama onu tam olarak çözemedim. Yüzümde hafif bir tebessüm belirdi, istemeden de olsa ona karşı çekim hissetmeye başlamıştım. Onun yanında kendimi hem ürkek hem de güçlü hissetmem garipti.
Mahir ağa oturduğu yerden geriye yaslanarak “yeğenim , savaş baykara .” dedi babama yönelik bu lafları ortamın sessizliğine etki etti .
Babamın ağzından tek çıt çıkmazken bende yerimde donmuş gibiydim .
Annem “çocuklar otursanıza .” demesi ile
İkimiz de yan yana oturduk ,
“ şey sen .?” konuşmayı unutmuş gibiydim . Cümleleri bir araya getirmekle savaş veriyordum .
“Milena,” dedi. Sesi derin, ama sakin ve güven vericiydi. “Ben Savaş. Beni tanımıyorsun, ama tanımaya başlayacaksın.”
Onun kendinden emin bu sözleri, içimde bir kıpırtıya neden oldu. Kulağa meydan okur gibi geliyordu ama bir yandan da garip bir güven duygusu yayıyordu. hissettim ve o an bakışlarımı kaçırdım. Ne diyeceğimi bilemiyordum, onun gözlerinin derinliğinde kayboluyordum sanki.
“Sana söylemek istediğim bir şey var,” dedi, sesi bir fısıltı kadar alçak ve nazikti. “Bu evlilik zorla değil, birlikte inşa edeceğimiz bir hayatın başlangıcı olacak… Eğer izin verirsen.”
O an içimdeki direnç bir anlığına kırıldı. Onunla geleceği hayal etmek istemiyor, ama gözlerindeki o ciddiyet beni etkiliyordu. Savaş Baykara’nın derin, kararlı bakışları arasında, bu evliliğin belki de umduğumdan çok farklı bir yöne gidebileceği düşüncesi içime bir tohum gibi ekildi.
“Gelecek bizim ellerimizde, Milena. Bu yolun nereye varacağını ancak birlikte görebiliriz,” dedi, bakışlarını gözlerime dikerek. Sözlerinin ne anlama geldiğini tam olarak anlayamamıştım, ama içinde bir davet, bir vaat gizliydi. Onun yanında kendimi ürkek ama güçlü hissettiğim o an, Savaş’ın gizemli dünyasına doğru atacağım ilk adım oldu. sessizce konuşurken, parmaklarımız arasındaki mesafe gittikçe kapanıyordu. Savaş’ın bana sorduğu sorular, babamın önünde gösterdiği kibar tavır ve bana karşı olan ince ilgisi karşısında adeta büyülenmiştim. O sırada, aileler geleneksel konuşmalarını yaparken, Savaş eğilip yavaşça kulağıma doğru fısıldadı: “Bu gece buradayım Milena, ama seninle ilgili kararları zaman gösterecek.” Onun bu sözleri, içimde hem merak hem de bir endişe uyandırdı. Ne kastettiğini anlamadım; bana sıcak bir yakınlık gösterirken, diğer yandan sözlerinde gizemli bir soğukluk vardı.
“ milena kalk kızım kahveleri yap .” annemin sesi ile kendilme geldim . Gözlerine baktığımda kendimi ona çekiliyormuş gibi hissettiriyordu.
Annemin dediklerini başımla onaylayarak ayağa kalktım . Eteğimi düzeltip mutfağa yöneldiğimde kalbim hızla çarpmaya başladı. Ellerim titriyordu, ama kendimi toparlamaya çalıştım. .
Tam kahvenin son aşamasındayken, arkamda bir gölge belirdi. İçimde hissettiğim ürpertiyle bir an irkildim. Arkamda duran kişinin kim olduğunu bilmek için yüzümü bile çevirmeme gerek yoktu; Savaş’tı bu. Sessizce yaklaşmış, neredeyse farkında olmadan arkamda durmuştu. Kalbim yerinden çıkacak gibi atarken, yavaşça nefes almaya çalıştım.
Savaş bir şey demeden, elini sırtımdaki elbisemin fermuarına doğru uzattı. Parmak uçlarını hafifçe omzumda hissettiğim anda, içimden yükselen sıcaklığı bastırmak için tüm gücümü topladım. Yavaşça, nazik bir hareketle fermuarımı yukarı çekti. Onun bu kadar yakınımda olması, nefesini ensemde hissetmek, beni tarifsiz bir şekilde etkiledi. Gözlerimi kapatıp o anın büyüsünde kayboldum.
Elbiseyi hızlı giydiğim için fermuarı tam kapatamamıştım ... “ fermuarım açık kalmış. Kapattığın için teşekkürler ” dedim sessizce .
savaş arkamdaki varlığını hissettirmek adına saçlarımı avucuna aldı . “Sen, biraz sonra sadece bana ait olacaksın Milena, ” dedi, sesi sıcak ama kararlıydı. Bu sözler içimde hem bir korku hem de tuhaf bir güven uyandırdı. Söylediklerinin ardında yatan anlamı çözmeye çalışırken, onun varlığında eriyip gittiğimi hissediyordum.
Aramızdaki bu sessiz ama güçlü çekim, onu durdurmak için adım atmama engel oldu. O, benim arkamda dururken, tüm dünyada yalnızca ikimiz varmışız gibi hissettim. Savaş’ın beni sahiplenici tavrı, korkutucu ama bir o kadar da çekici bir güven duygusu veriyordu.
“Bu evliliği gerçekten senin de isteyip istemediğinden emin değilim, Savaş,” dedi, sesi alçak ama yumuşak bir tonla. “Ama burada olmam, babamın kararı... İkimiz de bu yola zorla itildik gibi hissediyorum.” dedim . sırtımı arkamda duran mermere yasladım .
Savaş “Belki de öyle. Ama zorla başlasak bile, bundan sonrası bizim ellerimizde olacak, Milena,” dedi, bakışları kararlı ve sakindi. “Belki de bu, her ikimiz için de farklı bir başlangıç olacak.”
, Savaş’ın gözlerinde tuhaf bir sıcaklık ve aynı zamanda gizemli bir karanlık görüyordu. İçimdeki güvensizlik yerini meraka bırakıyordu. Onun bu kadar güçlü, aynı zamanda kendini gizemli tutan biri olmasına karşı koyamıyordum .
“Beni gerçekten tanıyor musun, Savaş? Yoksa sadece yüzeyde gördüklerinle yetiniyor musun?” diye sordum , sesim hafifçe titriyordu. Bu soruyu sormak için cesaretimi zor toplamıştı.
Savaş, derin bir bakış attı, bir an duraksadı ve yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirdi.
Savaş “Seni tanımıyorum, Milena,” dedi dürüstçe. “Ama tanımak istiyorum. dediğim gibi biraz sonra benim olucaksın ."
...
Gece ilerledikçe, Savaş bana daha çok yaklaşmaya başladı. İsteme faslı sona erdiğinde, artık savaşın sözlüsüydüm .
Savaş beni bahçeye çıkmam için davet etti. Kalbim hızla çarpıyordu; babamın dikkatinden kaçmak için bahçeye süzüldüm. Orada, yıldızların altında baş başa kaldık. Bana bakarken, gözlerinde bir gizem, belki de içten içe sakladığı bir öfke parlıyordu.
“Milena, istemediğim bir evliliğe zorlanmanın ne kadar acı verdiğini biliyorum,” dedi. Bu sözleri, onun da bu evliliği istemediğini düşünmeme sebep olmuştu, ama aynı zamanda sanki başka bir şey söylemek ister gibiydi. “Beni tanımıyorsun, belki de tanıman gerekmiyor... Ama bu gece senin yanındayım ve şunu bilmeni isterim; hayatındaki en önemli kararı, başkası vermemeli.”
Gözlerimin içine baktığında, içimde bir sıcaklık yayıldı. Ama aynı zamanda onu anlayamamanın verdiği bir çaresizlik vardı. Yavaşça elini uzatıp, parmak uçlarımı avucunun içine aldı. Savaş’ın dokunuşu, beklediğimden çok daha nazikti; yüzünde yarım bir tebessüm, gözlerinde ise belirgin bir kararlılık vardı. Hava çoktan kararsa da ben kendimi aydınlığı bulmuş gibi hissediyordum . “ savaş ... açık konuşmak istiyorum seninle . Ben bu hikayenin sonunun nereye gideceğini bilmiyorum ve bu beni korkutuyor ..” dedim kendi kendime . Savaşın bakışları bana döndüğünde hafifçe bana yaklaştı bu gece sadece bir başlangıç, milena “ dedi “bu yolun sonunda çok farklı bir hikaye olacak “ diye ekledi savaş emin bir sesle ...
gecenin sonunda o yalnızca kocam olamayacaktı ; o benim için bir sır,çözülmemiş bir bilmece ve aynı zamanda korkuyla karışık bir tutkuydu .
Yazar anlatımı .
Savaş Baykara, isteme gecesi için hazırlanırken içindeki öfkeyi kontrol etmekte zorlanıyordu. Milena'nın ailesinin evine girmeden önce, birkaç saniyeliğine durdu, derin bir nefes aldı. İçinde yıllardır büyüttüğü intikam duygusu, bu gece, Milena'nın ailesinin önünde elini tutarken doruk noktasına ulaşacaktı. Ancak Savaş, tüm planlarının arasına sızmaya başlayan bir duyguyu fark etmekten kaçamıyordu: Milena’ya karşı hissettiği beklenmedik çekim. Bu duygu, intikamını almaya odaklanmış bir adamın planlarını bulandırmaya başlamıştı.
Odaya girdiğinde, tüm gözler üzerine çevrildi. İçeri adım attığında, herkesin sessizleştiğini ve ona dikkat kesildiğini fark etti. Ancak Savaş’ın gözleri yalnızca birine, Milena’ya kaydı. Karşısında duran genç kadının narin duruşu, büyük bir zarafetle parlayan gözleri, onu hiç beklemediği bir şekilde etkiledi. Öfke ve hırsla geldiği bu isteme gecesinde, Milena’nın varlığı ona düşündüğünden çok daha fazlasını hissettirdi. O, yalnızca bir intikam aracı değildi; Savaş, kendini bu gerçeğe karşı savaşırken buldu.
Milena’nın gözlerine bakarken, ona bu evlilik teklifini kabul ettirecek kadar yakın davranmanın, aralarındaki duygusal mesafeyi kapatmak anlamına geleceğini biliyordu. Fakat işte, tam karşısında dururken, Milena’nın narin ellerine bakarak, içindeki intikam arzusunun bile Milena’nın çekim gücüne karşı zayıf kaldığını hissetti. İçinde, onu tanımadan önce varlığını bilmediği bir sızı yükseliyordu.
Milena’yı gördüğü ilk andan itibaren, ona yaklaşmanın hem intikamını tatmin etmek hem de içindeki karmaşık duyguları dindirmek anlamına geleceğini düşündü. Ancak, Milena ona bakarken gözlerindeki masumiyet, onun en derin yaralarını bile iyileştirecek bir ilaç gibiydi. O an, bu evliliğin hem kendisi için bir savaş, hem de bir tuzak olduğunu anladı.
Milena yanına geldiğinde, onun yanında durmanın kolay olmayacağını fark etti. Parmaklarını usulca avucunda tutarken, Milena’nın sıcaklığı tenine işliyordu. Yıllardır sakladığı intikam planlarının üzerine inşa ettiği duvarların çatladığını hissediyordu. Milena’nın gözlerinde kaybolmak istemiyor, ama kendini tutmakta zorlanıyordu.
Bu an, onun için bir dönüm noktasıydı. Milena’nın masumiyeti, içindeki en karanlık duyguları sorgulatıyordu. Milena’nın yanında geçirdiği her saniye, Savaş’ın soğuk planlarını biraz daha bulanık hale getiriyor, içinde beklenmedik bir sevgi filizleniyordu. İntikam duygusu ile Milena’ya olan ilgisi arasındaki bu çelişki, ona hayatında ilk kez böylesine zorlu bir iç savaş yaşatıyordu.
Savaş, o gece boyunca Milena’dan alacağı nefreti içine hapsetti . Ancak Milena’nın yanında geçirdiği her an, onu daha çok etkiledi, ona daha çok bağladı. Savaş, intikamının ağırlığına rağmen, Milena’ya karşı hissettiği bu derin çekimi bastırmakta zorlanıyordu. Bu evlilik, onu geçmişin yaralarından kurtarabilir mi, yoksa intikam planlarıyla birlikte Milena’nın hayatını mı mahvedecek, artık emin değildi.
O gece Savaş, kendisiyle de büyük bir savaşa girişmişti. Bir yandan o kadının kızı olması diğer yandan yeni görmesine rağmen içinde büyüyen şehvet .
( Savaş & Milena )

bu kitaba bölüm yazmayı çok seviyorum . ayrı bir enerjisi var yazarken . olayları hissederek ve düşünerek yazmaya çalışıyorum .
ikisinin de birbirlerine karşı inanılmaz bir tutkusu olacak . ortalık alev alacak yorum ❤️🔥❤️🔥🔥🔥 bölüme yorum ve beğeni atarsanız çok sevinirim . sizce kitap nasıl gidiyor ? düşüncelerinizi merakla bekliyorum .









