Böyle mi olacaktı, bir insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı?
Genç Wether´ın Acıları.
Ilık bir yaz sabahıydı. Tarih 2 Temmuzu gösteriyordu. Annem ölmeden 5 gün önce yani. Annemin hep çok güçlü olduğunu düşünürdüm küçükken, babam gibi bir adama o kadar sene katlanmak zor olsa gerekti. Ama şuan dönüp baktığımda annem benim için sadece korkaktı. Kendini, beni o adamın elinden kurtarmak için hiç çaba sarfetmemişti hatta onun bu zulmünden kurtulmak istemiyordu.
Celladına mı aşık oldun anne?
O yaz sabahı babam yine nir şeye sinirlenmiş anneme tokat atıp evi terk etmişti. Bazı şeylerin yeni yeni bilincine varıyordum. Babamın bize yaptıklarının normal olmaması, babamın evden çıkıp başka bir kadına gitmesi gibi gerçeklerin.
Anneme "Neden sana kötü davranan biriyle hala kalıyorsun ki? Kaçalım anne" demiştim sekiz yaşındaki aklımla. "Biliyor musun kızım insanlar bazen yanlış olanı sever. Ona muhtaç hisseder. Yanlış olduğunu bile bile kalır. Kalır, çünkü bilirki gittiğinde her şey daha kötü olacak."
Yanıldın annem. Ben gittim ve her şey daha da iyi oldu. Artık bir canavarın gölgesinde değilim. Artık annem gözüme güçlü gelmiyordu. Bunu kabullenmesi ağırdı fakat o güçlü biri değildi. Ve ben kesinlikle annesinin kaderini yaşayan o kız olmayacaktım.
Hayatımı düşünüyordum. Babamla olan anılarımı. Beni neden sevmiyordu? Bir insan nasıl öz evladından bu kadar nefret ederdi? Bunları ona sormayı hep çok istemiştim. Ama artık böyle bir şeye imkan kalmadı.
Çalınan kapı sesi düşüncelerimi böldü. Kapıyı açtığımda iki tane polis memurunun kapıda olduğunu gördüm.
Bunlar gibi polis gelecekse bana hep soru sormaya gelebilirler ya.
"Lillesol Jeferson?" Biraz daha önde duran yaklaşık 180 boylarındaki sarışın adama baktım.
Memur bey gelin biz sizinle sarışınlar yakışıklı olmaz diyenlere dava açmaya gidelim. Ordanda nikah da-
"Evet benim. Buyrun lütfen içeri."
Biraz daha geri planda duran adama gözlerim deydiğinde sanırım hayatımda hiç bu kadar yakışıklı birini görmediğime karar verdim.
"Öncelikle başınız sağolsun. Bazı sorular sormamız lazım. Yardımcı olabilirsiniz belki."
Sadece başımı sallamakla yetindim. Babama karşı bu kadar umursamaz olmam normal miydi? Artık hangi hissimin normal olduğunu anlayamıyordum açıkcası. Artık akışına bıraktım.
"Babanızdan nefret eden birisi var mıydı? Onun ölmesini isteyecek ya da öldürmeye çalışacak birisi?"
Omuz silktim. "Aslında onun hayatında kim var kim yok bilmiyorum ama ondan nefret eden çoktur. Ölmesini isteyecekte."
"Neden? Başarılı ve kıskanılan biri miydi?" babamla alakası olmayan bu kavramlar karşısında dudağım alayla kıvrıldı.
"Aslında hayır, kastettiğim kötü ve sevilmeyen biri olduğuydu." Diğer adama baktığımda onun dikkatle bana baktığını fark ettim. Kesinlikle rahatsız edici derecede bir dikkat. Bu adam herkese böyle dikkatli mi bakıyor lan?
"Siz onunla iyi geçinmez miydiniz?" Sarışınlar aptal olur lafına kanıt olarak mı dünyaya geldin be adam? Sevsem bu kadar rahat mı olurum sence?
Sadece "Hayır" cevabını verdim.
Sarışın yavaşça yönünü kumral adama döndü "Sormamız gereken başka bir şey var mı Dedektif Darly?" Demek Dedektif Darly.
"Cinayet dün akşam 5 civarında işlenmiş, neredeydin?" İlk defa duyduğum sesinin oldukça hoş ve mayıştırıcı bir tonu vardı ama şuan takılmam gereken şey yaptığı imaydı.
"Ne?" "Duydun." "Babamı öldürmüş olabileceğimi mi ima ediyorsun dedektif?"
"Bir şey ima etmiyorum direkt soruyorum. Babanla iyi anlaşamadığını kendin söyledin hatta ondan nefret ediyorsun. Üzülmüş ya da şaşırmış gibi de durmuyorsun. Sen mi öldürdün babanı yoksa Lilly?" Sesindeki ton ürkmeme hatta bir anlık acaba yapmış mıyımdır düşüncesine sürüklemedi değil.
"Hah bilmem. Ben mi yapmışım? Sizin işiniz bunu bulmak dedektif ve bunu sadece şüphelilere sen mi yaptın demekle bulabileceğini sanmıyorum. Eğer ben yaptıysam yakala beni. Ama inan o adam için kendimi yormam." Hararetle ayağa kalkmasıyla bende kalktım. Önümde göz dağı vermek istercesine durdu ve suçlayıcı bakışlar attı.
Yemezler oğlum o bakışı. Ama seni yiyebilirim.
"Yine karşılaşacağız ve bir dahakine daha suçlayıcı ve sert olacağımıza emin olabilirsin. Katil sen ol veya olmaz en sonunda yakalanacak."
"Size bol şans beyler."
Çalan telefon sesiyle attığı bakışlar kesildi. "Ne var? Peki. Biliyorum." verdiği kısa cevapları duysamda sorular anlaşılmıyordu. En son daha heyecanla verdiği "Ne?!" tepkisi olanları öğrenme isteğimi harlasada sanki çok merak etmiyormuşum gibi davranmalıydım. Kendimden ödün vermeyecektim heleki bu adama.
"Nolmuş?" Umarım sesim umursamaz çıkmıştır...
"Davada gelişen olayları ve detayları paylaşmıyoruz. Heleki zanlı konumundaki biriyle." kısa bir bakış attıktan sonra evden çıktılar.
Hayatımda her şey çok iyiymiş gibi bide cinayet zanlısı olmadığım kalmıştı ya çok iyi.
....
Nasıldı?
Eksiklerimi söylerseniz ve eleştirirseniz düzeltmeye çalışacağım.
Oy verirseniz seviniriim