Ahmet, cesaretini toplar ve Selin’in yanına gider. “Merhaba, bu güzel akşamda yalnız oturmak yerine, sohbet etmek ister misiniz?” diye sorar. Selin, başını kaldırır ve Ahmet’e bakar. Ahmet’in samimi gülümsemesi Selin’in içini ısıtır. “Tabii, neden olmasın?” diyerek daveti kabul eder.
O akşam boyunca, Selin ve Ahmet saatlerce sohbet ederler. Ahmet, Selin’in İstanbul’daki hayatını, hayallerini ve üniversite planlarını dinler. Selin ise Ahmet’in İzmir’deki yaşamını, ailesini ve edebiyata olan tutkusunu öğrenir.