KutayElisa’ nın yanına geldiğimde bir çift meraklı göz bana bakıyordu. “O kız kimdi, seninle niye konuşmak istedi, ne oluyor?” Bu kız başıma belaydı. Her şeyi sorarsa işim zor. Korkmasını istiyordum. Bu yüzden, “Eski bir arkadaşım ismi Vera, bir şey yok. Önemsiz birkaç şey anlattı.” dedim, aslında önemliydi… ama kafasına takmasını istemiyordum. Hala anlamadığım tek bir şey vardı. Vera, niye böyle demişti… ne demek Elisa’nın hayatı bana bağlıydı. “Bir şey olmadığına emin misin, hüzünlü bakıyor gibisin.”“Eminim, önemli olsa yanında söylerdi hele ki seni ilgilendiren bir durum olsaydı.”“Peki..”“Bugünlük bu kadar yeter fazla yormak istemiyorum. Eve geçelim.”Eve doğru yürürken arkamdaki adımları duyuyordum. Elisa… yine soru soracaktı, biliyordum... Gözlerindeki merak beni yakıp geçiyordu. Vera’yla konuştuğumu gördü. Elbette susmayacaktı.Kapıyı açıp içeri girdim. Hiçbir şey demeden pelerinimi bir kenara attım. Ayakkabılarımı çıkardım. Ardımda hâlâ duruyordu.Bir çift göz… meraklı… korkuyla karışık.“Kimdi o kız? Vera mı? Neden seninle konuşmak istedi? Bana niye anlatmıyorsun?”İşte beklediğim sorular. İçimden derin bir nefes çektim. Ne desem de kafasından atsam şu Vera meselesini? Gerçekleri bilirse… daha çok korkar. Ona şimdi bunu anlatamam.Sertçe döndüm. Gözlerinin içine bakmadım.“Dedim ya. Eski bir arkadaş. Önemli bir şey değil.”Elisa bir adım daha attı. O inatçı bakışı… yumuşamayacak biliyorum.“Öyle bakmıyordun ama… yüzünden belli. Bir şey var, benden saklıyorsun. Kutay… lütfen…”Yeter. Bu gece bunu konuşamam. Zaten Vera’nın söyledikleri beynimde yankılanıp duruyor.Aniden dönüp sözünü kestim.“Elisa. Bu konuyu kapat. Bu gece hiçbir şey konuşmak istemiyorum. Yarın antrenmana devam edeceğiz. Şimdi odana git. Dinlen.”Gözleri büyüdü. Kırıldığını fark ettim. Ama başka çarem yoktu. Ne desem onu koruyamazdım. Bilmemesi şimdilik en iyisi.Sessizlik. Sadece iç çekişlerimiz kalmıştı geriye.Elisa arkasını döndü, odasına doğru ağır adımlarla gitti. Kapısının kapanış sesi kalbime saplandı. Ben pencerenin önüne gittim. Dışarıya baktım.Vera… Ne demek hayatı bana bağlı? Kraliçe ne planlıyor? Bu yük… bu korku… beni boğuyor.O gece evde konuşulan tek şey… sessizlikti.ElisaAnlatmıyor… saklıyor, Kutay’ı bu kadar etkileyecek ne konuşmuş olabilirler ki.. Vera kim? Eski bir arkadaşmış…ama ya değilse ya yine kandırılıyorsam, her şey bir yalansa… neden gözlerini kaçırdı.. kapıyı usulca kapattım. Sırtımı kapıya yasladım ve çöktüm. Derin derin nefes almaya başladım, kalbim sanki çıkacak gibiydi…Beni korumak için mi bu suskunluk?.. bana güvenmiyor mu… beni güçsüz mü görüyor hala.. ben, güçsüz değilim ki… bu zamana kadar yaşamak için mücadele etmişim. Her zamanki gibi… bir şey söylemiyorlar, susuyorlar. Ayağa kalkıp yatağa girdim. Ellerim dizlerimde başımı öne eğdim.. O kızın gelişi bir tesadüf olamaz bir şeyler oluyor. Bir anda Kutay’la konuşmayı istemesi..Gözlerim dolmuştu. Bir dokunsalar ağlayacak gibiyim. Ama yapamadım, ağlayamadım… sessizce öylece yerimde durdum, konuşamadım. KutayNe zor şeymiş… susmak. O meraklı gözleri gördüğüm an yüreğim sıkıştı. Elisa… sana yalan söylemek istemedim. Ama ne diyebilirdim ki? ‘Vera geldi, Kraliçe bir şey planlıyor olabilir, hayatın bana bağlıymış’ mı deseydim? O zaman ne yapardın? Daha çok korkardın. Daha çok sarsılırdın. Şimdi zaten endişelisin. Şimdi zaten tedirgin. Bilmemen en iyisi… en azından şimdilik.Ellerim titredi. Yavaşça yumruk yaptım. Öfke mi bu? Korku mu? İkisi de belki… iç içe geçmiş. Vera’nın gözlerindeki o acı… o imalı bakış… hâlâ gitmiyor gözümün önünden.Ne demek istedi Vera? ‘Elisa’nın hayatı sana bağlı…’ Ne demek bu? Kraliçe bunu mu planladı? Beni mi kullanacak? Belki de çoktan plan kurdu bile. Vera söyleyemedi… ya da söylemeye cesaret edemedi. O da bir piyon. Hepimiz öyleyiz. Kraliçe ne isterse o olur. Onun izni olmadan hiçbir şey değişmez bu şehirde. Karanlık her yerimize sinmiş…Yavaşça pencereye yürüdüm. Ellerim camın soğuk yüzeyine değdi. Dışarısı sessizdi… ama kafamın içi gürültüden yıkılıyordu.Elisa bilse… ne yapardı? Belki korkardı… belki bana güvenmezdi… belki her şeyden vazgeçerdi. Bilmiyorum. Ama bir şeyi biliyorum. Onu koruyacağım. Her ne olursa olsun. Ayin yaklaşırken… bu şehir nefesini tutmuşken… Kraliçe gölgelerden izlerken… ben onu koruyacağım. Yemin ederim buna.Derin bir nefes aldım. Göğsümde bir ağrı… sanki biri yumruk yemiş gibi…Ya başarısız olursam? Ya koruyamazsam? Ya bu korku içimi zayıflatırsa? O zaman ne olacak? O zaman onu kaybederim. Ve bu kez… dayanamayacağım. Bir kez daha böyle bir acıyı… hayır. Hayır, bunu düşünmeyeceğim.Yavaşça yatağın kenarına oturdum. Başımı ellerimin arasına aldım. Avuç içlerim terlemiş… yüreğim deli gibi atıyor.Kraliçe ne biliyor? Vera bana bakarken neden korktu? Benim Elisa’yı korumam… bu gerçekten benim elimde mi? Yoksa çoktan yazılmış bir son mu var? Bizi bu oyunun içine kim itti? Bir çıkış yolu var mı? Yoksa… her şey çoktan mühürlendi mi?Ayağa kalktım. Odanın içinde bir ileri bir geri yürümeye başladım. Ayak seslerim taş zeminde yankılanıyordu.Bu korku… beni felç edecek. Böyle düşünürsem… böyle titrersem… onu koruyamam. Kendime gelmeliyim. Güçlü olmalıyım. Onun için. Sadece onun için.Pencereye döndüm. Dışarı baktım. Gece ağır, rüzgar soğuk… ama karanlık asıl burada. İçimde.Elisa, keşke bilmeseydin hiçbir şeyi. Keşke bu şehre hiç gelmeseydin. Ama geldin. Şimdi bana güveniyorsun. Bunu bozamam. Sana ihanet edemem. Sana susarak bile ihanet edemem… ama şimdi konuşamam. Daha zamanı değil. Belki… belki hiçbir zaman gelmeyecek o zaman. Ve bu beni korkutuyor.Başımı cama yasladım. Gözlerimi yumdum. Dudaklarımdan kısık bir dua döküldü.Tanrım… bana güç ver. Bir yol göster. Elisa için… bu karanlık büyümeden… beni koru. Onu koru… Bu korkuda neyin nesiydi… Elisa, o mükemmel, eşsiz biriydi. Ne garip, ne tuhaf şey, bu kız… neden hiç aklımdan çıkmıyordu. O güzel gülüşü, gökyüzü gibi mavi mavi neşe saçan gözleri, güneş gibi sapsarı saçları, bakışı.. içimde öyle bir his bıraktı ki… korku mu, endişe mi, sorumluluk mu ya da başka bir şey… hiç hissetmediğim, anlamlandıramadığım bir şeydi. Onu ilk gördüğüm gün dün gibi aklımda, bana öyle korkulu, endişeli, yorgun bir şekilde karşıma çıkmıştı. Tek yapmam gereken onu her türlü duruma karşı korumaktı. Şimdi ise bu şehirden, karanlıktan, kraliçeden…şimdi ise onu sadece korumak değil de sadece yanında olmak istiyordum. Gözlerinin içine bakmak, bir şey söylemese bile o güzel bakışını hissetmek… bu düşünce aklımdan hiç gitmiyor.Kendime kızıyorum, inanamıyorum ya da inanmak istemiyorum. Ben savaşçıyım, onun koruyucusuyum. Onu sadece korumam gerekirken… duygular mı? Ona karşı hissettiklerim bana engel olur. İçimde bir şey var, sıcacık yavaşça büyüyen bir kıvılcım gibi. Ne zaman göz göze gelsek sanki dünya duruyor. Sesler kesiliyor, sadece o ve ben varmışız gibi…Bana inandı, sorgulamadı, güvendi. Bu yaşadığım lanet yerde ilk kez o , yalnızca o bana güvendi… belki de bu yüzden Vera’nın sözleri beni bu kadar sarstı. Elisa’ya bir şey olacak, canı yanacak diye korkuyorum. Onu koruyamazsam, ya yok olursa… ya ben hep kaybetmeye mahkumsam?Ne yapıyordum, nereye sürükleniyorum. Bu his, bu sıcaklık tehlikeden başka bir şey getirmez. Buna rağmen içim itiraz etmiyor aksine daha fazla istiyor. Onun sesi, gülüşüne, bakışı hepsi zihnimin her köşesine kazınmış. Onun gülüşü için tüm dünyaları veririm. Yutkundum. Kalbim hızla çarpmaya başladı, bu yanlıştı bu olmamalıydı ama çoktan olmuştu. Elisa, hayatın bana verdiği en güzel hediyeydi. Kaçamıyorum, kaçmak isteyen kim ki? Gözlerimi kapattığımda bile her zaman aklımda. Elisa… neden böyle bakıyorsun? Neden kalbimi sıkıştırıyorsun.. ben seni korumaya yemin ettim ama hesaplamadığım şeyi unuttum… seni sevmeyi…O gece… uyuyamadım. Gözlerim tavanda, kulaklarım gecede… kalbim endişe içinde… sabahı bekledim. Ve biliyorum… bu bekleyiş daha yeni başlıyor.ElisaGözlerimi açtım… bembeyaz bir bahçedeydim. Güneş sıcacıktı… hafif bir rüzgar esiyor, saçlarımı usulca savuruyordu. Kuş sesleri… çiçek kokusu… bu şehirden farklıydı burası. Karanlık yoktu. Korku yoktu. Sadece huzur.Ve orada… karşıda… Kutay. Bana bakıyordu.Üzerindeki koyu pelerini yoktu bu kez. Hafif, açık renk bir gömlek giymişti. Yüzünde hiç görmediğim bir gülümseme vardı… içten, sıcak… sanki bana sadece o gülümseme yetebilirdi.“Elisa…” dedi adımı fısıldayarak. Sesi rüzgar gibi, kalbimin derinliklerine işledi.Yaklaştı… bir adım… bir adım daha. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Gözlerimi ondan alamıyordum. Ne kadar da farklı bakıyordu bana… içinde öfke yoktu, korku yoktu. Sadece… sevgi vardı.Elimi tuttu… ilk kez. Eli sıcacıktı. Parmakları parmaklarımın arasına dolandı. Güçlüydü, koruyucuydu… ama aynı zamanda yumuşak, dikkatliydi. Beni incitmekten korkar gibi.“Burada güvendesin… hep yanında olacağım…” diye fısıldadı. Yüzü yakındı şimdi… o kadar yakın ki… nefesini hissedebiliyordum.Gözlerime baktı uzun uzun. Dudakları usulca kıpırdadı:“Senin için savaşırım Elisa… seni korurum… çünkü artık… sen…”Sözleri bitmeden yüzü bana eğildi. Kalbim yerinden fırlayacaktı. Gözlerimi kapadım… bekledim… dudaklarının sıcaklığını hissetmek üzereyken…Bir rüzgar esti… ansızın… bir gölge çöküverdi üzerimize. Kutay’ın gözleri aniden karardı. Arkamdan bir ses… Kraliçenin fısıltısı belirdi.“Elisa… uyuma… gerçek kabus daha başlamadı…”Bir ürpertiyle sıçradım… rüya bir anda dağıldı. Ter içindeydim. Yatağımda… gecenin soğuk sessizliğinde… yalnız. Ama kalbim hâlâ çılgınca çarpıyordu.Elimi kalbime koydum. Dudaklarım aralandı, adını fısıldadım:“…Kutay…”Korkuyla sıçardım…Gözlerim doldu. Rüyamda bile ona yaklaştım… ama yine içimi korku sardı.“Bu neydi… neden böyle bir rüya gördüm… neden içimde bu sıcaklık var…” diye düşündüm sessizce.Ama cevabı bilmiyordum. Bildiğim tek şey… bu rüya bana Kutay’ı düşündürmüştü. Hem de çok…
Bölüm 5
5.Bölüm:İtiraf Edilmemiş
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.