İçeriğe geç

Zamanda Yolculuk

Bölüm 9 · 4 dk okuma

Zamanda Yolculuk

Bölüm 9

Bölüm 9: Eve Dönüş

Arthur ve Drake, barda geçirdikleri uzun ve yorucu bir gecenin ardından ne kadar yorgun olduklarını fark ettiler. Otelden başka bir yerde kalamayacak kadar bitkinlerdi, bu yüzden hemen yakındaki bir otele gidip dinlenmeye karar verdiler.

Otele vardıklarında, eski ama şık bir otelin lobisinde buldular kendilerini. Arthur, yorgunluktan bitkin halde, "Bir oda lütfen," diyerek resepsiyona başvurdu. Anahtarlarını alıp odalarına çıktılar.

Arthur, odaya girer girmez pencereden dışarıya baktı. Gece vaktiydi ve kasaba derin bir sessizliğe bürünmüştü. Pencerenin dışından sokak lambalarının solgun ışıkları, taş döşeli yolları ve eski binaların cephelerini aydınlatıyordu. Sokaklar boştu, sadece uzaktan duyulan hafif rüzgarın sesi vardı. Dükkanların kepenkleri inmişti ve tek tük birkaç evin penceresinden süzülen ışıklar, içeride hâlâ hayat olduğunu gösteriyordu. Gökyüzü, bulutların ardında gizlenmiş bir dolunayla hafifçe parlıyordu, bulutlar yavaşça ilerlerken aralarından yıldızlar görünüyordu.

Arthur, bu sakin manzaranın tadını çıkararak bir süre dışarıyı izledi. Düşünceleri Diana'ya kaydı, onunla geçirdiği zamanları ve hissettiklerini düşündü. Kalbinde hala ona karşı yoğun duygular vardı.

Yorgunluk, düşüncelerine ağır basınca yatağına uzandı ve hemen derin bir uykuya daldı.

Sabah uyandıklarında, Arthur ve Drake kahvaltıya indiler. Otelin kahvaltı salonu geniş ve aydınlıktı. Kahvaltı masasını çeşitli yiyecekler süslüyordu: taze ekmekler, çeşitli peynirler, meyve tabakları, taze sıkılmış portakal suyu ve mis kokulu kahve. Kahvaltının tadını çıkararak enerjilerini topladılar.

Kahvaltıdan sonra otelden çıktıklarında, Arthur Drake’e dönüp, "Beklemeni istiyorum. Son bir şey yapmam gerekiyor," dedi.

Drake, merakla, "Ne yapacaksın?" diye sordu.

Arthur, gözlerinde kararlılık parıltısıyla, "Sadece birkaç dakika, sonra her şeyi anlatırım," dedi ve hızla uzaklaştı.

Arthur, otelden çıkar çıkmaz Diana'nın evine doğru hızlı adımlarla yürüdü. Güneş yavaşça yükseliyor, kasabanın sokaklarını yumuşak bir sabah ışığıyla aydınlatıyordu. Diana'nın evine vardığında kapıyı çaldı ve birkaç saniye sonra Diana kapıyı açtı. Gözlerinde şaşkınlık ve merak vardı.

"Arthur, burada ne işin var?" diye sordu Diana, gülümseyerek.

Arthur, derin bir nefes alarak, "Diana, seninle son kez konuşmam gerekiyor," dedi.

Diana, Arthur'un sesindeki ciddiyeti fark ederek başını salladı ve onu içeri davet etti. İkisi de sessizce oturma odasına geçtiler. Arthur, Diana'ya dönerek, "Sana veda etmem gerekiyor. Geri dönmemiz gereken bir yer var ve bu, seni burada bırakmak zorunda olduğum anlamına geliyor," dedi.

Diana'nın gözlerinde bir an için hüzün belirdi. "Anlıyorum," dedi. "Senin için en iyisini diliyorum, Arthur."

Arthur, gözlerini yere dikti ve sonra tekrar Diana'ya bakarak, "Seni asla unutmayacağım," dedi. Ardından ona doğru bir adım atıp sarıldı. Sarılırken Diana'nın sıcaklığını hissetti, bu anın ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Diana da Arthur'a sarılarak gözlerini kapattı ve bu vedanın ağırlığını paylaştı.

Arthur, derin bir nefes alarak geri çekildi. "Hoşça kal, Diana," dedi ve kapıdan çıktı.

Diana, kapının önünde durup Arthur'un uzaklaşan siluetine bakarak, "Hoşça kal, Arthur," diye fısıldadı.

Arthur, hızlı adımlarla Drake’in yanına döndü. Drake, onun yüzündeki kararlılığı gördü ve sordu, "Her şey yolunda mı?"

Arthur, "Evet, artık bitirelim şu işi," dedi.

İkisi birlikte arka sokağa doğru yürüdüler. Arthur, cebinden eski saati çıkararak tam 20.24'e ayarladı. Saatin mekanizması yerine otururken büyük bir gümbürtü duyuldu ve güçlü bir ışık parıltısı yayıldı. Portal bir kez daha açıldı, etrafındaki havayı sarsan bir enerjiyle.

Arthur ve Drake, tereddüt etmeden birlikte portala adım attılar. Aniden kendilerini Drake’in oturma odasında buldular. Etraflarındaki tanıdık eşyalar ve modern ortam bir an için kafalarını karıştırdı.

Drake şaşkın bir şekilde etrafına bakarken, "Ne oldu böyle?" dedi.

Arthur, biraz duraklayarak, "Sanırım geri döndük," dedi. "Her şey bitti."

İkisi de koltuklara oturup derin bir nefes aldı. Bir süre sessizce oturdukları yerden etrafa baktılar, sonra Arthur, "Drake, eve dönmem gerekiyor," dedi.

Drake, "Anladım, dostum. Görüşürüz," dedi.

Arthur, Drake'in evinden ayrıldıktan sonra yavaş adımlarla evine doğru yürümeye başladı. Yaşadığı maceralar, karşılaştığı tehlikeler ve veda etmek zorunda kaldığı insanlar zihninde birer anı olarak yer etti. Evinin kapısına vardığında, kapıyı açıp içeri girdiğinde derin bir nefes aldı. Evindeki tanıdık koku ve huzurlu atmosfer, uzun süre sonra tekrar gerçek bir evde olmanın rahatlığını hissettirdi.

Arthur, mutfağa geçip bir fincan kahve hazırladı. Kahvesini alıp oturma odasına geçti ve pencerenin önündeki koltuğa oturdu. Dışarıda güneş parlıyor, kuşlar cıvıldıyordu. Bahçesinde çiçekler açmış, ağaçlar yeşermişti. Bu manzara, onun içindeki huzuru daha da pekiştirdi.

Bir süre sessizce oturup dışarıyı izledi. Diana'yı ve eski zamanlarda yaşadığı anıları düşündü. O anıların, hayatının bir parçası olduğunu ve her zaman onunla kalacağını biliyordu. Ama artık geleceğe bakma zamanıydı.

Arthur, hayatında yeni bir sayfa açarak, her gününü dolu dolu ve mutlu yaşamaya karar verdi. Geriye dönüp baktığında, yaşadığı her şeyin onu daha güçlü ve daha bilge bir insan yaptığını fark etti. Bu düşüncelerle, içindeki huzur ve mutlulukla hayatına devam etti. Her sabah uyanıp güne başlarken, yaşadığı her anın değerini bildi ve gelecekte karşılaşacağı her şeyin üstesinden gelebilecek güce sahip olduğunu hatırladı.

Ve böylece, Arthur, evinde ve hayatında mutluluğu buldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.