Gözümü açtığımda beyaz duvarlı, hoş detayları bir odada açtım. Bir kaç dakika etrafı sorguladım ve aniden ZAMAN MAKİNESİ?
Benden önce biri bulursa neler olacağınu düşünemiyorum ya tuşa basarsa? Ya tuşa bastı ve çoktan geleceğe gittiyse?
Hayır hayır
BİR DAKİKA BEN DAHA NERDEYİM ONU BİLE BİLMİYORUM KAFAYI YEMEK ÜZEREYİM.
Aniden kapımı biri çaldı
-Girebilir miyim efendim
-buyrun dedim
-Efendim ben kahvaltıyı işçiler için hazırladım. Bayan Marry yemek odasını temizlemenizi istiyor.
Dedi ve odanın kapısını kapattı.
NOLUYOR BAYAN MARRY KİM BU KADIN KİM İŞLER KİM NEREYE DÜŞTÜM BEN
Korktuğum başıma gelmişti zamanın içinde kaybolmuştum. Üstelik nasıl döneceğim hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.
Kapıyı hafifçe açıp içeriye doğru ilerledim. Akşamdan kalmış bir gaz lambası vardı masada.
Az önceki kadın yanıma gelip bana bazı temizlik eşyaları verdi.
Gelecekte olmam imkansızdı ama eğer geçmişteysem şu anda başım çok büyük dertte olacak.
Eşyaları elinden nazikçe aldım ve yemek odasına doğru ilerledim. Oda zaten mutfağım karşısındaydı.
Odaya girdiğimde ilk dikkatimi çeken altın kadehlerdi. Odanın masası çok büyük ve uzundu.
Duvar kağıtları özenle seçilmiş sade, detaylı ve güzel görünüyordu.
Temizlik malzemelerinin birazını kenara bıraktım ve masayı silmeye başladım.
Elime verdiği sprey kutusunda garip bir alfabe yazıyordu.
Aklım bir yandan zaman makinesindeydi acaba nerdeydi şuan?
Masayı sildikten sonra bezi kenara bırakıp yerleri süpürmeye başladım. Aklım çok karışıktı Bayan Marry kimdi?
İşimi bitirdikten sonra bana eşyaları veren kadının yanına gittim.
- İşimi bitirdim efendim ne yapmalıyım şimdi?
- Bişey yapmanıza gerek yok efendim isterseniz bahçeyi sularsınız.
Kadının kıyafetine baktığımda eski dönemlerdekine benziyordu.
Etrafa daha dikkatli baktığımda heykeller olduğunu fark ettim.
- Hey bayım!
- Buyrun
- Leonardo da Vinci sizi çağırıyor.
- Anlamadım?
-Üst katta sizi bekliyor efendim.
Sırıttım ve merdivenlere yöneldim. Çok şaşkındım.
Böyle ünlü biri beni nasıl çağırıyor olabilir ki? Artık kesinleştirmiştim geçmişteydim.
Üst kata vardığımda önümde duran kapıyı tıklattım.
- Girebilirsiniz
-Hoşgeldin Charles
Kekeleyerek hoşbuldum efendim dedim
-Sana bir şey soracaktım aslında. Otursana ayakta kalma.
Yanıma bir sandalye çekip oturdum.
-Bir tabloya başlamayı düşünüyorum. Böyle güzel görünen nadir bir portre.
- Oh bu harika görünüyor efendim. Kız mı erkek mi portreniz.
- Daha önceden erkek pek denemedim bu nedenle kız yapacağım.
Çizimini yapmasını beklerken odaya göz gezdirmeye başladım.
Bir anda zaman makineme benzeyen bir şey gördüm.
- Efendim şurdaki nedir?
- Bugün sabah bahçede bulmuşlar.
- İzninizle bakabilir miyim? Benim olabilir.
- Elbette bakabilirsin.
Oturduğum yerden kalkıp zaman makinesine yaklaştım. Evet! Buydu gerçekten zaman makinemdi.
- Evet efendim bu benim bir eşyam.
- Bahçeye nasıl gitmiş?
- Onu inanın bende bilmiyorum ama çok arıyordum.
- Pekala al ve odana götür sonrasında tekrar yanıma gel sana sorular soracağım.
- Çok teşekkür ederim!