" Ölmek mi? Yaşamak mı? deseler ne derdiniz? Çoğunuz büyük ihtimalle yaşamak derdiniz ama kendiniz için degil sevdikleriniz için. "
Görüşmeyeli uzun zaman oldu diye söylenirken telefonu elime aldım.
Tuşlu telefonu yavaşça çevirmeye başladım.8-7-5-3
-Günaydın profösör Thomas Swift, ben Charles, Charles Brown
- Günaydın evlat görüşmeyeli uzun zaman oldu değil mi? Zaman makinesi işlerini ne yaptın? Bu aralar çok yoğunuluğum var lütfen kusura bakma.
-Anlıyorum profösör. Zaman makinem hazır ne zaman görmeye gelirsiniz yada ben size getirebilirim.
- Oh evlat açıkçası doğru konuşacağım sen gelirsen çok iyi olur. Çok fazla yoğunluğum ve vermem gereken dosyalar var. Saat 12 gibi gelebilirsin.
- Çok teşekkür ederim iyi işler
-Rica ederim
Diyerekten telefonu kapattım.
"Tehlikeye git gide sürükleniyordum kalbim çok hızlı atıyordu. Sanki göğüs kafesimin içinden bir anda kalbim çıkıp fırlayıcak gibiydi ama nedensizce içimden bir ses gitme diyordu ama en fazla bir makine ne olabilirdi ki? değil mi?
Saat on bire geliyordu ve zaman makinesini çalıştırmak için sabırsızlanıyordum. Zaman makinesini eski püskü bir battaniyeye sardım.
(zaman makinesi kocaman bir şey değildir aşağıya fotoğrafını koyacağım)
Açıkçası taksiyle gitmek istiyordum fakat zaman makinesi orta boyutta bir şey olduğu için insanlar şüphelenebilir yada ne meraktan elimden falan alabilirdi. Bilirsiniz çok sevdiğiniz bir şeyin kaybolmaması yada kimseye elletmemek için uğraşırız ya hani, onun gibi üstelik sonuçta ''zaman makinesi''.
Yani bu demek oluyor ki araba kiralayacağım.
Zaman makinesini evde bırakıp koşa koşa araç kiralama yerine gittim. Geldiğimde adama hemen en uygun arabayı vermesini söyledim ve akşam sekize kadar kiraladım.
Akşam sekiz benim için gayet uygun bir saat dilimiydi alt tarafı buradan 10 dakika uzaklıkta bir yere gidecektim.
Arabaya bindiğim gibi zaman makinesini almaya eve doğru ilerledim.
Eve girdiğimde evde pis bir koku ve ses vardı. Zaman makinesine doğru ilerledim ve o kötü kokular,sesler ondan geliyordu. Gerilmiştim bozulursa nelerle karşılaşacağım hakkında az çok fikrim vardı fakat bozulursa nereye gideceğim hakkında hiç bir şey yoktu. Kendi kendime bozulursa nereye ışınlanabilirim ki? diye söylendim.
Makineyi elime battaniyesi ile aldım yavaşça aşağı inmeye başladım.
Arabaya küçük ve sakin adımlarla bıraktım ve öne oturdum.
Yola çıktığımda yollar eski ve taşlı olduğu için her saniye araba zıplıyordu ve doğal olarak makinede zıplıyordu.
Zıplamaktan benim bile midem bulanmıştı zaman makinesi de bir yandan ses çıkarıp koku yayıyordu.
Arabayı sağa çektim ve indim derin bir nefes aldım ve zaman makinesine baktım.
Makineye baktığımda hiç bir şeyin doğru gitmediği anladım ama artık çok geçti..
Korkuyordum, ellerim ve ayaklarım ayrı titriyordu.
'' Daha fazla sessizlik yada sadece makine sesi ?...
Bir anda gözlerim kararmaya başladı, her yerde ışıklar vardı sank-...
bunun gibi bişey zaman makinesi
Yazar notuu: HERKESE SELAMM KISA OLDU ÜZGNÜM DİĞER BÖLÜMÜ DAHA UZUN TUTACAĞIM UMARIM BEĞENİRSİNİZ TESEKKURLERR

