İçeriğe geç

Zaman kapsülü

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Zaman kapsülü

Bölüm 5

Gece ve saat kulesinin çarkları

5. Bölüm: Gece ve Saat Kulesinin Çarkları

​Gece yarısı kasabanın üzerine çöktüğünde, sokak lambalarının sarı ışıkları siste cılız parıltılar oluşturuyordu. Kasabanın tam merkezinde yükselen ve elli yıldır çalışmayan eski saat kulesi, devasa bir gölge gibi gökyüzüne uzanıyordu.

​Kuzey ve Maya, kulesinin arka tarafındaki paslı yangın merdiveninin dibinde buluştular. İkisinin de sırt çantalarında fenerler, kütüphaneden aldıkları bronz anahtar ve mektubun bir kopyası vardı.

​— "Bekçi iki saatte bir devriye gezer," dedi Maya fısıltıyla, kulesinin tepesindeki devasa saat kadranına bakarak. "Şu an kasaba meydanındaki çay bahçesinde. En fazla yarım saatimiz var."

​Kuzey başıyla onayladı ve paslı demir merdivenlere ilk adımı attı. Metalin gıcırtısı sessiz gecede tehlikeli bir şekilde yankılandı. Dikkatlice yukarı tırmanarak kulesinin üçüncü katındaki ahşap havalandırma pencerelerinden birini aralayıp içeri süzüldüler.

​Kulenin içi toz, kurumuş ahşap ve eski makine yağı kokuyordu. Yıllardır el sürülmemiş devasa pirinç çarklar, kalın zincirler ve sarkaçlar karanlıkta dev yaratıkları andırıyordu. Kuzey fenerini yakıp ışığı kulenin tavanına doğru tuttu.

​— "Mektupta ne diyordu?" diye sordu Kuzey, çarkların arasına doğru ilerlerken.

​Maya cebinden çıkardığı notu okudu:

— "İkinci anahtar, zamanın durduğu dev çarkın kalbinde saklı."

​Kuzey fenerin ışığını saat mekanizmasının tam ortasındaki en büyük çarka çevirdi. Saat 12’yi gösterdiği anda durmuş gibi görünen devasa bir sistem vardı. İkili, dar ahşap merdivenlerden çarkların bulunduğu platforma tırmandı.

​Kuzey elini tozlu pirinç çarkların arasına uzattı. Ahşap gövdenin içine gizlenmiş küçük bir bölme hissetti. Parmağını bölmenin kenarına takıp çektiğinde, küçük bir ahşap kutu eline geldi.

​— "Buldum!" dedi Kuzey heyecanla.

​Kutuyu açtıklarında içinden, kütüphanede buldukları bronz anahtarla neredeyse aynı olan ama üzerinde farklı semboller kazınmış ikinci anahtar çıktı!

​Tam o sırada, kulenin alt katından gelen sert bir kapı gıcırtısı ve yankılanan ayak sesleri duyuldu! Birisi zemin kattaki ağır ahşap kapıyı açmış, içeri girmişti. Fener ışığı kulenin merdivenlerinde oynamaya başladı.

​Maya panikle Kuzey’in kolunu tuttu:

— "Bu bekçi olamaz... Bekçinin feneri bu kadar güçlü değil!"

​Aşağıdan gelen tok bir erkek sesi kulede yankılandı:

— "Çocuklar... Yukarıda olduğunuzu biliyorum. O anahtarı bana verin ve bu tehlikeli oyunu burada bitirin!"

​Kuzey ve Maya birbirlerine baktılar. Mektupta bahsedilen "ihanet eden kişi" ya da onun izini süren biri, düşündüklerinden çok daha yakındaydı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.