İçeriğe geç

ZAHİRDEN ÖTE

Bölüm 7 · 4 dk okuma

ZAHİRDEN ÖTE

Bölüm 7

İKİ YABANCI BİR ÇOCUK

İnsan yaşadığı hayatın getirdikleri ile şekillenir. Öyle ki karşınıza çıkan her zorlukta ya da her mutlulukta hem ruhunuz hem de karakteriniz kendini değiştirir. Ama ne kadar değişirseniz değişin hayatınızdaki insanların kriterlerine uymanız mümkün değildir. Bu yüzden kendin olmak başkası yüzünden eğilip bükülmekten daha mantıklıdır. Ama gelin görün ki insan kendini kabul ettirmeye çalışan her anlamda aç bir varlıktır. Elindekinin kıymetini bilmek yerine başkasında olana göz diker. Kendi çabası ile bir yere gelmek yerine o yere nasıl geldiği üzerine tahminler yaptığı insanlara özenir.

İşte Kemal içinde insanların yaptığı tam olarak buydu. Hayata doğru düzgün dokunamamış ezik insanlar vatan için yaptığı fedakarlıkları hiçe sayarak onu olmayan elinden vurmaya çalışmışlardı. Onlar yataklarında rahat yatsın diye dağlarda çırpınan cesur bir adamın vatanı için feda ettiği elinden. "Çolak, eksik, yarım adam" bu sözleri duyar ve kendi namıma üzülürdüm. Bu sığ insanların başında beni dünyaya getiren ama asla anne olmayan o kadın da vardı. Oysa bu kimine göre eksiklik bence Kemal'in cesaretinin bir göstergesiydi.

Şimdi ise ben ağlarken karşımda dimdik durup sessizce bekleyen adamın bambaşka bir yüzünü görüyordum. Ağlamam beş on dakika sonra sakin hıçkırıklara dönüştüğünde Kemal'in tok sesi ortamı doldurdu.

" Yaşadıklarını düşünmek bile bana acı verirken seni anlamam mümkün değil. Yine de elimden geleni yaparım. Başta da dediğim gibi benim için oğlumun sıcak bir yuvada büyümesi önemli. "

Başımı kaldırıp karşımda bir çınar gibi dik duran adama baktım. Omuzlarında kendi hayatından fazlasını taşıyordu. O an düşündüğüm tek şey "keşke benim babam da bu adam kadar anlayışlı olsaydı " olmuştu. Ellerimin tersi ile göz yaşlarımı sildim ve yüzüme ciddi bir ifade yerleştirip:

" Oğlun çok şanslı, benim hiç bir zaman olmayan şansıma sahip. Ve ben bunu elinden almayacağım. Ne kadar inanırsın bilmiyorum ama onu kendi çocuğum gibi bağrıma basacağıma söz veriyorum." dedim. Gözleri gözlerimde bir süre bekledikten sonra dudağının kenarı kısa bir an kıvrıldı. Ardından söyledikleri ise bana hayatımda hiç hissetmediğim güveni verdi.

" Senden yatağıma girmeni istemiyorum ama bunu kimsenin bilmesine gerek yok. Karnındaki sabiye gelirsek, evlendikten bir süre sonra hamile olduğunu duyurur Saniye hala. Çocuğun benden olduğunu yayarız. Sen de zor durumda kalmazsın, anlaştık mı?"

Başımla onu onayladığımda mutfaktan çıkıp salona yöneldi ve ben de arkasından salona geçtim. İçeri girdiğimizde Murat, Saniye halaya bir şeyler anlatıyordu. Kemal, karşıdaki koltuğa otururken ben de Murat'ın yanına geçip saçlarını okşayarak anlattığı şeyleri dinlemeye başladım.

Bir saat sonra Saniye halanın babamdan aldığı kimliğimi de alıp evden çıktılar. Onlar gittikten sonra Saniye hala durmadan doğru karar verdiğimi söyledi. Kemal'in ne kadar iyi bir adam olduğunu, ne kadar çok zorluktan geçtiğini ve Murat'a ne kadar iyi baktığını anlattı. Kırık bir tebessümle dinledim onu, çünkü sözcüklerinin içinde mutluluğunu hissedebiliyordum. Başına kalmayacaktım ve o bunu dile getirmese de anlaşılıyordu. Böylece geçip gitmişti bir gün daha ve yeniden gün geceye kavuşmuştu.

Akşam yemeğinden sonra camın önündeki sedirde oturup dışarıyı seyrettik. İçime tarifsiz bir sıkıntı çöreklenirken duyduğum gürültü ile yerimden sıçradım. Bu sesi tanıyordum, altı ay boyunca o izbe mağarada duyduğum sesin aynısıydı. Hızla yerimden kalkıp kapıyı kilitlemek için koştum. Çünkü duyduğum ses tüfek sesiydi ve bu dağ köyünde gece vakti tüfeklerin sesi eşkiya demekti.

Kapıya ulaşmadan büyük bir gürültü ile açıldı kapı ve yüzüne bağladığı poşudan bile kim olduğunu anladığım Azrailim belirdi girişte. Gözlerim korku ile kocaman açılırken o yüzündeki poşuyu indirdi. Suratına yerleştirdiği pis gülüş ile yanıma gelip beni hızla kolumdan kavrayıp sürüklemeye başladı. Direndim, gücümün yettiği kadar direndim ama nafile bir çabaydı bu. Göz yaşlarım benden izinsiz dökülürken yediğim tokat ile odanın köşesindeki sandığa çarptım. Keskin bir sızı girdi sırtıma ve karnıma doğru yayıldı. Ardından pis elleri saçlarıma ulaşıp kavradıktan sonra beni sürüklemeye başladı. İçeriden gelen çığlıklar kulaklarıma ulaşsa da kalbimin atışı hepsini bastırıyordu. Üzerimde ince bir kazak ile karların içine sürüklendim.

Sırtımdaki ve karnımdaki ağrıya eklenen başımdaki ağrı ile artık sınıra ulaşmıştım. Ölseydim keşke, onun eline düşmektense ölseydim daha iyiydi. Bir anda bıraktı saçlarımı ve tüm gücü ile beni tekmelemeye başladı. Cenin pozisyonunda kıvrıldım kendimi korumak için ama tekmelerinden kaçamadım. Bitti, yolun sonu dediğim bir anda duyduğum silah sesi ile tekmeler kesildi. Soğuk tüm varlığımı sarmış, bedenim acı ile kıvranırken bir kaç el daha silah sesi duyuldu. Sonrası karanlık...

.......

Vücudumu saran bir ağrı, üzerimde büyük bir ağırlık ile kendime gelsem de gözlerimi açamadım. Sanki göz kapaklarım bantlanmış gibi açmaya çalışsam da açılmıyordu. Kulaklarıma dolan kısık kelimelere odaklandım. Konuşan kimdi? Ne anlatıyordu? Ben neden böyle acı çekiyordum? Elimde hissettiğim küçük dokunuşlar ile zorlansam da gözlerimi araladım. O an kulaklarıma tanıdık ince bir ses doldu.

" Uyandı baba uyandı."

Başımı yana çevirdiğimde yanımda duran Murat'ı fark edip gülümsemeye çalıştım. Ama ne kadar başarılı oldum bilemiyorum. Eli hala elimin üzerinde ama bakışları arkaya dönüktü. Çok geçmeden görüş açıma toprak rengi bir pantolonun sardığı bacaklar girdi. Başımı kaldırmak istedim ancak başaramadım. Yüzüm acı ile buruşurken yanıma eğilen bedenin yüzü önümde belirdi. Kemal, endişeli gözlerle bana bakıyordu. Sözleri ile yaşadıklarım aklıma geldiğinde gözümden bir damla yaş firar etti.

"Korkma, güvendesin."

"A... Adar."

Korku ile dile getirdiğim isim canımı daha da yakmıştı. Kemal'in yüzünde ilk defa gördüğüm tebessüm ve sözleri ile şaşırdım.

" Artık sana hiç bir şey yapamaz öldü."

Huzurla derin bir nefes aldım, yaşadıklarıma inat gülümsedim. Bitmişti, onca acı, endişe ve korku sonunda bitmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.