İçeriğe geç

ZAHİRDEN ÖTE

Bölüm 4 · 4 dk okuma

ZAHİRDEN ÖTE

Bölüm 4

EĞİLMEZ DENEN DAĞLAR BİLE YERİ GELİR EĞİLİR

İnsanoğlu kendine biçilen hayatta ne kadar dik dursa da ne kadar güçlü olsa da bazen kabullenmesi gereken durumlardan kaçamıyordu. Hayatıma kendim şekil vermek ya da ailemin benim arkamda durması için kendimi ne kadar paraladığımı bir ben bir de Allah bilirdi. Yine de ne aileme yaranabildim ne de kendi hayatımın dizginlerini elime alabildim.

Benim bile elimde olmayan bir nedenden yok sayılmak çok canımı acıtmıştı. Ama daha çok canımı yakan güvendiğim dalların elimde kalmasıydı. Ben cehennemden kaçmıştım ama unuttuğum şey benim hiç bir zaman bir cennetim ya da sığınağım olmadığıydı. Yüzümdeki doğum lekem yüzünden annem ve abilerimin hışmına uğradığımda daha aklım her şeye ermiyordu. Şimdi düşünüyorum da acaba canımı hangisi daha çok yakmıştı? Benim yaradılışımdan gelen bir iz yüzünden eziyet görmek mi yoksa çok sevip güvendiğim babamın beni bu eziyetten koruyamaması mı?

Kafamda bu ve benzeri düşüncelerin verdiği sıkıntı ile sedirde otururken Saniye hala yan odadan geldi. Az önce hamilelik testini yapmış ve tuvalete bırakmıştım çünkü sonucunu bilsem de cevabı görmeyi midem kaldırmamıştı. Saniye hala yanıma oturdu, yüzündeki endişeli ve çaresiz ifade derin bir nefes almama neden oldu.

" Kızım, hamilesin biliyorsun değil mi?"

Gözlerim dolarken başımı onaylar bir şekilde aşağı yukarı salladım.

" Babası?.."

" Babasını tahmin ediyosun ama gene de söyleyim Adar."

Saniye hala merhametle yılların yıpranmışlığını taşıyan nasırlı elini elime uzatıp tuttu.

" Ne yapacaksın? Dediğin gibi dört ay olduysa alınmaz da."

Derin bir nefes aldıktan sonra omuz silktim. Ne yapabilirdim ki? Saniye halanın dediği gibi vakti geçmese bile bebeği sessiz sedasız aldırma şansım yoktu. Ne bana destek olacak bir ailem ne de yardım isteyebileceğim biri vardı. Devletin hastanelerinden birine gitsem bile yapacakları tek şey bebeği alıp alamayacaklarını söylemek olacaktı. Tek başıma, hamile, parasız ve kimsesiz ne yapacağımı ben bilmezken Saniye halaya verecek cevabım olabilir miydi? Üstelik Saniye hala olmasa başımı sokacak bir çatım bile olmayacaktı.

Bacaklarımı karnıma çekip bakışlarımı dışarı yönelttim. Yavaş yavaş yağan yağmur birden hızlanmaya başlamıştı. Gökyüzü bile benim için ağlarken benim göz pınarlarım kurumuş gibiydi. Neye ağlamalıydım? Her şey bir yana bundan sonra ne için ağlamam gerekiyordu. Karanlık, arkası koru olan evin üzerine düşerken iri bir bedenin gölgesini gördüğümde irkildim. Yağmura tezat sakin adımlarla gelen gölge ile yerimden fırlayıp arka odaya kaçarken gittiğim odanın soğukluğunun bile bir anlamı yoktu.

Kalbime dolan korku ile odaya girdiğimde Saniye halanın bana seslendiğini duyuyordum. Ama ona cevap verecek gücüm de cesaretim de yoktu. İçimden geçen tek duygu korkuydu, beni bulduğu korkusu. Hızla odadaki dolabın arkasına geçip yere çöktüm. Soğuk taşlar bile korkumun verdiği ateşi söndüremiyordu. Titriyordum, öyle ki titremem kalbimin atış sesini bile bastırmıştı. Bu sırada açılan kapı korkularımı körüklerken başımı sakladığım kucağımdan kaldırdığımda Saniye halanın endişe ile karışık merhamet dolu bakışlarını gördüm.

"Korkma, sadece bir dosttu ve odun getirip gitti. Çık hadi oradan burası buz gibi."

Korkum hala üzerimde olsa da bana kucak açmış tek kişiye güvenip yerimden temkinli bir şekilde çıktım. Ve gözümü kapıya dikip bakmaya başladım. Her an kapı açılacak ve içeri o adam girip beni götürecekmiş gibi hissediyordum. Sessizlik devam ettiğinde kalbim sakinleşti ve ben de Saniye halanın uzattığı eli tutarak tekrar odaya döndüm.

Şimdi ne olacaktı? Ne zamana kadar korku ile yaşayacaktım? Daha da önemli soru kendimi bile koruyamazken karnımdaki bebeği nasıl koruyacaktım?

Kafamda korku ve endişe ile dolu sorularla Saniye halanın elinin beni yönlendirmesine izin verdim. Sobanın yanındaki sedire oturduğumuzda başımı cama çevirip baktığımda az önce gördüğüm karaltının uzaklaştığını gördüm. Kalbimin ritmi yavaş yavaş düzene girerken Saniye halanın sesi ile başımı pencereden yan tarafa çevirdim.

" Elvan, kızım, sana bir ev buldum. Güvenilir biri, ha ne dersin seni evereyim mi?"

Gözlerimi Saniye halanın söylediğini doğrulamak için kocaman açarak baktım. Biri beni bu halimle evine mi kabul edecekti? Karnımda bir eşkiyanın çocuğu ile, eşkiyadan korkmadan. Üstelik ben bile kendimi kirli bulurken o beni evine mi alacaktı. Hem de nikahlı eşi olarak, aklımda tek soru oluştu. "Neden?"

Dudaklarımdan benden izinsiz dökülen bu soru pek çok soruyu da içinde taşıyordu.

" Neden benimle evlenecek?"

" Neden beni evine alıyor?"

" Neden bana acıdı?"

" Neden bu kadar çaresizim?"

" Neden ben bunları yaşamak zorundaydım?"

Nedenler listesi uzayıp giderken Saniye halanın sesinden duyduğum kelimeler ile sorularım sustu.

" O da senin gibi yaralı ve yalnız. Sen doğmamış çocuğunla ortada kaldın, o bir bebe ile . İki acılı ama temiz yürek bir merhamette buluşup yuva kurabilirsiniz."

Yuva, sessiz bir gülüş kaçtı dudaklarımdan, yuva neydi acaba? Ben yuvanın ne olduğunu bilmeden birine yuva olabilir miydim ki?...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.