İçeriğe geç

ZAAFIN RENGİ

Bölüm 11 · 2 dk okuma

ZAAFIN RENGİ

Bölüm 11

Miras

Şahin’in gözlerindeki o sarsılmaz kibir, Gece’nin son sözleriyle birlikte çatlamıştı.

Ama tamamen kırılmamıştı.

Çünkü Şahin Barut gibi adamlar kaybettiklerinde bile son hamlelerini saklardı.

Tam o anda…

Deponun cam tavanını titreten bir ses yükseldi.

Helikopter.

Ama bu gelişte garip olan bir şey vardı.

Panik yoktu.

Acele yoktu.

Tehdit yoktu.

Sanki biri bir baskın yapmıyor da önceden ayarlanmış bir randevuya geliyordu.

Helikopter, çatının tam merkezinde durdu.

Bir saniye bile erken değil.

Bir saniye bile geç değil.

Cam kubbenin tek bir noktası patladı.

Aşağıya inen halat, tam olması gereken yere bırakıldı.

Ve o halattan inen kişi…

Mert’ti.

Şahin’in oğlu.

Fakat onu ilk gördüğüm anda aklıma gelen şey “Şahin’in oğlu” olmadı.

Çünkü Mert, babasının devamı gibi durmuyordu.

Daha tehlikeliydi.

Babası insanları okumaya çalışırdı.

Mert ise insanların kendilerini nasıl okuyacaklarını bile hesaplıyordu.

Siyah paltosunun içinde yavaşça yere bastı. Etrafındaki silahlar, bağırışlar, polis ışıkları…

Hiçbiri onun dikkatini dağıtmadı.

Çünkü buraya savaşmaya gelmemişti.

Buraya sonucu almaya gelmişti.

Şahin ona baktı.

İlk kez yüzünde gerçek bir şaşkınlık vardı.

“Mert…”

Oğlu başını çevirdi.

“Planın güzeldi baba.”

Herkes sustu.

Şahin’in kaşları hafifçe çatıldı.

“Ama duyguların araya girdi.”

Mert’in sesi sakindi.

“Gece’yi öldürmeye çalıştın. Karan’ı köşeye sıkıştırmaya çalıştın. Onların birbirine güvenmesini engellemeye çalıştın.”

Bir adım attı.

“Fakat bir şeyi hesaba katmadın.”

“Neyi?”

Mert gözlerini babasına çevirdi.

“İnsanların değişebileceğini.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Sen onları geçmişleriyle yargıladın baba. Ben ise gelecekte ne yapacaklarını hesapladım.”

Bu cümle odanın havasını değiştirdi.

Çünkü Mert’in farkı buydu.

Şahin insanları geçmişlerinden yakalıyordu.

Mert ise onları gelecek hamlelerinden yakalıyordu.

Poyraz silahını kaldırdı.

“Kımıldama!”

Mert ona dönüp bakmadı bile.

Sadece cebinden küçük bir kumanda çıkardı.

“Poyraz.”

Poyraz’ın eli durdu.

Çünkü Mert onun adını biliyordu.

“Sen her zaman patronunun önüne geçiyorsun. Sadakat güzel bir özellik.”

Bir tuşa bastı.

“Fakat tahmin edilebilir.”

Tüm ışıklar aynı anda söndü.

Karanlık.

Bir saniye sonra helikopterden gelen yoğun ışık patlaması odayı beyaza boyadı.

O an içgüdüsel olarak Gece’yi korumak için hareket ettim.

Ama Mert bunu da hesaplamıştı.

Çünkü saldırısı bize değildi.

Bize saldırmıyordu.

Bizi sadece birkaç saniyeliğine kör ediyordu.

Görüşümüz geri geldiğinde…

Oda boştu.

Şahin yoktu.

Mert yoktu.

Ama masanın üzerinde küçük bir kart vardı.

Gece aldı.

Üzerinde sadece tek cümle yazıyordu:

“Babam sizinle oyun oynadı. Ben ise oyunun bittiği yeri hesapladım.”

Sessizlik.

Poyraz kartı elimden aldı.

“Patron… Bu adam kim?”

Kartı yavaşça kapattım.

“Şahin’in oğlu değil.”

Gözlerimi kırık tavana diktim.

“Şahin’in yaptığı hataların sonucu.”

Gece yanımda duruyordu.

İlk kez Şahin’den bahsederken yüzünde korku değil, başka bir şey vardı.

Endişe.

Çünkü Şahin tehlikeliydi.

Ama Mert…

Mert tehlikeli olduğunu göstermeye bile ihtiyaç duymuyordu.

Ve bazen en korkutucu insanlar, kazanacaklarını kanıtlamak için savaşmayanlardı.

Çünkü onlar çoktan sonucu görmüştür.

Bölüm sonu

1 yorum