İçeriğe geç

ZAAFIN RENGİ

Bölüm 1 · 2 dk okuma

ZAAFIN RENGİ

Bölüm 1

Gölgeler ve Silahlar

Yağmur, Barut Holding’in kırk beşinci katındaki camlara sertçe vuruyordu. Aşağıda uzanan İstanbul, gri bir sisin içine gömülmüştü. Bu şehir ne kadar yıkansa da kirinden kurtulamıyordu. Bazı lekeler suyla değil, yalnızca kanla silinirdi.

Telefonum cebimde titredi.

Ekranda tek bir isim vardı.

Poyraz.

Aramayı açar açmaz konuştu.

“Patron… Mekânı bastılar.”

“Kaç kişi?”

“Onlar önemli değil.”

Sesindeki tereddüt kaşlarımı çatmama yetti.

“Neyi söylemeye çalışıyorsun?”

Derin bir nefes aldı.

“Bir kız var.”

Sessizlik.

“Korumanın silahını aldı. Üç adamı tek başına etkisiz hâle getirdi. Şimdi de herkesin ortasında, ‘Patronunuz kimse karşıma çıksın,’ diye bağırıyor.”

Cümlesi biter bitmez ceketimi omuzlarıma geçirdim.

Benim mekânımda…

Benim adamlarıma…

Kimse böyle meydan okumazdı.

“Kim olduğunu biliyor musunuz?”

“Hayır.”

“On dakika.”

Telefonu kapattım.

⸻

Depoya vardığımda yağmur daha da şiddetlenmişti.

Kapı açılır açılmaz içerideki konuşmalar sustu.

Adamlar iki yana çekildi.

Ortadaki sandalyeye oturan genç kadın ise kıpırdamadı.

Ellerindeki kelepçeye rağmen başını dik tutuyordu.

Bakışları kaçmıyordu.

Korku yoktu.

Öfke vardı.

Tam karşısında durdum.

Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.

Sessizlik bazen silahtan daha tehlikeliydi.

Sonunda dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

“Demek bütün İstanbul’un korktuğu adam sensin.”

Sesindeki küçümseme depodaki havayı değiştirmeye yetti.

“Ben daha etkileyici birini bekliyordum.”

Arkamdaki adamlardan biri öfkeyle öne atıldı.

“Terbiyesiz!”

Elimi kaldırmam yeterli oldu.

Kimse dokunmadı.

Gözlerimi ondan ayırmadan sordum.

“Adın.”

“Bilmen gerekmiyor.”

İlk kez yüzüne biraz daha dikkatle baktım.

İnsanlar bana baktığında gözlerini kaçırırdı.

Bu kız ise sanki beni tartıyordu.

Sanki korkması gereken kişi ben değilmişim gibi.

İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk kıpırdadı.

“Buraya neden geldin?”

“Seninle hesaplaşmaya.”

Cevabı hiç düşünmeden vermişti.

Arkamı döndüm.

“Poyraz.”

“Emredin.”

“Konaktaki misafir odasını hazırlayın.”

Kız ayağa fırladı.

“Hiçbir yere gelmiyorum.”

İki koruma yaklaşınca sertçe kurtulmaya çalıştı ama bu kez karşı koymadım.

Sadece ona baktım.

“İstesen de istemesen de bu konuşma bitmedi.”

Kapıya doğru yürüdüm.

Tam çıkarken arkamdan sesi yükseldi.

“Kaçırmakla kazanacağını sanıyorsan yanılıyorsun!”

Duraksadım.

Başımı hafifçe çevirdim.

“Göreceğiz.”

Kapı ağır ağır kapanırken son gördüğüm şey, bana öfkeyle bakan o gece mavisi gözlerdi.

İlk kez biri bana korkuyla değil, meydan okuyarak bakıyordu.

Ve bunun başımıza nasıl bir felaket açacağını ikimiz de henüz bilmiyorduk.

Bölüm sonu

7 yorum