Kurguyla ilgili fikriniz olsun diye tanıtım bölümüdür.
Sia - Dressed In Black
Minar Kurt ve Piyan Akay Azap
Okuduğunuz bir kitabın sonunu değiştirebileceğinizi düşünün, bunu yapar mıydınız?
***
Derler ki ev sadece dört duvardan oluşan bir tuğla parçası değildir. Ev sıcaklığını hissettiğin, huzur bulduğun ve sessizce bir köşede otursan bile bundan rahatsızlık duymayacağın bir yerdir.
Eviniz bazen bir insanın solundaki boşluktur, bazense dizinin dibi. Veyahut gözlerinin içidir.
Bunca yıllık hayatımda ne birinin dizinin dibini ne de bir tuğla parçasını evim diye sahiplenemedim, hiçbir yere ve hiç kimseye ait hissedemedim. Çabaladım, çabaladıkça daha da gereksizleştim. Çabamı bir kenara bıraktığımda sen çıktın karşıma.
Hayır, gözlerine bakmadım, dizinin dibine oturmadım hatta seni hiç görmedim bile çünkü sen sadece kitap sayfasına akan bir mürekkeptin. Seni okudum, senin gibi düşündüm ve senin gibi hissettim. Senin gibi biriyle tanışmayı diledim, seni aradım ve bulamadım.
Sonra seni unuttum, lise yıllarımda okumaktan zevk aldığım bir kitabın sayfalarında kaldın çünkü büyüdükçe hayali birine bağlanamayacak kadar sorumluluk sahibi birine dönüştüm. Oysaki bende çok büyük bir yer kaplıyordun, sesini hiç duymasam bile kelimelerin kafamın içinde dönüyordu bir şekilde, düştüğümde seninle kalkıyordum.
Gerçeklik algım sarsılıyordu ve ben değersiz hayatımın içinde kayboluyordum.
Buna bir son verdiğimde bile zihnimin bir köşesindeydin, biliyordum, çünkü sana reva görülen sonu hak etmiyordun. Kendi hayatımın sonu daha önemliydi ama hayatımı kendim için yaşamazken ve çekip gitmek isterken hayatımın sonunu düşünmüyordum.
Kaçmak için bir fırsat ya da güç istiyordum, korkaklığı bir kenara bırakıp kendimi derin sulara kavuşturmalıydım diye düşünüyordum.
Bunlara sahip olamadığımdan, yıllar sonra ders çalışmak veya başkalarının ödevini yapmak için değil de kafamı dağıtırım diye kitaplara sarılmak için kütüphaneye gittiğimde bunun beni sana getireceğinin düşünmemiştim.
Belki de Tanrı sefil halime acımış ve bana tek bir şans daha vermek istemişti, kısacık da olsa istediğim şekilde yaşamam ve seni görmem için.
Piyan Akay, sayfaları lekeleyen bir mürekkepten ibaret olduğunu sandığım sen gerçektin. Yaşadıkların, hissettiklerin ve en acısı da ölümün... Gerçekti.
İşte bu yüzden kendimi bu kitabın içinde bulduğum ilk saniyeden itibaren evimi, yani seni kurtarmaya adadım.
Sana gelen yolların hiçbiri kolay değildi, fırtınaya karşı yürüdüm ama sonunda...
Gözleri önündeki kitabın eski ama hâlâ mat bir kapağa ev sahipliği yapan yüzeyinde gezindi, güneşin altında saatlerdir kalmış gibi terliyordu. Bakışlarını çekinerek kütüphanede gezdirdi, fazla kalabalık değildi, kitap kulübünden bir arkadaşıyla gözleri çarpıştığında olabildiğince gülümsedi ve önüne döndü. Alnına dökülen kâkülleri terden tenine yapılmıştı, çenesine kadar gelen dalgalı siyah saçları onu huylandırdı ama bunu umursamayacak kadar gergindi.
Terli parmaklarının uçlarıyla kitabın yüzeyine dokundu. En son lisede okuduğu bu kitabın hissettirdiği duygular hâlâ taptazeydi, elbette tüm kurguyu hatırlayamıyordu ama kitabın sonu ona yeterdi, yine de son kez okusaydı harika olurdu.
Sıkıntıyla iç çekti, eğer bulduğu kâğıtta yazanlar gerçekse kitabı okumasının üstünden dört sene geçmeliydi, daha az zaman geçmiş ise kitabın içine giremiyordunuz ama dört seneden daha fazla zaman geçmişse bile girebilmenize rağmen son kez okuyamıyordunuz.
Sol elinin parmak uçları kitabın yüzeyine sürterek kitaptan ayrıldı ve masanın üstünde katlı duran yıpranmış kâğıdı kavradı ardından yanan gözlerini yazanlarda gezdirdi.
"TEK BİR ŞANS:
Bu kâğıdı bulduysan milyonlarca kişi arasındaki o şanslı kişilerdensin, yıllar önce bulunan bu büyü artık senin ellerinde. Bu değerli hazine eğer ki kitapları seviyorsan senin hayalini gerçekleştirebilir.
Hiç bir kitabın sonunu değiştirmek istedin mi?
Cevabın "Evet," ise işte fırsat ellerinde, altta yazan maddelere uyuyorsan durma, fısılda.
-İçine gireceğin kitabın eksik sayfası olmamalı.
-Kitabı okumanın üstünden dört sene geçmeli, daha az değil.
-Kitabı okumanın üstünden dört seneden fazla geçtiyse bile kitabı okuyamazsın eğer okursan dört sene beklemen gerekir.
-Bu büyüyü bir kez kullanabilirsin, unutma tek bir şans.
-Olmak istediğin karakteri ya da yaratmak istediğin karakteri ilk bölümde bulunan boşluklara yazmalısın. Unutma, yeni bir karakter kitaba büyük bir değişiklik katabilir.
-Kitabın içinde yaşanacak olayları hiçbir karaktere söyleyemezsin, söylersen kitaptan atılırsın.
-Kitaptan ölürsen, gerçek dünyada da ölürsün, bunu aklından asla çıkarma.
-Bu kâğıda herhangi bir zarar gelirse kitaptan çıkamazsın, kâğıdın da seninle beraber kitaba girmesini istiyorsan bir damla kanını kâğıda damlat.
-Bütün bunlara uyuyorsan veya yaptıysan kitabın ilk sayfasına bir damla kanını damlat ve büyüyü fısılda:
>'Kanım sayfaların mürekkebine karışıyor, seninle harmanlanıyorum, seninle nefes alıyorum. Beni kabul et ve sonunu değiştirmeme izin ver.
Tek bir şansımı ver bana.
Pages d'encre de mon âme.*'"
Defalarca okuduğu yazılar içine işlerken dudaklarını yaladı, kütüphane daha da boşalmıştı, kitabın sağ tarafında duran toplu iğneyi kavradı kimsenin onu görmeyeceğini düşünerek, haklıydı. Kimse onu görmeyecekti, büyü sayesinde bedeni yatağına gidecekti.
Sağ elinin işaret ve başparmağıyla sımsıkı kavradığı toplu iğneyi, kâğıt hala sol elindeyken, derince sol elinin işaret parmağına batırdı. Acıyla dudaklarını dişledi ve iğne parmakları arasından masaya düşerken parmağından kayan damla kâğıdı ıslattı.
Kâğıdı hızla masaya bıraktı ve kitabın ilk bölümünü açtı, parmağından damlayan diğer damla sayfanın tam ortasına düştü. Bakışları çoktan yazdığı yazılarda gezindi, yeni bir karakter olacaktı.
Titreyen dudaklarını araladı ve fısıltısı kitaba doğru döküldü...
"Kanım sayfalarının mürekkebine karışıyor," Elleri sımsıkı masayı kavradı. "Seninle harmanlanıyorum," Sayfadaki her bir harf titremeye başladı. "Sende nefes alıyorum." Nefesi tekledi. Annesinin ona çok kızmamasını diledi içinden.
"Beni kabul et ve sonunu değiştirmeme yardım et." Tüm harfler birbirine girdi. Harfler, bir ağacın kökleri gibi sayfaya yayılan koyu kırmızı damlanın içinden geçiyor, oradan oraya savruluyorlardı.
"Tek bir şansımı ver bana." Sayfadaki tüm harfler durdu, artık hepsi savrulduğu yerde donmuştu. Harfler, siyaha sarılan kırmızı damlalara benzerken yutkundu. Dili damağı kurumuştu.
"Pages d'encre de mon âme."*
Harfler, aniden kırmızıya büründü ve yok oldu, sayfa artık harflere gebe kalacak bakir bir bedendi.
Her başlangıç bir bitiş ve her bitiş bir başlangıç...
*Pages d'encre de mon âme: Ruhum sayfalarının mürekkebi.
Yeniden, 260623'
Beğenip yorumlarınızı esirgemezseniz çok sevinirim.♥️
