Oda arkadaşlarım her zamanki gibi beni uyandırmaya çalışıyorlardı. Leyla, "Hadi uyan artık yemeğe geç kalacağız." "Beni kandıramazsın Leyla saate baktım daha iki saat var." Maya beni uyandıramayacağını anlayınca, "İyi o zaman ben kütüphaneye gidiyorum." "Peki ben de geleyim şu kitabı vermem gerekiyordu zaten. Senle yemekhanede buluşuruz Yaprak." dediler ve gittiler. Uyuya kalmışım. Uyandığımda yemeğe 10 dakika kaldığı gördüm. Hemen üstüme bişeyler geçirdim ve yemeğe indim. Kızların da geldiğini gördüm. Ve gıcık olduğum Menekşe de geliyordu. "A bakın kızlar uyuyan güzel geliyor dur yoksa uyuyan cadı mı demeliydim ha?" Onu takmadım o her zaman böyledir. Yemeğimizi bitirince kapıda Meryem ablayla karşılaştım abla dediğime bakmayın en az kırk yaşındadır. "Yaprakçım odama bir gelir misin?"dedi. "Peki." dedim ve odasına geçtik. "Bak Yaprak bugün bir adam geldi ve Yaprak Çalışkanoğlu diye bir öğrencimiz olup olmadığını sordu. Ben de var deyince onu görmek istediğini söyledi. Bu adamla görüşmek ister misin?" Normalde hiç kimseyi kabul etmem ama bu adamın ismimi bilmesine çok şaşırmıştım. "Ben bu adamla görüşmek istiyorum." dedim ve tanışma odasına gittik.
* * *
Adam siyah bir yağmurluk giymişti aynı dedektif filmlerindeki dedektifler gibi. "Merhaba," dedi adam, "Ben Çınar. Çınar Çalışkanoğlu."




