Herkese merhaba!
İyi kötü sınav haftamı atlattım ve kafamı toplayacak zamanı buldum. Umarım iyisinizdir.
Keyifli okumalarr
************
Saat bire geldiğinde tüm dersler bitmişti. Çantalarımızı kütüphanedeki yerinize bırakı koşarak merdivenleri inmeye başladık.
“Özgürlüğünüze koşun kardeşlerim,” diyerek sokağa atladı Mina. Dershaneden ve ders çalışmaktan en rahatsız olan kendisi olmasına rağmen hayalleri ve idealleri en büyük olan da oydu. Derece yapıp iyi bir üniversitede işletme okumak ve birçok dil öğrenmek istiyordu. Lisede İngilizce ve Almanca öğrenmiş biri olduğu için ileride neler yapabileceğini düşündükçe heyecanlanıyordum.
Mina’nın ardından Tekin, onun ardından da ben çıktım dershaneden. Tekin, Semih’i görünce “Semih gelsene lahmacun gömmeye gidiyoruz,” diyerek kolunu Semih’in omzuna attı. Semih’in bakışları direkt beni bulunca paniklesem de belli etmemeye çalışarak telefonumun ekranına baktım.
Alper’in mesaj attığını fark etsem de bakmaya fırsat bulamadan Mina beni çekiştirmeye başladı.
“Hadi, gidiyoruz. Hadiiii! İtiraz kabul etmiyorum.”
Semih mahcubiyetle bana baktıktan sonra “Öyle olsun,” diyerek Tekin’in kolunda lahmacuncuya doğru yürümeye başladı.
Sabahki gerginlik hala devam ettiği için Mina’ya dönüp, “Doğru mu yaptık?” diye sordum.
“Doğru yaptık tabii ki! Arkadaşımızdı zaten. Araya mesafe koyup gerginliği arttırmaya hiç gerek yok durduk yere.”
Rahatsız hissetsem de Mina’ya güvenerek derin bir nefes aldım. Tek olmadığımız bir yerde yarım saatlik bir yemek yiyecektik. En kötü ne olabilirdi ki?
Lahmacuncuya girdiğimizde Tekin, “Siz oturun,” dediğinde Mina’yla cam kenarına oturup dışardan geçenleri izlemeye başladık.
“Ay şu çifte bak!” dedi Mina heyecanla, “Çocuk çok yakışıklı ama kötü çocuk gibi. Kız da minyon bir şey inanılmaz şekerler! Tam kitaplardaki gibi görünüyorlar.”
Onun bu heyecanına gülsem de bu çift benim için pek ilgi çekici değildi. “Senaryonu kurdun hemen. Bunların dönüm noktası ne peki? Kızı mı kaçırıyorlar çocuğun borcu için, yoksa kızın ailesi oğlumun peşini bırak diye tehdit mi ediyor?”
“Bence,” diyerek yanıma oturdu Semih, “Çocuk motor kazası geçiriyor ve kız ona aşık olduğunu o an anlıyor. Baksanıza, çocuğun elinde motor kaskı var.”
Mina ve Tekin dikkatle çocuğu inceledi. “Aaaa! Doğru.”
Tekin lahmacunun tepsilerini bırakıp yerine oturdu. “Oğlum senin kafan da bir başka çalışıyor he!”
“Gördüğümü söyledim sadece,” dedi lahmacununu sararken.
Tekin dalga geçer gibi gülerek, “Tabi tabi! Çocukları kız mı erkek mi oluyor?” dediğinde gülerek lahmacunumu yemeye başladım.
Semih kulağıma eğilip, “Neden içine bir şey koymadın?” dediğinde bakışlarımı ona çevirdim. O ana kadar fark etmediğim bir şekilde yakın olduğumuzu anlayınca şaşkınlıkla donup kaldım. Semih’in gözlerine bakakaldığım birkaç saniyenin ardından Semih benden uzaklaştı.
“Kusura bakma. Fark etmedim bu kadar yakınlaştığımı,” dediğinde yanaklarının kızarmaya başlamıştı. Yanağındaki kızarma kulaklarına kadar yayılınca Tekin gülmeye başladı.
“Kulaklarına bakın şunun. Domates oldu.” Kahkaha atarak devam etti, “Başak da dondu kaldı. Alo! Semih’in ağzındaki soğanın kokusundan bayıldı mı acaba?”
Semih şaşkınlıkla ban baktığında üzerimdeki şoku atlatıp, “Hayır, ondan değil. Şaşırdım işte. Şey oldu…”
Tekin her şeyden habersiz bir şekilde, “Ne oldu?” diyerek beni sıkıştırmaya devam ettiğinde Mina’ya yardım etmesi için bir bakış attım.
Mina hemen mesajımı alıp Tekin’in koluna hafifçe vurdu. Yemeğimizi hızlıca yedikten sonra hesabı ödemek için kalktık. Semih ve ben kendi hesabımızı ödeyip dışarı çıkıp Minaları beklemeye başladık.
Konuşmadan kaldırım kenarında yürümeye başladım.
“Dikkat et, düşersin,” dedi Semih sessizce.
“Düşmem,” diyerek yürümeye devam etsem de bileğimi burkunca sokağa doğru savruldum.
Semih kolumdan tutup beni kendine çekince panikle düşmemek için omzundan tutum onu.
“Ay! Düşüyordum,” dedim ne söylediğimin farkında olmayarak.
O sırada dışarı çıkan Tekin olanları görünce, “Ay, düşüyordum,” diyerek beni taklit etti. O an sinir bozukluğundan gülmeye başlayınca Semih de gülümsedi.
“Hadi gidelim,” dedi Mina,” Daha ders çalışacağız.”
Semih kolunu omzuma atıp “İyi misin?” diyene kadar bana ne kadar yakın olduğunu anlamamıştım.
“İyiyim ya!” diyerek kolunun altından kaçıp Mina’nın yanında yürümeye devam ettim.
“Bak bir şey olmadı,” dedi Mina koluma girerek.
“İyi ki olmadı,” dediğimde telefonum titremeye başladı. Telefonumu cebimden çıkardığımda mesajların Alper’den geldiğini görünce gülümseyerek mesajları okumaya başladım.
Saniyeler içinde yüzümde solan gülümsememle yutkundum. Herkes kütüphaneye doğru çıkarken ben dershanenin girişine çöküp mesajları tekrar tekrar okudum.
Alper: Dersim o kadar sıkıcı ki anlatamam
Alper: Keşke telefonun açık olsaydı konuşurduk şimdi
Alper: Adam kendi kendine şaka yapıp gülüyor ya
Alper: Ruh hastası dsflskfalksjdflkdjfklja
Alper: Yemin ederim sinirim bozuldu
Alper: Oh!
Alper: Sonunda bitti dersim
Alper: Senin de dersinin bitmesi lazım şu an
Alper: Keşke beraber yemek yiyebilseydik
Alper: Yesek mi?
Alper: Eğer istersen gelirim yani
Alper: Neyse görmeyeceksin zaten
Alper: Dershanenin önüne geliyorum
Alper: Özür dilerim ama dayamıyorum
Alper: Cidden özür dilerim ya
Alper: Ben senin başka planların olduğunu bilmiyordum
Alper: Eğer kalbinde başkası varsa bana da koçluk için cevap vermek zorunda değilsin
Alper: Ben sana koçluk vermeye devam ederim
Alper: Cumadan cumaya konuşmamız yeterli
Alper: Sınavda da aşkta da başarılar
************
Bölümü beğenmeyi unutmayınnn



