İçeriğe geç

YKS (Yarı Texting)

Bölüm 28 · 3 dk okuma

YKS (Yarı Texting)

Bölüm 28

2.7

Bölümü beğenmeyi unutmayınnn

Keyifli okumalarrr

************

Alper: Son Feci Bisiklet- Viva La Vadi

Alper: Bugün tüm gün okuldayım.

Alper: Bu şarkı sana eşlik etsin.

Alper: Günaydın.

Başak: Günaydın.

Başak: Genellikle gece uyurken müzik dinlerim ama dershaneye giderken dinleyeceğim bu şarkıyı.

Başak: Okuluma iyi bak.

Başak: Ben gelene kadar.

Alper: Kendime de iyi bakacağım.

Alper: Senin olana kadar.

Başak: Alper!

Başak: Hani sınav sonrasında kadar bekleyecektik!

Başak: O zamana kadar sadece koç ve danışan olacaktık.

Alper: Danışanım olarak seni bir konuda uyarmam gerekiyor o zaman.

Başak: Neymiş o?

Alper: Ben fazla sabırsızım.

Alper: Sınava kadar.

Alper: Ohoooooo

Başak: Sözlerini tutamıyor musun yani?

Başak: Ben bir tek bunu anladım.

Alper: Aaaa

Alper: Ben onu mu dedim?

Başak: Ben onu anladım.

Başak: Sonra konuşuruz.

Başak: Ben geç kalıyorum zaten.

Alper: Başak beni yanlış anladın.

Alper: Ben öyle demedim.

Alper: Zaten seni çok bekledim.

Alper: Böyle yanlış anlama.

Alper: Ben sözümün eriyim.

Alper: Eriyim diye mi yazıyorum bu arada?

Alper: İlk defa kullandım.

Alper: Neyse

Alper: Sen bana odaklan.

Alper: Ben beklerim seni.

Alper: Zaten bugüne kadar beklememden anlaman lazımdı.

Alper: Ama seviyorum ne yapayım.

Alper: Yani

Alper: İçim kıpır kıpır

Alper: Başak?

Alper: Allah!

Alper: Durağı kaçırmışım!

Alper: Neyse be!

Alper: Senin için Çin Seddi’ni yürürüm!

Başak: Bir de ünlem koymuş cümlenin sonuna.

Başak: Sksşsjdşdjsşskdpdjşskdşd

Başak: Alper.

Başak: İlk zamanlar ben seni hiç istememiştim.

Başak: Ama son zamanlarda anladım her şeyi.

Başak: Sonumuzu bildiğim içinmiş.

Alper: Sonumuz?

Başak: Neyse.

Başak: Görüşürüz sonra.

Alper: Nereye?

Alper: Ya sen Acun Ilıcalı mısın?

Alper: En heyecanlı yerde reklam mı koyulur?!?!?!

Başak: Skşdkdşdjdşdkdpd

Başak: Görüşürüzzzzz

Alper: Görüşelim

******

“Kiminle konuşuyorsun?”

Telefonumu arkama alıp bana doğru yaklaşan Semih’e döndüm.

“Hiç! Mina işte.”

Gülümseyerek, “Gerilme hiç. Öylesine sordum zaten. Gülerek telefona bakınca merak ettim,” dediğinde sabahın köründe bu kadar gülebilmesine hayran kaldım.

Hem mezun senemizdeyiz, ki Semih ikinci mezun senesinde ve sabahın köründe uyanmamıza rağmen bu kadar enerjik olması cidden hayran olunmayacak gibi değildi.

Beraber dershanenin kapısına doğru yürümeye başladığımızda Mina, “Güno!” diyerek aramıza girmişti. “Nabersiniz?”

“İyilik,” diyerek cevap verdi Semih. “Senden?”

“Vallahi bu arkadaşımız telefonuna baksa daha mutlu olacağım. Hiç huyu değildir ama hem geç kalıyor hem bana açma al diyor hem de neli olduğunu söylemiyor. Yazınca da bakmıyor. Bir de çevrim içi hep. Gel de delirme!”

Ben şaşkınlık ve mahcubiyetle Semih’e bakarken o nazikçe, “Size iyi dersler,” diyerek kendi sınıfına girince kendime sinirlendim.

“Niye yalan söyledim ki ben?”

Mina olan bitenden habersiz, “Ne yalanı?” dediğinde gözlerimi devirerek, “Az önce beni patlattığın yalan,” dedim.

“Efendim?”

“Ben kapıda seninle konuştuğumu söyledim. Sen de öyle konuşunca…”

Ben sıkıntıyla Semih’in sınıfına bakarken Mina’da parçalar birbirine oturmuştu.

“Haa! Ay, özür dilerim. Hem sen kiminle konuşuyordun ki?”

“Alper’le konuşuyordum,” dediğimde benim de kendime sorduğum soruyu bana sordu.

“Neden ona Alper’le konuştuğunu söylemedin ki? Senden iyi tanıyor onu.”

“Of! Bilmiyorum ya! Belki de tanıyor diye söylemek istemedim. Belki o kadar büyük laflar söyledikten sonra ‘konuşuyorum’ demeye utandım. Bilmiyorum,” dedim sınıfıma yürürken.

“İyi dersler. Kafanı takma! Bir şey olmaz!” diyerek kendi katına çıktı o da.

Sınıfıma girip sırama oturduğumda aklımda geçen şeyle başımı iki yana salladım.

“Saçmala Başak. Öyle bir şey yok!”

Bölüm sonu

9 yorum