İnsanlık tarih boyunca savaşlardan, salgınlardan ve açlıktan kurtulmayı başardı.
Fakat kimsenin tahmin etmediği bir şey oldu.
İnsanlar yaşamayı öğrendikçe...
Hissetmeyi unutmaya başladı.
Başlangıçta bunun bir hastalık olduğu düşünüldü.
Aylarca laboratuvarlar kuruldu.
Milyarlarca dolar harcandı.
Hiçbir virüs bulunamadı.
Beyinde herhangi bir hasar da yoktu.
İnsanlar sağlıklıydı.
Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.
İlk belirtiler yıllar içinde ortaya çıktı.
Bir anne çocuğunu kaybetti.
Cenazede ağlayamadı.
Bir adam otuz yıllık eşinden ayrıldı.
İçinde tek bir sızı hissetmedi.
Bir çocuk düştü.
Canı yandı.
Ama korkmadı.
Doktorlar bunun fiziksel değil, zihinsel bir evrim olduğunu açıkladı.
İnsan beyni, durmaksızın büyüyen teknolojiye ve bilgiye uyum sağlayabilmek için kendini değiştirmeye başlamıştı.
Gereksiz gördüğü duyguları yavaş yavaş susturuyordu.
İlk kaybolan duygu suçluluktu.
Sonra utanç.
Ardından empati.
Yıllar geçtikçe liste uzadı.
İnsanlar artık sevinmiyor, özlem duymuyor, pişman olmuyordu.
En sonunda dünya bununla yaşamayı kabul etmek zorunda kaldı.
Çünkü geri döndürmenin bir yolu yoktu.
Ta ki Dr. Elian Voss adında bir sinir bilimci ortaya çıkana kadar.
Voss'un ekibi, insan beyninde kaybolan duyguların aslında tamamen yok olmadığını keşfetti.
Onlar yalnızca erişilemez hâle gelmişti.
Yıllar süren çalışmaların ardından ilk kez bir duygu yapay olarak yeniden üretildi.
Sadece yirmi üç saniyelik...
Mutluluk.
Deney başarılıydı.
Bir hafta içinde şirketler bu buluşu satın almak istedi.
Bir ay sonra hükümetler projeye ortak oldu.
Bir yıl sonra dünyanın ilk Duygu Arşivi kuruldu.
Artık insanlar para karşılığında his satın alabiliyordu.
Beş dakikalık cesaret.
Bir saatlik huzur.
İki günlük umut.
Kırk saniyelik pişmanlık.
İlk zamanlar insanlar bunu reddetti.
Duyguların satın alınamayacağını söylediler.
Bunun insanlığı bitireceğini düşündüler.
Ama zaman geçtikçe başka bir seçenekleri olmadığını anladılar.
Çünkü hissetmeyen bir dünyada yaşayabilmenin tek yolu...
Hisleri ödünç almaktı.
Aradan yirmi yıl geçti.
Artık kimse bunun garip olduğunu düşünmüyordu.
Çünkü yeni nesil, duyguların doğuştan geldiği bir dünyayı hiç yaşamamıştı.
Onlar için ağlamak, korkmak, özlemek ya da mutlu olmak...
Zaten başından beri satın alınan şeylerdi.
Bölüm sonu...

