
"Çiçekler solunca kimse onlara nedenini sormaz; insanlar da çoğu zaman sessizce kırılır." Seungmin şuan bu sözü iliklerine kadar yaşıyordu.Yıllarca çektiği acılar onu git gide yoruyor sanki bir çiçek misali solduruyordu. Oysa ne annesi ne babası onu anlamak yerine zaten solan gücünü daha da solduruyordu.
Odasının camından dışarıdaki telaşı izliyordu güzel oğlan.Hizmetkârlar akşamki tanışma için işleri yetiştirmeye çalışıyorlardı.Bugün arkadaşı Felix de oldukça meşguldü, akşamki tanışma için tatlılar hazırlıyordu. Bahçede ordan oraya koşup emirler veren jisungu görünce onun tatlılığına gülümsedi,arkadaşı tam bir sincaba benziyordu. Bir anda çalan kapısı ile daldığı düşüncelerden çıktı "Girebilirsin." Jeongin insanın içini ısıtan güzel gülümsemesiyle arkadaşına selam verdi "Güzel vitamız bugün için heyecanlı mı?" Heyecan mı doğrusu biraz heyecanlıydı çünkü arkadaşlarının anlattığı kralı oldukça merak ediyordu aynı zamanda da nedensiz bir şekilde kurdu bugün fazla hareketliydi. Ayağa kalktı ve kardeşi gibi gördüğü omegaya sımsıkı sarıldı "Heyecanlıyım ama korkuyorum da ben siz olmadan nasıl yaşıcam." Jeongin dolan gözleriyle arkadaşının sarılışına karşılık verdi "Heyy hiç akıtma incilerini biz seni bırakır mıyız ha, gerekirse kralla konuşur peşinden geliriz" Seungmin arkadaşının sözleriyle dolan gözlerini silip güldü "Babama bir şart koşucam madem evlenmemi istiyor o zaman sizi de benimle yollayacak." Jeongin arkadaşının sitem dolu sesine kahkaha attı. Arkadaşının yanaklarını sıkarak "Oyy oyy bizim seungminimiz büyümüş de kafa mı tutuyor." Seungmin jeonginin sözüyle omzuna bir tane geçirip "Biz aynı yaştayız innie~" Jeongin omzunu tutmuş ve yüzünü buruşturarak söylendi "Elin de ne ağırmış ya" bunu demesi ile seungminden bir kere daha yumruk yemişti. En son pes ederek ağzına fermuar çekmiş ve beraber dışarıyı izlemeye koyulmuşlardı. Tekrar çalan kapı ile ikisi de oraya döndü "Girebilirsin." Kapıyı açan jisung arkadaşının hâlâ hazırlanmadığını görünce elindeki rulo kağıdı prensin kafasına vura vura zorla banyoya sokmuştu.Jeongin ikisine de gülerek başını iki yana sallamıştı "siz iflah olmazsınız."
Nihayet akşam olmuş Yang kralı Chan, kardeşi ve güvendiği iki adamıyla beraber Yin Krallığına ayak basmışlardı.Onları kapıda yüzlerinde sahte olduğu belli olan gülümseleriyle karşıladı kral ve kraliçe.Seungmin ise üstünü giymiş çalışma masasında oturmuş onu çağırmalarını bekliyordu. Üstünde bembeyaz, ince belini belli eden bir kemer, aynı renk beyaz bir papyon ve beyaz peleriniyle olan güzelliğine güzellik katmıştı. Çok hafif de bir makyaj yapıp saçlarını kıvırcık bırakmıştı.
Kapı çalınca gitmesi gerektiğini anlamış son kez derin bir nefes almış ve gülümsemeye çalışmıştı. Aşağıda ise yemek masasında oturmuş kralla sohbet ediyordu Changbin. Hiç hoşuna gitmemişti bu adam, halkını bencil olarak nitelendiren, onları köle gibi kullanan bir kraldan hoşlanmayı beklemiyordu zaten.Chan sıkıldığını belli edecek şekilde tuttuğu nefesi verdi "Ne kadar bencil bir adam" diye geçirdi içinden.Böyle insanlardan yaşadığı sürece hep nefret etmişti.Tam o sırada kral başını çevirmiş ve merdivenlerden inen oğluna dönmüştü "İşte size bahsettiğim oğlum Kim Seungmin" Chan başını çevirmiş ve verdiği nefesi tekrardan tutmak zorunda kalmıştı.Çünkü karşısındaki vita melek gibiydi.Ortadan ikiye ayırdığı sarı kıvırcık saçları, heyecandan ve stresten dolayı parlayan mor gözleri, köpek yavrusunu andıran o güzel yüzü, tam üstüne oturmuş ince olan belini daha da ince gösteren kıyafetiyle kim seungmin tam bir melek gibi karşısındaydı.Yanındaki kardeşinin ise ondan bir farkı yoktu. Seungminin yanında onunla beraber inen jeongin hiç şüphesiz changbinin kalbini deli gibi attırmıştı.
Seungminin de Chandan bir farkı yoktu.İçinde ki kurdunu sakinleştirmeye çalışmış, önce kral ve kraliçeye sonrada ilerde eşi olacağı deltaya selam verip masaya oturdu.Ama ne delta ne de vita gözlerini birbirinden ayıramıyordu.Bu bakışma kralın yemeğe başlamasıyla kesilmişti.
Sessiz geçen yemek sonrası Kral tatlıların gelmesi için seslenmişti.Felix ve diğer yardımcılar ellerinde tatlılarla selam verip servis yapmışlardı.Tüm yemek boyunca sessizliğini koruyan Hyunjin Felixi gördüğü an içtiği su boğazında kalmıştı.Yanındaki Minho gülmemek için kendini tutmuş ve arkadaşının sırtına vurmuştu "hoşuna gittiğini bu kadar belli etme." Hyunjin ona göz devirip tekrardan izlemeye başladı Felix'i. Hyunjin'e söyledi söylemesine ama minho'nun da ondan bir farkı yoktu o da sabahtandır bir köşede başını eğmiş emir bekleyen omegadan gözlerini alamıyordu. Jisung ise izlenildiğini farketmeden içinden şarkı mırıldanıyordu(jisung aynı ben). Kral daha fazla beklemeden söze koyuldu "Öncelikle tekrardan hoşgeldiniz Kral Christopher.Yin krallığının kralı olarak oğlumla evlenmeyi kabul etmenize son derece sevindim.Dilerseniz sizin için düzenlediğimiz odalarda dinlenin.Uzun yoldan geldiniz yorulmuşsunuzdur, yarın olucak düğün için dinlenmenizi isterim." Chan ise işaret diliyle minhoyla konuşup tercüman etmesini istemişti. Minho "Kralımız misafirperverliğiniz için teşekkür ediyor kralım.Ve izninizle önce prens seungmin ile konuşmak istiyor." Kral Wonhae bu sözle gerilmişti. Oğlunun saçma sapan konuşup anlaşmayı bozacağı düşüncesi onu germişti.Kimse farketmeden oğluna tehditkâr bir bakış atıp sahte gülümsemesiyle Chan'a döndü "tabi konuşabilirsiniz Kral Chan." Chan ayağa kalkmış elini gelmesi için prense uzatmıştı.Seungmin ise heyecanlanmıştı aynı zamanda da merak etmişti ne konuşmak istediğini.İkisi de el ele tutuşmuş bahçedeki bankta oturmuşlardı.Chan cebinden kağıt kalem çıkardığı an Seungmin söze girdi "işaret dili biliyorum kralım." Küçüklüğünden beri meraklı olan kişiliğinden dolayı işaret dili öğrenmişti.Chan mavi gözlerindeki parıltı ile hafifçe gülümsemiş,elindekileri tekrar cebine koymuş ve konuşmaya başlamıştı. "Beni az çok tanıyorsundur güzel vita o yüzden kendimi tanıtmak yerine direk söze girmek istiyorum." Seungmin merakla kralı dinliyordu. "Biliyorum bu bir anlaşma evliliği eminim sende hiç tanımadığın bir insanla özellikle konuşamayan bir insanla evlenmek istememişsindir. Ama korkma benim sessizliğim sana asla acı vermicek." Seungminin elini tutup kalbine koyduktan sonra devam etti. "Bu kalp attığı sürece güzel vitam, sessizliğim sana acı değil dinlenmek için bir yuva olucak." Seungmin hem şaşkın hem de dolu gözleriyle minnettar bir şekilde gülümsedi krala. "Sessizliğiniz benim için sorun olmaz.Gerekirse sizin sesiniz olurum kralım." Chan karşısındaki vitaya hayranlıkla baktı. Sonrada heyecandan olsa gerek farkında olmadan feromon yaydığı vitasının lavanta kokusunu kokladı. "İşte şimdi"dedi içinden "şimdi evimde gibiyim.."