Hayatın en garip yanı, bazı insanları tam unuttuğunu düşündüğün anda karşına çıkarmasıydı.
Defne bunu o gün öğrendi.
Öğleden sonra saat üç sularıydı. Kafenin cam kenarındaki masasında oturmuş dizüstü bilgisayarında çalışıyordu. Dışarıda hafif bir yağmur vardı. İnsanlar aceleyle yürüyüp geçiyor, şemsiyeler gri sokakta renkli lekeler gibi hareket ediyordu.
Telefonuna gelen bildirime baktı.
Annesi yine evlilikle ilgili bir mesaj göndermişti.
"Artık otuz yaşına geldin kızım."
Defne gözlerini devirdi.
Son zamanlarda duyduğu cümlelerin yarısı bununla ilgiliydi zaten.
Telefonu sessize aldı.
Tam kahvesinden bir yudum alacakken kafenin kapısı açıldı.
İçeri giren adamı ilk başta fark etmedi.
Ama birkaç saniye sonra etrafındaki sesler sanki yavaşladı.
Kalbi sebepsiz yere sıkıştı.
Başını kaldırdı.
Ve donup kaldı.
Aras.
Sekiz yıl.
Tam sekiz yıldır onu görmemişti.
Bir insan sekiz yılda bu kadar değişebilir miydi?
Omuzları daha geniş görünüyordu. Saçları eskisine göre biraz daha kısaydı. Yüz hatları sertleşmişti.
Ama gözleri aynıydı.
Defne'nin lise yıllarından hatırladığı o gözler.
Aras da onu fark etmişti.
Bakışları birkaç saniye boyunca birbirine kilitlendi.
İkisi de hareket etmedi.
Defne'nin kalbi göğsüne sığmıyordu.
Neden böyle hissediyordu?
Sonuçta bu sadece eski bir arkadaştı.
Öyle değil miydi?
Aras yavaşça gülümsedi.
Defne'nin yıllardır unutamadığı o gülümseme.
Sonra ona doğru yürümeye başladı.
Her adımıyla Defne'nin nefesi biraz daha düzensizleşiyordu.
"Defne?"
Sesini duymayalı yıllar olmuştu.
Yine de hemen tanımıştı.
"Aras..."
Aras hafifçe güldü.
"İnanamıyorum."
"Ben de."
Birkaç saniye boyunca sadece birbirlerine baktılar.
Söylenecek çok şey vardı.
Ama hiçbir kelime yeterli gelmiyordu.
"Kaç yıl oldu?" diye sordu Aras.
"Sanırım sekiz."
"Bu kadar mı?"
"Az mı geldi?"
İkisi de güldü.
Gerginlik biraz olsun dağıldı.
Aras karşısındaki sandalyeyi işaret etti.
"Oturabilir miyim?"
Defne başını salladı.
Aras oturduktan sonra eski günlerden konuşmaya başladılar.
Lise anıları.
Ortak arkadaşlar.
Yıllardır görüşmedikleri insanlar.
Konuşma ilerledikçe zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar.
Defne şaşırmıştı.
Aradan geçen yıllara rağmen sohbet hâlâ bu kadar kolay olabiliyordu.
Sanki sekiz yıl değil de sekiz gün geçmiş gibiydi.
Bir ara Aras ona dikkatlice baktı.
"Hiç değişmemişsin."
Defne güldü.
"Yalan söylemek hâlâ huyun galiba."
"Hayır. Gerçekten."
Defne istemsizce gözlerini kaçırdı.
Kalbinin neden böyle hızlı attığını anlamıyordu.
Belki de geçmişle karşılaşmak insana böyle hissettiriyordu.
Belki de hepsi buydu.
Saatler geçmişti.
Yağmur durmuştu.
Kafenin içindeki kalabalık azalmaya başlamıştı.
Tam o sırada Aras'ın telefonu çaldı.
Ekrana baktı.
Yüzündeki ifade değişti.
"Kusura bakma."
Telefonu açıp birkaç dakika konuştu.
Defne istemeden onu izledi.
Bir zamanlar en yakın arkadaşlarından biri olan bu adam artık tamamen başka biriydi.
Ya da belki değildi.
Belki değişen tek şey geçen yıllardı.
Aras telefonu kapattı.
"Bir şey mi oldu?" diye sordu Defne.
"Yok."
Sonra gülümsedi.
"Ama senden bir şey isteyeceğim."
Defne kaşlarını kaldırdı.
"Neymiş?"
"Bu hafta sonu şehir dışına çıkıyorum."
"İyi yolculuklar."
"Sen de gelsene."
Defne'nin yüzündeki ifade dondu.
"Ne?"
Aras omuz silkti.
"Üç günlük bir gezi."
"Aras, yıllardır görüşmüyoruz."
"Bir saat önce görüşmüyorduk."
Defne istemsizce güldü.
"Sen gerçekten delisin."
"Biraz."
Aras ona bakmaya devam etti.
Bakışlarında garip bir samimiyet vardı.
Yılların silemediği türden.
Defne ilk kez ne cevap vereceğini bilemedi.
Mantığı hayır demesi gerektiğini söylüyordu.
Kalbi ise başka bir şey.
Tam konuşacakken kafenin kapısı yeniden açıldı.
Genç bir kadın içeri girdi.
Kadın doğrudan Aras'ın yanına yürüdü.
Ve hiç tereddüt etmeden koluna girdi.
Defne'nin içindeki o tuhaf his bir anda yerini boşluğa bıraktı.
Kadın gülümseyerek:
"Beklettim mi?" dedi.
Aras da ona gülümsedi.
Defne bakışlarını masaya çevirdi.
Nedense canı sıkılmıştı.
Bunun için hiçbir sebebi yoktu.
Gerçekten yoktu.
Aras kadını işaret etti.
"Tanıştırayım."
Defne başını kaldırdı.
Aras'ın söyleyeceği şeyi bekledi.
Ve o an, sekiz yıl sonra başlayan bu hikâyenin aslında düşündüğünden çok daha karmaşık olacağını hissetti...