Lizge kendini topladı ve ciddi bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
-Ne istiyorsun benden?
Melih her zaman ki gibi sırıttı.
-Anlamamana şaşırmadım doğrusu.Gerçekten salaksın.
Lizge Esilanın kolundan tutdu.
-Hadi gidelim burdan.
Esila Lizgeyi destekledi.
-Aynen buranın havası kaçtı.
Tam gidicekken Melih Lizgenin kolundan tutdu.Dolayısıyla Lizge durmak zorunda kaldı.Esilayla Lizge kol-kola girdiğinden Esila da durmak zorunda kaldı.
-Bu sefer kaçışın kolay olmayacak Lizge Yemen.
Melih Yemeni bastırarak söyler.
-Kolumu bırakırmısın?
-Allah Allah ya.Bundan tam 30 dakika önce bana atar-matar yapan kız şuan minik kediciğe döndü.
Esila erkeklerden nefret ederdi.Özellikle Melihden.Şimdide en yakın arkadaşına bir erkeğin sataşması onu deli ediyordu.
-Bıraksana kızın kolunu.
Melih bu okulun sahibinin oğluydu.Gayette zengindi.Okuldaki kızların yarısı ona aşıktı.Bir de bu okulun ilk ve tek en kötü zorbasıydı.
-Valla siz dersde oturan zaman karakter değişikliği geçirmişsiniz.
Birden konuyla alakasız biri girdi araya.
-Bıraksana oğlum kızın kolunu!
Melih sesi duyduğu tarafa baktı.İşte o.Düşmanlar yine yan-yana.
Melih o taraftan gözlerini ayırmadan Lizgenin kolunu sertçe bıraktı.
-Oğlum yine mi dayak istiyorsun sen?
Melihe Lizgenin kolunu bırakması için emir eden kişi Melihe 4 adım yaklaştı.
-Asıl sen dayak istiyorsun Melih Ertürk.
Ne?O az önce Melih Ertürk mü demişti?Bu olamazdı.Lizgenin biricik Melihi bu olamazdı.Melih şu kadarcık karıncaya zarar vermezdi,veremezdi.
O olduğuna biraz daha inandı.Ama o Melih değildi.Sonuçta İstanbul büyük bir şehirdi.Belki de binlerce adı ve soyadı aynı olan kişi vardı.
Ama bu tesadüf değil gibiye benziyordu.Bu Allahın onlara verdiği şans gibiydi.Bir-birlerini bulmak için.













