İçeriğe geç

Yıldızların Ardındaki Şehir

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Yıldızların Ardındaki Şehir

Bölüm 2

Bölüm 2: Kaçış

Eren birkaç saniye boyunca kıza baktı.

Ne diyeceğini bilmiyordu.

Karşısında duran kişi tamamen yabancıydı.

Ama biraz önce gökyüzünde hareket eden yıldızları görmüş, pusulasının üzerinde gizemli bir yazı belirmiş ve şimdi de gecenin bir yarısı kapısına tanımadığı biri gelmişti.

Normal olan hiçbir şey kalmamıştı.

"Sen kimsin?" diye tekrar sordu.

"Kısa cevap mı?"

"Evet."

"Ben Lina."

"Uzun cevap?"

Lina iç çekti.

"Uzun cevap için burada duramayız."

Tam o sırada aşağı sokaktan metalik bir ses duyuldu.

Sanki ağır kapılar açılıyordu.

Lina'nın yüzü bir anda bembeyaz oldu.

"Geldiler."

"Kim?"

Lina pencereye koştu.

Perdeyi hafifçe araladı.

Eren de yanına yaklaştı.

Sokakta siyah zırhlı insanlar yürüyordu.

Üzerlerinde hiçbir işaret yoktu.

Yüzleri görünmüyordu.

Kasklarının ön kısmı tamamen siyah camla kaplıydı.

Sessizce ilerliyorlardı.

Ama bu sessizlik daha da korkutucuydu.

Eren'in boğazı kurudu.

"Bunlar kim?"

"Resmî adı Gözcüler."

"Ne yapıyorlar?"

"Seni arıyorlar."

Eren güldü.

Aslında gülmek istememişti.

Ama başka tepki verememişti.

"Beni mi?"

"Evet."

"Neden?"

"Çünkü yıldızları gördün."

Bu cevap Eren'in beklediğinden çok daha kötüydü.

---

Alt sokaktan bir alarm sesi yükseldi.

Kırmızı ışıklar yanıp sönmeye başladı.

Şehrin hoparlörlerinden mekanik bir ses duyuldu.

"Dikkat. Güvenlik protokolü etkinleştirildi."

"Dikkat. Güvenlik protokolü etkinleştirildi."

"Dikkat. Güvenlik protokolü etkinleştirildi."

Lina küfür etti.

"Bizi buldular."

"Nasıl?"

"Bilmiyorum."

Sonra Eren'in masasındaki pusulayı gördü.

Yüzündeki ifade değişti.

"Pusula sende mi?"

"Evet."

Lina şaşkınlıkla ona baktı.

"Demek söylentiler doğruymuş."

"Ne söylentisi?"

Lina cevap vermedi.

Pusulayı dikkatle inceledi.

Sanki çok değerli bir eşya görmüş gibiydi.

"Bu sıradan bir pusula değil."

"Evet, çalışmadığını fark ettim."

"Hayır."

Lina başını salladı.

"Tam tersine. Fazla iyi çalışıyor."

---

Kapıdan sert bir vurma sesi geldi.

TAK!

TAK!

TAK!

İkisi de donup kaldı.

Bir ses duyuldu.

"Kapıyı açın."

Ses soğuktu.

Duygusuzdu.

Kapı tekrar sarsıldı.

"Kapıyı açın."

Eren'in kalbi deli gibi atıyordu.

Lina ise şaşırtıcı derecede sakindi.

Odasını hızlıca incelemeye başladı.

Sonunda pencereye yöneldi.

"Burası kaçıncı kat?"

"Üç."

"Güzel."

"Nesi güzel?"

Lina pencereyi açtı.

"Kaçacağız."

Eren aşağı baktı.

"Üçüncü kattayız!"

"Fark ettim."

"Aşağıda taş var!"

"Fark ettim."

"Ölebiliriz!"

"Onlar yakalarsa kesin öleceğiz."

Bu argüman pek iç açıcı değildi.

Kapı tekrar sallandı.

Bu sefer daha sert.

Kapının menteşeleri inledi.

Lina kararını vermişti.

"Pusulayı al."

"Nereye gidiyoruz?"

"Şehrin dışına."

"Orası yasak."

Lina hafifçe gülümsedi.

"Tam da bu yüzden."

---

Birkaç dakika sonra ikisi karanlık sokaklarda koşuyordu.

Şehir ilk kez Eren'e yabancı görünüyordu.

Hayatı boyunca yaşadığı yer artık başka bir dünyaya dönüşmüştü.

Kırmızı alarm ışıkları binaların arasında yanıp sönüyordu.

Uzaktan siren sesleri geliyordu.

Gözcüler sokaklarda dolaşıyordu.

Lina ara sokakları çok iyi biliyordu.

Sanki bu şehirde yıllardır saklanıyormuş gibiydi.

Sonunda yüksek bir duvarın önüne geldiler.

Bu duvar şehri çevreleyen dış surdu.

Yaklaşık otuz metre yüksekliğindeydi.

Eren hayatında hiç bu kadar yakından görmemişti.

"Şimdi ne olacak?" diye sordu.

Lina duvara baktı.

Sonra gülümsedi.

"Şimdi gerçek hikâye başlıyor."

Tam o anda pusula tekrar titremeye başladı.

İbre duvarın belirli bir noktasını gösteriyordu.

Ve taşların arasından mavi bir ışık sızıyordu...

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.