İçeriğe geç

Yıldızların Ardındaki Şehir

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Yıldızların Ardındaki Şehir

Bölüm 1

Bölüm 1: Yasak Işık

Eren'in yaşadığı şehirde kurallar her şeyden önemliydi.

Şehir surlarının üzerinde yazan devasa sloganı herkes ezbere bilirdi:

"Kurallar güvenliktir. Güvenlik gelecektir."

Çocuklar okula başladıkları ilk günden itibaren aynı şeyleri öğrenirdi. Şehrin dışına çıkmak yasaktı. Eski haritalara bakmak yasaktı. Ve en önemlisi...

Gökyüzüne bakmak yasaktı.

Kimse bunun nedenini tam olarak bilmiyordu.

Öğretmenler sorulduğunda sadece "Atalarımızın emri" derdi. Büyükler ise konuyu açmaktan hoşlanmazdı. Sorular çoğu zaman cevapsız kalırdı.

Eren ise soruları cevaplardan daha çok seviyordu.

On altı yaşındaydı. Dağınık kahverengi saçları, sürekli merakla parlayan gözleri vardı. Başını derde sokacak kadar meraklı olduğu da sık sık söylenirdi.

O gün de sıradan başlamıştı.

Okuldan dönerken şehrin merkez meydanından geçti. Dev ekranlarda yine aynı duyurular dönüyordu.

"Gece sokağa çıkış saat 22.00'de sona erecektir."

"Gökyüzüne bakmak yasaktır."

"Şüpheli davranışları bildiriniz."

İnsanlar ekranlara neredeyse hiç dikkat etmiyordu. Bu uyarılar hayatın normal bir parçası olmuştu.

Eren ise yürürken bir şeyi fark etti.

Şehrin en eski saat kulesindeki büyük saat durmuştu.

Tam 18.47'de.

Bu garipti.

Çünkü şehirde hiçbir şey bozulmazdı.

En azından insanların görmesine izin verilmezdi.

Saat kulesine bakarken yaşlı bir adamın onu izlediğini fark etti.

Adamın yüzü kırışıklarla doluydu.

Bir anlığına göz göze geldiler.

Yaşlı adam hafifçe gülümsedi.

Sonra kalabalığın içinde kayboldu.

Eren nedenini bilmediği bir huzursuzluk hissetti.

O gece her şey değişecekti.

---

Saat 22.13.

Eren odasında oturmuş eski bir mekanik pusulayı inceliyordu.

Bu pusula ona dedesinden kalmıştı.

Normal pusulalar gibi kuzeyi göstermiyordu.

İbresi bazen anlamsız yönlere dönüyor, sonra tekrar sabitleniyordu.

Eren bunun bozuk olduğunu düşünüyordu.

Tam o sırada bütün ışıklar söndü.

Oda karanlığa gömüldü.

Elektrik kesintileri neredeyse hiç yaşanmazdı.

Şehir sessizleşti.

Sokaktaki lambalar söndü.

Uzaklardan şaşkın sesler yükseldi.

Eren pencereye yaklaştı.

Dışarı baktı.

İlk başta hiçbir şey göremedi.

Sonra istemsizce başını kaldırdı.

Ve gökyüzünü gördü.

Nefesi kesildi.

Hayatında ilk kez gerçek yıldızları görüyordu.

Milyarlarca ışık karanlığın içinde parlıyordu.

Ama birkaç saniye sonra bir şeylerin yanlış olduğunu fark etti.

Yıldızlar hareket ediyordu.

Yavaşça yer değiştiriyorlardı.

Sanki görünmez eller onları gökyüzünde sürüklüyordu.

Eren gözlerini kırpıştırdı.

Belki de hayal görüyordu.

Ama hayır.

Işıklar gerçekten hareket ediyordu.

Bir süre sonra noktalar birleşmeye başladı.

Gökyüzünde dev harfler oluştu.

Eren kalbinin hızlandığını hissetti.

Ortaya çıkan mesaj yalnızca iki kelimeden oluşuyordu.

"Bizi bul."

Tam o anda masanın üzerindeki pusula şiddetle titremeye başladı.

İbre deli gibi dönüyordu.

Tak...

Tak...

Tak...

Birden durdu.

Kuzeyi göstermiyordu.

Şehrin dışındaki yasak ormanı gösteriyordu.

Eren pusulayı eline aldı.

Arkasında daha önce hiç görmediği bir yazı vardı.

Sanki yıllardır oradaymış da şimdi ortaya çıkmış gibiydi.

Titreyen elleriyle okudu.

"Şehir yalan üzerine kuruldu."

Ve tam o sırada kapısı çalındı.

Bir kez.

İki kez.

Üç kez.

Gece yarısına yaklaşırken kim onun kapısını çalıyor olabilirdi?

Eren yavaşça kapıya yürüdü.

Kapıyı açtığında karşısında siyah pelerinli genç bir kız duruyordu.

Kız nefes nefeseydi.

Sanki kilometrelerce koşmuş gibiydi.

"Eren?" diye sordu.

"Evet..."

Kız rahatlamış gibi göründü.

"Nihayet seni buldum."

"Sen kimsin?"

Kız koridorun sonuna korkuyla baktı.

"Sorular için zaman yok."

"Neler oluyor?"

Kız gözlerini ona çevirdi.

Gözlerinde gerçek bir korku vardı.

"Onlar seni bulmadan benimle gelmelisin."

Eren'in kalbi hızlandı.

"Kim onlar?"

Kızın cevabı fısıltı kadar sessizdi.

"Yıldızları saklayanlar."

Bölüm sonu

2 yorum