İçeriğe geç

Yıldızların Ardı

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Yıldızların Ardı

Bölüm 8

7. Bölüm

Karşıdaki odadan, yani abimin odasından çalan alarmla yatakta doğruldum. Normal bir alarm değildi. Gözlerimi ovuşturdum ve dikkatlice dinledim alarmı. Abim alarmını Mehter marşı yapmıştı?

"Savaşa kalkıyor sanki" diyerek söylendim.

Gözlerim komodinimin üzerindeki saati görünce açıldı. Saat altıydı! Hangi köyün manyağıydı bu ya!

Sinirle battaniyeyi üzerindem atarak ayağa kalktım ve odamdan çıktım.

Kapıyı hızlıca açarak bağırdım

"Abi saat daha altı! Daha kargalar uyanmadı. Derdin ne senin ulan?" diyerek odaya geçtim.

Abim elinde telefonu ile yatakta oturuyordu.

"Sana da günaydın Umay'ım"

Hızlıca penceresine yürüdüm ve perdeyi açtım. Dışarıda ki karanlık havayı gösterdim elimle.

"Gün aymış mı sence?"

"Tam aymamış ama olsun."

Gözlerimi devirdim.

"Eee?" dedi uyandığımda kabaran saçlarıma bakarak "Sen okula gitmiyon mu?"

Gerçekten iyi değil bu. Uyandığında kafasını bir yere mi çarptı?

"Saat altı ya hani. Ders dokuzda başlıyor."

"Hee " dedi önüne dönerek. Sonra tekrar bana döndü "E sen niye erken kalktın?"

Allah'ım sana geliyorum. Çıldırcam şimdi. Bu zekayla nasıl MSÜ'ye aldılar bunu?

"Senin yüzünden! Savaş hazırlığı mı yapıyorsun? Çünkü alarmını Hücum marşı yapmanın başka mantıklı bir açıklaması yok!"

Onunla tartışmak yerine takılmamak en iyisidir diye kapısını geri kapatarak çıktım odasından.

Normalde uyanmama daha iki saat vardı. Tekrar uyuyazmadım. Bir kere uyanınca geri uyumam çok zaman alıyordu. Bu yüzden iki saat boyunca ne yapabileceğimi düşündüm...

Yaklaşık 20 dakikadır falan boş boş oturuyordum. Delirecektim. Abimin odasından ses gelmiyordu. Büyük ihtimalle geri uyumuştu.

Saate baktım. 6.28 yazan rakamlarla birlikte gözlerimi devirdim.

Aşağıdaki seslere göre annem uyanmıştı. Birazdan babam da uyanacaktı.

Yapabileceğim bir şey olmadığı için aşağı inmeye karar verdim.

Annem mutfakta bir şarkı mırıldanarak kahvaltısını hazırlıyordu. Arkasından gelen sesle dehşetle bana döndü. "Aa! Sen niye kalktın?"

Sırtımı buzdolabında yasladım "Oğlun yüzünden."

Buzdolabını açmak için beni kenara ittirdi. "Yine ne oldu da birbirinize girdiniz?"

Tezgaha doğru ilerledim. Üzerine doğranmış meyve ve sebzeler vardı.

Harika diye düşündüm kendi kendime. Yine kendisini salataya boğacak...

"Sabahın altısında Mehteran'la kaldırıldı beni sağolsun..."

"Ne?" Annem kahkaha atarken dolaptan çıkardığı soğuk suyu yere dökecekti.

"Öyle işte. Ondan uyandım."

"Yalnız iyi fikirmiş." Dedi suyun kapağını açarken. Cam şişenin içinde bütün bir tarçın, birkaç dilim limon ve misket limonu, maydanoz ve nane duruyordu. Ne işe yaradığını bilmiyordum. "Sabahları seni uyandıramıyoruz."

Anneme BIKTIM ARTIK bakışı atarak masaya oturdum. Annem beni umursamadan salatasını hazırlamaya devam etti. Bu süre boyunca bende onu seyrettim.

Sonra önüme bir tabak koydu. "Salata yer misin?"

Salatayla bir süre bakıştım. Babam hep dalga geçerdi annem ne zaman salata yapsa. 'Akşam yemeği mi yiyoruz ne salatası?' derdi.

"Anne bunun içinde roka mı var?"

"Evet."

"Ama ben roka yemem ki!"

Annem tek kaşı havada bana döndü. "Ekmeğin arasına köy ye demiyorum Umay. Salatada yiyeceksin farketmezsin bile!"

Başımı salladım. "Sonra yerim ben." Diyerek kalktım.

Yemeyecektim.

Canım annem arkamdan mırıldanmaya son gaz devam ederken merdivenlerde babamla karşılaştım.

"Günaydın!"

"Günaydın. Erkencisin bugün?"

"Abim başıma mehteran dikti de."

Merdivenlerin başında gördüğüm abim o sırada itiraz etti hemen.

"Görende basınında açtım sanar ya. Alarmım bu işe ben ne yapayım."

"Bir insanın alarmı neden Hücum Marşı olur ki abi?"

"Sanane kızım? Siz dandik şarkılar koyunca normal de, ben mehter yapınca anormal mi oluyorum yani?" dedi gaza gelerek.

Onu görmezden gelerek yanından geçip gittim.

Odama girdiğimde abim babama mehter marşının insanlara neden garip geldiğini konuşuyordu. Mehtere garip demedik gerizekalı! Onu alarm yapmana garip dedik iyi ki.

Bu iki saat boyunca kitap okudum. Saat 8.20 iken hazirkandim ve tekrar aşağı indim.

Abim mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Kendime çay doldurup masaya oturduğumda abimde yanıma geldi.

"Saat kaçta çıkıyorsun okuldan."

Ağzıma bir patates kızartması attıktan sonra sorusunu cevapladım. "Dördü beş geçe."

"Seni almaya geleyim mi?"

"Çıkışta tören var çok beklersin."

"Ne töreni?"

Tam ağzıma yeni bir patates kızartması götürürken sorusuyla durdum. Abim böyle mal soruları nerden öğrendi?

"Cuma günü okul çıkışında ne töreni olabilir ?"

O sırada yeni bir bilgi öğrenmiş gibi gözleri açıldı. "Doğru lan... Olsun gelirim."

"Bu zekayla nasıl geçtin sen mülakattan?"

"Ben liseden mezun olalı çok oldu. Özledim lan..." dedi. Gerçekten yüzü özlem doluydu. Lise anıları canlanmıştı gözünde sanırım. Halbuki liseden mezun olmak için can atıyordu bir an önce kurtulmak için.

Omzumu silkerek çayımdan bir yudum aldım. "Sen bilirsin..."

Kahvaltılımı bitirdikten sonra ayağa kalktığımda telefonum çaldı. Deniz arıyordu...

Telefonu hemen açıp Deniz'e söz hakkı vermeden konuştum.

"İki dakikaya çıkıyorum."

Kısa bir sessizlikten sonra konuştu "Tamam."

Telefonu kapatıp kapıya ilerledim. Abim arkamdan geliyordu. "Arkadan atlı mı kovalıyor. Ne bu acele?"

Ayakkabılarımı giyerken ona cevap verdim. "Geç kalmak istemiyorum herhalde. Mutfağı sen topla bir zahmet."

"Tabii canım! Eve yeni biri geldi ya. Tüm işleri ona yıkın!" O söylenmeye devam ederken merdivenleri indim.

Kapıyı açıp dışarı çıktığımda Deniz ve Umut'un kapının önünde bekldegini görüp yanlarına gittim. Umut bana döndü

"Uraz abi mi geldi?"

"Sana da günaydın Umut!"

"Günaydın. Uraz abi mi geldi?"

"Nereden anladın?" dedim sinirim bozularak. Abim gelince hemen beni es geçiyorlardı zaten!

Deniz parmağını kaldırarak bizim evde ki balkonu gösterdi. Bakınca abimi gördüm ve kaşlarımı çattım.

Çünkü çantam elindeydi!

"Ne alaka?" dedim. Çantamı unutmuş olamazdım!

"Atayım mı Umay!" diye bağırdı abim yukardan gülerek.

"Atma! Atma! Atma!" dedim ve apartmana koştum.

Merdivenleri tekrar çıkıp bizim daireye ulaştığımda abim gülerek kapıyı açtı.

"Neden söylemedin çantamı unuttuğumu!" dedim kırmızı yanaklarıma çantamı elinden çekip alırken. Hızlı hareket ettiğim için terlemiştim bile.

"Ne tepki vereceğini görmek için."

Gözlerine bakarak onun hiç beklemediği bir anda kafasına vurdum ve sonrasında kaçmaya başladım.

Merdivenleri atlaya atlaya inerken "İşte tepkim bu!" diye bağırıyordum

💫

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.