Merhaba,Ben Suu Chang.17 yaşındayım.Annem’le beraber büyük bir şehir’de yaşıyoruz.Varlıklı bir alileyiz…Yani en azından 2 yıl önce gerçek bir aile gibi’ydik…Babam gidene kadar…Babam 2 yıl önce bi araba kazasında maalesef hayatını kaybetti.Annem babam gittikten sonra hiç olmadığı kadar agresif,umursamaz ve içine kapanık bir kadın olmuştu.Annem sanki babamın ölmesinin sebebi benmişim gibi 2 yıl içinde gittikçe benden uzaklaşmış ve benden soğumuştu.Babam gittiği zamandan beri annem odasından çok az çıkar olmuştu ve evdeki hizmetçilere köle gibi davranmaya başlamıştı.Hizmetçiler işi olmadıkları süre odalarından çıkmaları yasaktı falan.Anneme göre ona babamı hatırlatan herşeyi uzun bir süre görmek istemiyormuş.Sanırım bende bu görmek istemediği şeylerin arasına giriyorum…
Çalan alarm’ı bile kapatmak istemiyordum.Uykum vardı bu yüzden bu gün okulu asıcaktım. Alarm’mın yeterince gıcık edici bir sesle çalmaya başlayınca oflayarak alarm’mımı kapttım. Telefonumdan saate baktığımda zaten çoktan geç kaldığımı fark ettim.
“Zaten gidesim yoktu…”
Telefonumu yastığımın altına koyup yorganımı kafama kadar çektim,gözlerimi tekrar uykuya dalmak için kapattım.
Neredeyim ben?Burasıda neresi böyle?Neden dışarıdayım ben?Evden ne zaman çıktım?
Karanlık bir sokaktaydım.Sadece ilerideki sokak lambasının aydınlattığı kadar etrafımı görebiliyordum. Yağmur yağıyordu.Gökyüzüne baktığımda yıldızları daha önce hiç görmediğim kadar güzel ve parlaktılar. Ama…Burada beni rahatsız eden bir şeyler vardı?…Ve bunu bilmemek beni deli ediyordu…Burdan gitmek istiyorum hemde hemen!!
Bu korkutucu sokakta yağmurun altın ıslanarak yürümeye başladım.Tekrar kafamı kaldırıp yıldızlara baktığımda artık o kadar güzel gözükmüyorlardı…Sokak’ın bir türlü sonu gelmiyor ve yağmurda gittikçe hızlanıyordu…
”YA NEREDEYİM BEN BİR SONU GELMİYOR BURANIN!!”
Ah,ilerde birisi var!Koşar adım yanına gittim.Benden uzun biriydi ve erkekti.
”Afedersiniz?”Ve bana omzunun üstünden baktı…
Keşke hiç bakmasaydı….

