Açık konuşmak gerekirse durum hiç iç açıcı değildi. Fyodor tamamen etkisiz, Ada baygın, Ruby ise tüm enerjisini kullanmıştı. Ve hala şehirde onları arayan tonlarca insan vardı.
Ruby; “Sizin vereceğiniz güçleri…”
Ruby düşünüyordu, sihirli güçleri varsa belki Fyodor’un yarasını kapatabilirdi. Denedi fakat başaramadı. Belli ki onun gücü bunu yapamıyordu. Ada ise hala rüyadaydı. Ruby’nin enerjisi biraz dolmuştu fakat savaşacak yada korunacak kadar yoktu. Ve saklandıkları evi bulmuş, amansızca saldırıyorlardı. Üstlerinde açılan yaralar kapanmış gibiydi.
Onca verdiğimiz zarar boşunaydı ama onların bize verdiği zarar hala duruyor mu yani?
Tekrar içeriye girmişlerdi, Ruby’nin enerjisi yetmeyecekti bu yüzden sadece kılıcıyla savaşmaya başladı, tek başına onlarcasıyla dövüşmeye çalışıyordu ancak başaramadı. Ruby’e saldırıyorlardı, o kadar çok vurdular ki Ruby bayılmış haldeydi, üçünü de alıp götürdüler.
Ruby gözlerini açtığında kanlar içindeydi, belli ki oldukça fena hırpalanmıştı. Arkadaşları ise yanında baygın haldeydi. Ada hala uyanamamış, Fyodor ise kan kaybından yarı baygındı.
“Dinle lan beni orospu çocuğu, burdan çıkar çıkmaz kılıcımı götüne sokacağım senin duyun mu beni?!”
Ruby bir yandan bağırırken bir yandan kurtulmaya çalışıyordu. Yanlarındaki satanizm’e ait semboller ve objeler ortama karanlık bir aura yayıyor ve Ruby’nin güçlerini zayıflatıyordu. En sonunda Fyodor kan kaybından ölmüştü. Ada ise hala transta iken konuşmaya başlamıştı. “Günışığı karanlığı bozar”
“FYODOR! BİRAZ, BİRAZ DAHA TUT KENDİNİ! LÜTFEN!!”
Ruby çırpınıyordu, bir yandan da öfkeyle ağlıyor ve kurtulmaya çalışıyordu. Öfkenin ona verdiği güçle sihrini çalıştırıp kelepçeleri kırmıştı. Oldukça zayıf halde karşısındaki Satanist’lere doğru saldırıp aldığı sert darbeyle duvara toslamıştı. Yıldız enerjisiyle saldırmaya çalışıyordu ama etraftaki karanlık güç onun sihrini söndürüyordu. Ada’nın dediğini uygulamak istese de gün ışığı oluşturma gücü yoktu.
“Bu faydasız, benim gücüm buna yetmiyor.”
Ruby pes ediyordu, karanlık onu da ele geçirmeye başlamış gibiydi.
“Merhaba Fyodor.”
“Ne..?” “Seni görmek çok güzel..”
“Sen de kimsin.”
“Sen bize şimdilik Asterism diyebilirsin.”
Ruby o esnada bedenini ele geçirmeye çalışan karanlığa direnmeye çalışıyordu ancak şeytanlar onun ruhuna saldırıp parçalıyordu. Planları farklıydı, diğer insanların sadece ruhunu ele geçirirken Ruby’nin ruhunu yok edip onu tamamen şeytanlaştırmak istiyor gibilerdi.
“Asterism mi? Bir dakika… Ben öldüm mü?”
Fyodor’un sesi belirgin şekilde titriyordu.
“Evet, ama merak etme. Arkadaşını o şekilde yüzüstü bırakmak isteyeceğini sanmıyorum zaten.”
“Ruby… Ruby’i kurtarmam lazım. Ama benim vücudum…”
“Korkmana gerek yok, düşmanların kendilerini iyileştirebiliyorsa bunu sen de yapabilirsin.”
“Ne?”
“Güneş’in hediyesini al ve karanlığı ikiye böl.”
Ruby gözlerini açmıştı, yüzüne sanki… güneş ışığı mı vuruyordu? Üzerindeki ağırlık yavaşça kalkıyordu sanki.. yaraları bile iyileşiyordu. Ama önündeki devasa ışığa asla bakamıyordu. Sonra ışık yavaşça söndü ve uzakta ki çocuğa bakıyordu.
“Fyodor..?”
“Saule’de diyebilirsin.”
Saule yayını alıp Ruby’nin üzerindeki ele geçirilmiş adama bir ok attı. Ok güneş gibi parıldıyordu ve çarptığı anda adamı duvara fırlatmıştı. Ruby’nin yanına gelip elini uzattı ve kalktılar. Bir dakika.. yanlarında ki.. ADA?
İkisi birden bağırmıştı, Ada gülümseyerek cevap verdi.
“Chisa diyin.”
Tamam, takım toplanmıştı. Her ne kadar Ada’nın nasıl bir anda kalktığını anlamasalar da. Şimdi karşılarındaki satanistler ortadaki devasa çembere toplanmış üzerlerine karanlık enerjiyi yönlendiriyorlardı.
“Madem sizin havalı isimleriniz var, bana da Asteria diyin.”
Asteria baktığı kişilerin ruhunu görüyordu. Belli ki bu yeni bir özellikti.
“Onların ruhlarında ki karanlık…”
“Ne demek istiyorsun Asteria?”
“Onlar kötü değiller… sadece ele geçirilmişler!”
“Ne?”
“İçlerinde kötü bir enerji var, bunu arındırırsak belki her şey biter.
“Tamam, zekice ilerlemeliyiz. Güçlerimiz sınırlı ve düşmanımız fazla.”
“Saule ve Chisa kafa sallamışlardı.”
Saule; “Ben güç kaynaklarına zarar vermeye çalışacağım, benim gücüm onları zayıflatıyor gibi, bir de saydamlaşma var tabii!”
Tam cümlesini bitirdiğinde saydamlaşıp üstüne atlayan kişinin içinden geçerek savuşturmuştu.
Asteria; “Ben de direkt saldıracağım. Ruhlarını arındırabilirim.”
Chisa;”Sizi koruma işi bende, düşmenize asla izin vermem. Bugün 50 farklı şekilde öleceğinizi gördüm ve hepsine karşı bir planım var bile!”
Saule; “Tamam bu biraz korkunç.”
Asteria ;”Ve çokça da İĞRENÇ.”
Saule ayin eşyalarını zayıflatmaya başlamıştı. Onun ışığı cidden tam olarak düşmanlarının tersi olsa da çoktan ele geçirilmiş olan kimseye etkisi olmuyordu. Ruby elindeki kılıçla üstlerine saldırmaya başlamıştı. Ancak açtığı yaralar geri kapanıyordu. Arkasından elinde bıçakla atlayan kişi boynuna saplamak üzereydi.
“DİKKAT ET RUBY.”
Chisa elinde güzel, ay gibi tertemiz bir kelebek oluşturup gönderdi, attığı kelebek bıçağın üstüne kondu ve bıçak saldıran kişinin kafasına saplandı.
“Kaldı 49 senaryo.”
Asteria; “Ne.”
Asteria arındırmayı nasıl yapacağını bilmiyordu, Asterism’de bi bok anlatmamıştı.
Yani en azından Asteria’ya anlatmamıştı. Ama belli ki onca uyku süresinde Chisa sadece uyumamıştı.
“Kılıcını yıldız enerjisiyle doldurup kalplerine sapla!”
Asteria üstüne doğru koşan kişiye Nova Yanışı ile vurmuştu. Bu yeni kılıç hareketine verdiği “çok havalı” isimdi.
Kılıcı sapladığı kisinin gözlerindeki karanlık sönmüştü, olduğu yerde bayıldı.
“Artık kötülük yapmak yok kahpe şeytanlar, iyiliğe dönüşme zamanı!!”
Saule; “Sana Mucize Uğur Böceği izlemeyi yasaklayacağım.”
Asteria kılıcını havaya kaldırmıştı. “Beni koruyun.”
Chisa kelebekleri ile nesneleri harekete geçirmiş ve Asteria etrafına barikat oluşturdu.
“Saule, elindeki tüm enerjiyi kullan ve tüm karanlığı birden zayıflat.”
Saule; “Tamam, GÜNEŞ PATLAMASIIIIIIIIIII!!”
Asteria; “SÜPERNOVA PATLAMASIIII”
Chisa; “HAYIR DURUN!”
İkisi birden güçlerini kullanmıştı ve çevrelerinde oluşan büyük bir enerji ile çevrelerindeki tüm insanların ruhu temizlenmişti. Ama bilmedikleri şey ise yanlış bir hareket yaptıkları ve enerjilerini erken bitirdikleriydi.
Chisa; Burdaki toplam şeytan sayısı toplamının 1/3’ü kadar bile etmez!
İçeriye tekrar saldırmışlardı ama Asteria ve Saule geri dönüşmüştü. Chisa yanlarına gelip bir bariyer açtı ve onları korumaya aldı.
Chisa; “Ya siz salak mısınız?”
Ruby; Ya ama…
Fyodor; “Dışarı çıkalım orada güneş ışığı görürsem enerjimi daha hızlı yenilerim!”
Ruby; “Saatlerdir baygınız, akşam oldu.”
Chisa; “Ama yine de dışarı çıkmalıyız, açık alan daha rahat olur.”
Ruby; “Güçlerimizle dikkat çekmeden arındırma yapmamız gerekiyor.”
Ruby düşünmeye başlamıştı. Bir fikri vardı.
“Arındırmayı hepsine birden yapmanın bir yolunu bulmamız gerekiyor.”
Fyodor; “Satanism’in garip ayinleri insanları kötüleştiriyorsa, biz de kendi tarzımızda bir ayin yapıp hepsini birden iyileştiremez miyiz?”
Ruby; “Bize öyle bir bilgi gelmedi.”
*Ruby ve Fyodor tekrar dönüşmüştü.”
Asteria; “Onları arındıran şey yıldız ışığımsa bu ışığı çoğatmanın bir yolu olabilir.”
Asteria çevresine bakınmaya başlamıştı. Kendini Uğur Böceği sandığı için çevresindeki nesnelerle bir plan yapmaya çalışacaktı.
Saule; “Sen bir şeyler bulmaya çalış misafirlerimizi biz oyalarız.”
Chisa; “Hep bunu yapmak istemiştim.”
Chisa elindeki iki havalı hançer ile hızlıca koşarken hızlı bir şekilde hepsini biçiyor ve kısa süreliğine etkisiz hale getiriyordu. Saule ise onların yaralarına güneş ışığı ile vurup yaraların içindeki karanlığı yakıyordu. Asteria ise çevresindeki satanizm ayinlerinin aynalarını toplamıştı.
Asteria; “CHİSA, GÜCÜNLE TÜM AYNALARI KRİSTAL BİR TOP HALİNE GETİR!”
Şimdi Chisa sayesinde bir parça arındırma ışığı 50 katı bölünüp etki edecekti, Asteria arındırma ışığını ateşlerken bir yandan kristal top dönerken çevredeki herkese ateş ediyordu, sıra sıra her bir ele geçirilmiş kişiyi arındırdı. Ve son saniye gün kurtarıldı.
Chisa; “Sanırım arındırılmış kişileri evlerine gönderip hasarın belirli bir kısmını onarma gücümüz var.”
Asteria;”MUCİZEVİ UĞUR BÖCEĞİ!!”
Saule; “Yabisgamk”
Chisa; “Gücünüzün özlerini hissedin ve en saf formunu ortaya çıkarın.”
“Ay ışığı özü.”
“Güneş özü”
“Yıldız tozu özü”
Üçü de güçlerini birleştirmişti ve gökyüzünde takımyıldızları belirdi. Sonra da herkes evine ışınlanmıştı.
“Çak bakalım?”
“Kaybol şuradan.”
Neredeyse sabah 4 olduğu için hiç uyku uyumadan tekrardan okula gitmişlerdi ve günü kazanmanın verdiği o huzurla bitirdiler.
(Ama Ada nasıl uyanmıştı?)