[ ⛧ & ❤️🩹 ]
"Kaya,
Şu an ne yaptığın konusunda hiçbir fikrim yok. Açıkçası sana ne yazacağım konusunda da. Sana o kadar aşıktım ki keşke farklı şartlarda tanışsaydık. Biliyorum senin için benim diğer kızlardan farkım yoktu. Ama sen çok farklıydın benim için. Çok özeldin.
Ancak sen bunların farkında değildin. Sana olan hislerimi bilmiyordun. Benle konuşmaya başladığında kalbimde uçuşan minik mutluluk kelebeklerini bilmiyordun...
ve ben kendimi o kadar çok yanlız hissediyordumki anlatamam.
Bazen diyorum keşke hiç gitmeseydin hayatıma. Senden sonra aşık olabilecek miyim? bilmiyorum. Eskiden seninde bende hoşlandığını düşünürdüm. Biliyorum, saçmaydı ama bana kendimj güvende hissetiriyordu. Arada sırada sana olan sevgimi kıskanıyorum. Keşke benide bu kadar çok seven biri olsaydı diye.
-
Hatırlıyor musun çocukluk anılarımızı. Benim aklıma arada sırada geliyor. Bir keresinde arkadaşların ile kavga etmiştin. Bende yanına gelip senle konuşmuştum. Sende yanağımdan makas almıştın. Bende hemen kaçıp tuallete gidip yanağımı sabunlamıştım. Keşke hiç yıkamasaymışım yanağımı.
Çocukluk anısı olduğunu bildiğim halde yinede umut etmekten kendimi alıkoyamıyordum.
Hatırlıyor musun? Konferans salonunda oturuyorduk. Sen, ben ve Ece vardı. Yan yana oturuyorduk. O zaman benle hiç konuşmamıştın. Beni yok saymıştın o gün. Hep Ece ile konuşmuştun. Söylesene o kızda bende olmayan ne vardı?
-
Bu anıları hatırladıkça suratımda buruk bir tebessüm, kalbimde minik bir sızı var. Şu an sana aşık değilim ama bende yerin çok farklı. Anlamıyordum, Ece denen o kızda ne bulduğunu. Ama sen mutluydun. O yüzden bende mutlu olmuştum.
-
Biliyorum mektup fazla uzadı ama sana bu gün yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum.
Bu gün canım biraz parkta kitap okumak istedi. Kendime minik çanta hazırlayıp parka gittim. Banklarda otururken bir süre sonra 2-3 kız çocuğu geldi. Ben kitaba dalmıştım o yüzden fark etmemiştim. Bir anda yüksek tonda ağlama sesi duyunca tüm konsantrasyonum bozuldu tabi. Başımı kaldırdığında gördüklerim o kadar canımı yaktı ki...
Yüksek sesin sahibi yere çömelmiş ağlıyorken arkadaşı bez bebeklerini makasla kesiyordu. Hatta önünde bulunan yırtık bebekler, elindeki birazdan kesilmek üzere olan bebeğin başına geleceklerinin habercisiydi. Diğer bir arkadaşı ise suratındaki gülümsemesiyle tüm bu olanları videoya çekiyordu.
Hızlı ve öfkeli bir şekilde kızların yanına doğru ilerlerken bebekleri kesen kız beni fark etti. Beni büyuk ihtimalle o kızın tanıdığı sandılar. Zaten arkadaşına haber vererek uzaklaşmaları da bu fikrimi doğruluyordu.
Olayın yerine vardığımda ise çoktan gitmişlerdi ancak ağlayan kız hala elleri ile gözlerini kapatmış hala yerde öylece ağlıyordu.
Yanına çömeldim ve bu olay hakkında konuşmaya başladık. Bayadır bu tip durumlar tekrarlanıyormuş. Kız ile konuşurken adının Sıla olduğunu öğrendim. 3. sınıfa gidiyormuş. Bir süre içinden geçenleri dinledikten sonra annesini aradım. Annesi ise çok uzakta değildi. 15 dakika içinde geldi. Birlikte gittiler.
Sana bir şey diyim mi. Onda kendimi gördüm. Zorbalık yaşadığım zamanlarda biri benle böyle konuşsaydı mutluluktan ağlardım. O, o kadar şanslı ki...
Neyse, hep kendimden bahsettim; sen nasılsın? Hayat nasıl gidiyor? Habire okulda Pelin'lerin sınıfına geliyormuşsun.
Arkadaşın da yokmuş. Kendini yanlız mi hissediyorsun? Ece ile de ayrılmışsınız. Hala seviyor musun onu?Üzgün hissediyor musun kedini?
Üzülme sakın. Hiçbir insan üzülmeyi hak etmez. En çok üzen bile. Çünkü en çok üzen en çok üzülmüş olandır.
Şimdi daha fazla bu mektubu uzatmadan bitirmek istiyorum ama sana birkaç şey daha söyleyeceğim; Seni sevmek beni iyileştirdi. Her ne kadar acıtsada.
Bir şey her ne kadar acıtırsa aynı zamanda da bir bedeli vardır.
Ben bu bedeli senin mutluluğun için ödedim.
Hemde seve seve.
Çünkü sen mutluydun.
O kız ile."
✰⭒
'Açelya Lâl 21.12.17'
✰⭒