(O, benim denizimin en güzel kıyısı.) ... Siz aşkı nasıl tanımlarsınız? Bana göre aşk... bir zamanlar unutulduğunu sandığım bir duyguydu. Yıllarca kapalı kalan bir pencerenin, aniden esen bir rüzgarla açılması gibi. Kalbimde bir yer, yıllardır uykuda bekleyen bir yanım, onun gülüşüyle uyanıverdi. Aşk; bana tüm kaybettiğim renkleri, tüm unutulan şarkıları geri getirdi. Eskiden korkardım; ama şimdi biliyorum, aşk korkmaktan vazgeçmekmiş. Aşk, yıllarca yalnız yürüdüğün yolda bir elin varlığını hissetmekmiş." Gözlerime baktığında ona karşı hissettiğim bu aşkı teyit ettiğine eminim. Eve geçtiğimde hemen odama doğru yöneldim. Onunla ilgili olan her anı tekrar tekrar düşünmek istiyorum. Bunun bir rüya olmaması benim için muhteşem bir şey. Telefonumun çalmasıyla kendime geliyorum. "Merhaba Açelya, benim Beyza." "Nasılsın, daha iyi misin?" "Merhaba Beyza. Evet şimdi daha iyiyim. Dinleniyorum sadece." "Neden aradığımı tahmin ediyor olmalısın." "Neyi ima ediyorsun anlamadım." "Hadi ama Açelya. Poyraz ile ilgili olan konuyu diyorum." Poyraz... Adını nereden biliyor? Yoksa benim baygın olduğum sırada konuştular mı? "Sen tanıyor musun onu?" "Hayır tâbi ki. Ama senden birkaç kişiyle tanıştım. Onun hakkında konuşmaya başladılar. Yarın okula geldiğinde bunun hakkında konuşuruz. Önce sen anlat bakalım. Seni daha önce tanıyor gibiydi. Peri kızı...meselesini diyorum." "Evet daha önce karşılaştık. Ama uzunca konuşamadık sadece ayak üstü olmuştu. Peri kızı kısmı...adımı bilmediği içindi. Abartılacak bir şey yok yani." "Sen ... ona aşık mısın? Ona olan bakışların bu soruyu iletmeme neden oldu." Artık bu soru beni korkutmuyor. "Evet. Ama o bana karşı aynı şeyi hissediyor mu emin değilim. Şimdi sadece arkadaşız." "Anladım. Ama bugün senin için çok endişeli görünüyordu. Oradan oraya koşturup durdu. Bence o da sana karşı bir şeyler hissediyor." "Bilemiyorum. Ama dediğin gibi olmasını çok isterim." "Pekâlâ. Sen şimdi dinlen. Yarın ayrıntılı konuşuruz." "Tamamdır. Görüşürüz." Kaç saat uyudum emin değilim. Yemek için aşağı indiğimde ablamın gözleri üzerimdeydi. Ona da olanları anlatmak için sabırsızlanıyorum. Yemeği yedikten sonra balkonda kahve keyfi yapıyoruz. Bu sırada olanları ablama anlatıyorum. Gülmekten kendini alamıyor. Biliyorum yaşadıklarımız gerçekten komikti ama benim için unutamayacağım anılardan biriydi. Uyumak için yatağa geçiyorum sabah derse gitmek için oldukça heyecanlıyım. Telefonuma bir göz atıyorum. Evet! Birinden mesaj bekliyorum. Sonuç yine olumsuz. Neden mesaj atmıyor? Bana göre önce o atmalı. Aslında böyle bir kural koymadım kendime ama ne yazacağımı bilemiyorum. Biraz oyalandıktan sonra uykuya dalıyorum. Sabah alarm sesiyle güne başlıyorum. Bana çok yakıştığını düşündüğüm elbisemi giyip biraz makyaj yapıyorum. Saçlarımı da hallettikten sonra hızlıca kapıya yöneliyorum. "Ooo... Açelya Hanım nereye böyle?" "Sana da günaydın abla." "Günaydın canım. Süslenmiş, püslenmiş nereye gidiyorsun, bir sorayım dedim." "Üniversiteye tâbi ki. Ayrıca süslenmedim. Her zamanki gibi hazırlandım." "Peki dediğin gibi olsun bakalım. İyi dersler dilerim." "Teşekkür ederim, görüşürüz." Üniversiteye yaklaştıkça kalbim daha hızlı atmaya başlıyor. Onu görmek istiyorum ama nasıl davranmam gerektiğini de bilmiyorum. Arkadaş mıyız yoksa o kısmı çoktan geçtik mi emin olamıyorum. Mesaj atmış olsaydı belki tüm bu endişelerim yok olabilirdi. Bu da ne! Yanlış mı görüyorum? Üniversite giriş kısmında oldukça havalı görünen bir grup var ve içerisinde Poyraz da yer alıyor. Yanında duran kız ile oldukça samimi görünüyorlar. Bana neden mesaj atmadığı anlaşıldı. Görünmeden fakülteye doğru ilerliyorum. Sınıfa geçtiğimde Beyza çoktan gelmiş ders için hazırlıklarını tamamlamış görünüyor. "Günaydın Açelya. Nasılsın?" "Günaydın Beyza. Gayet iyiyim." "Canın mı sıkkın senin. Her şey yolunda mı?" "Evet, evet merak edilecek bir şey yok." Maalesef dersi verimli geçiremedim. Aklım sürekli sabah karşılaştığım o görüntüde. Kendime şu soruya sormadan edemiyorum: Acaba ben onun için sadece sıradan bir arkadaş mıyım? Yemekhaneye doğru ilerlerken etrafa göz gezdiriyorum. O gruptan bir iz yok. Beyza ters giden bir şeyler olduğunu anlıyor. Yol boyunca hiç konuşmuyoruz ama bana sormak istediği bir şey olduğu kesin. Yemeklerimizi alıp boş bir masaya geçiyoruz. Ve Beyza artık dayanamıyor: "Açelya! Neyin var? Bir şey olduğu kesin bana anlatabilirsin." "Aslında...derse gelirken üniversitenin giriş kısmında Poyraz'ı gördüm. Yalnız değildi. Bir grup şeklinde sohbet ediyorlardı." "Şimdi anlaşıldı. Senin haberin yok tâbi." "Haberim mi? Neyden?" "Hani sana dün telefonda bahsetmiştim ya, Poyraz hakkında konuşuyorlardı diye." "Evet ama bununla ne ilgisi var ki?" "İlgisi var mı yok mu sen karar ver. Bizim fakültede oldukça popüler Poyraz Karahan. Tabi ki başka fakültelerde de öyledir. Sevil Karahan ve Mehmet Karahan çiftinin ikinci göz ağrı. Bir de abisi varmış. Ailenin gururu, doktormuş kendisi. Gördüğün grubun merkezinde yer alıyormuş Poyraz. Grupta bulunan Melis adındaki kız ile yakıştırıyorlarmış Poyraz'ı. Ama hemen kafanda kurma bir şeyler. Çünkü Poyraz kızı pek ciddiye almıyormuş. Bildiğim kadarıyla da çift olarak görülmemiş biriyle son zamanlarda. Yani kısacası oldukça popüler biriyle sevgili olmak üzeresin." "Sevgili mi? Abartıyorsun bence. Hem sen demiyor musun çift olarak görülmemiş biriyle diye. O zaman bu demek oluyor ki ciddi bir ilişki adamı değil." "Bana hiç de öyle gelmedi. Aksine ciddi bir ilişki aradığı için olabilir. Ama sen yine de temkinli davran. Böyle güzel bir arkadaşımı incitsin istemiyorum." "Teşekkür ederim Beyza. Ama merak etme ciddi bir şey yok. Sadece... arkadaşız. Yine de dediğin gibi temkinli davranmak en iyisi." Yemeklerimizi yemeye devam ederken Poyraz'ı düşünmeye devam ediyorum. Evet Beyza'nın dediği gibi ciddi düşünüyor olabilir ama neden mesaj atmadı o zaman. Bilmiyorum...kafam çok karışık. Onu tanımak istiyorum ama biraz da endişeli hissediyorum bu konuda. "Açelya !.. Açelya!" "Evet. Üzgünüm, duymadım ne dedin." "Ödev ile ilgili hocayla görüşmem gerekiyor. Gelmek ister misin? diye sormuştum." "Sen git ben yemeğimi yer seni beklerim bahçede olur mu?" "Tamamdır, nasıl istersen. Takma kafana. Görüşürüz." Kafamı bir türlü toparlayamıyorum. Aklım sürekli bir şeyleri sorguluyor. Zaten hiç iştahım da yok. Biraz temiz hava alsam iyi olacak. Yemek tepsimi alıp tam çıkmak üzereyken o tanıdık ses beni durduruyor. "Selam, peri kızı. Oturabilir miyim?" "Sen! Neden buradasın. Yani evet oturabilirsin." "Ne zaman seninle konuşacak olsam hep böyle başlıyorsun cümleye." "Şaşırdım. Seni beklemiyordum." "Anladım. Kızma hemen. Nasılsın iyice dinlenebildin mi?" "Evet. Şimdi gayet iyiyim." "Ama ben uyuyamadım. Mesajını bekledim saatlerce." "Aslında eve geçince hemen uyudum. Uyandığımda geç olmuştu. Rahatsız etmek istemedim." "Rahatsız... Böyle düşünüyor olman beni üzdü gerçekten. Bana iyi geliyorsun. Beni rahatsız etmiyorsun." Kalbimin sesini duyduğuna eminim. Evet acele etmek istemiyorum ama ona karşı koymak mümkün değil. "Ben..." "Biliyorum sana çok hızlı görünüyor hislerim. Hatta inanmıyor bile olabilirsin. Ama şunu bilmeni isterim ki; seni tanıdıktan sonra, içimde yıllardır kapalı kalan bir pencere açıldı sanki... İlk kez nefes alabildiğimi hissediyorum. Bu yüzden lütfen seni tanımama izin ver." "Evet, aşka uzun bir süre kapılarını kapatmış biri için hızlı geliyor tüm bunlar. Ama sana inanmıyor değilim. Ben sadece... bilemiyorum." "Peki. Biraz garip gelebilir bu ama okuduğun kitapta karakterlerin birbirlerini düşünürken söyledikleri sözleri hatırlıyor musun? -Seni ilk gördüğümde, sanki tüm dünya bir anda sustu ve sadece sen kaldın... O an, hayatımda eksik olan şeyin ne olduğunu anladım. Gözlerin...” "Gözlerinle buluştuğum an, hayatımın geri kalanı bir anda anlam kazandı... Sanki yıllardır seni arıyormuşum gibi." "Demek hatırlıyorsun. Şimdi beni daha iyi anlıyor olmalısın." "Ben seni gerçekten tanımak istiyorum Açelya. Lütfen bunu bir düşün." "Ben sadece..." Telefonum çalıyor. Arayan ablam. "Üzgünüm, bunu açmam lazım. Şimdi gitsem iyi olacak." Masadan kalkıp gitmek üzereyken bileğimden tutuyor. "Açelya!" Aslında gitmek istiyorum. Çünkü vereceğim cevaptan korkuyorum. Lütfen gitmeme izin ver! "Hayatımın en güzel anılarını seninle biriktirmek istiyorum. Bana bu şansı verir misin?" ... "Biliyorum kimi zaman kader bir tesadüf gibi görünür, ama aşk o tesadüfün anlamını gösterir."
Bölüm 5
Sana içim gidiyor, bir de kalbim.
