{* Sen bir umutla kavuşmayı beklediğim en güzel yarınımsın...*} ... Yeni bir kitaba başlıyorum. Bu okuduğum kaçıncı kitap, inanın hiç bilmiyorum. Kitap şu sözlerle başlıyor: "Kalbimi süsleyen en güzel hissin." Etkileyici gerçekten. Özellikle de benim gibi yalnız biri için her söz bir his bırakıyor içimde. Bu arada, yalnız dediysem terk edilmiş, yapayalnız birini düşünmeyin sakın. Aksine kalabalık bir ailem var. Seslerin havada uçuştuğu, yürürken attığınız her adımınıza dikkat etmeniz gereken bir ev düşünün. Ama ben olmam gereken yerden, ait olduğum bu evden çok uzakmışım gibi hissediyorum. Arkadaş çevrem de çok kalabalıktır. Ama ortamları pek benlik değil. Ya da ben öyle düşünüyorum. Ne zaman buluşmak istesem hep yanlarında biri daha oluyor... erkek arkadaşları. Bazen bir anda sarılıyorlar, bazen erkek öpmek istiyor ve asla bitmek bilmeyen sevgi iltifatları... Konuşulan konuya gelince "Neden hayatın da biri yok?" sözüyle başlayan ve bana cevap hakkı verilmeden hayatım ile ilgili alınan kararlar üzerine devam ediyor. Aşk; hayatımın hep gerisinde kaldı. Çünkü birine çok zor güveniyorum. İnsanlar sürekli "geçmiş geride kaldı deyip olup biten her şeyi akışına bırakmamı" istiyorlar. Aşka bir şans vermeliymişim. Âşık olmak, birine hayatın da yer vermek neden bu kadar önemli? Ben aşk olmadan da hayatıma devam edebiliyorum...çünkü bazen sevilmek değil, sadece kendi sessizliğinde var olabilmek de yeterlidir. Eminim âşık olsam da hâlâ yalnız olduğumu söylüyor olacağım. Etrafım bu kadar kalabalık, ailem yanımda, arkadaşlarım her an benimle ama bir şeyler eksik...sanırım aşk da tam olarak bu-eksilmeyi göze alarak birine yer açmak. Yine düşüncelere daldım. Kitabın parmaklarımın arasından düştüğünün farkında bile değilim. Sayfaları çevirdikçe yeni bir heyecan, yeni bir his. Okuduğum her kitapta karakterlerin ilk karşılaşma anlarını büyük bir heyecan ve meraka bekliyorum. Hepsinde farklı bir an ama aynı his. Dışarı da yağmur yağıyor. Çıkıp bu havayı izlemek istiyorum. Bilmem inanır mısınız ama başladığım bu kitapta karakterler de yağan yağmurun altında tanıştılar. Ve göz göze gelir gelmez birbirlerinin kaderi olduğunu anladılar. Kim bilir belki bende... "Pardon bakar mısınız?" Sanki küçük bir sessizlik oluştu ve herkes bir anda kayboldu. Çünkü duyabildiğim tek ses yağmur damlalarının sesi, görebildiğim tek şey karşımda duran o yüz. "Masanız da bulunan kitap, sizden önce bendeydi. Acaba içerisin de bir kâğıt parçasına denk gelmiş olabilir misiniz?" Kendimi toparlamalı ve bu ânı normal bir an olarak görmeliyim. "Evet, kitabı incelediğim sırada denk geldim." "Onu almam mümkün mü acaba?" "Elbette. Hemen getiriyorum." Kâğıt parçasını elimde tutarken hiç içine bakmadığım geliyor aklıma. Onun için önemli olmalı. Geride bırakmıyor almak için beni bekliyor. Yanına tekrar döndüğümde kâğıt parçasını ona doğru uzatıyorum. "Önemli olmalı. Ama merak etme hiç içine bakmadım." Acaba bu söylediklerimi merak ediyor mu? Çok yersiz oldu. Düşünmeden konuşmaya başladım yine. "Aslında, okuduğum her kitapta hoşuma giden, beni etkileyen sözleri yazıyorum ve onları saklıyorum. Bu da onlardan biri." "Anlıyorum. Bu çok güzel..." "Üzgünüm gitmem gerekiyor. Al bunu, sende kalsın. Umarım beğenirsin. Okumaya devam et. Görüşürüz, peri kızı." Peri kızı mı... neler oluyor bilmiyorum ama şu an düşünebildiğim tek şey onu tekrar görebilecek miyim? Tüm bu olanlar dışında onu hatırlatacak bir tek bu kâğıt parçası elimde, öylece bekliyorum. Ve ben içerisinde yazanı tekrar tekrar okudukça her bir cümlesi kalbimin hızlanmasına sebep olmaya devam edecek. Güzel şeyler de var bu hayatta; Çay ve kitaplar gibi, Yağmur gibi, Sen gibi."





