İçeriğe geç

Yıldız Tozu

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Yıldız Tozu

Bölüm 1

Eilinin hikayesi

Yıllar önce, hayatımı kökten değiştiren bir olay yaşadım. Ailemi bir yangında kaybettim. O alevlerin arasında nasıl hayatta kaldığımı hâlâ bilmiyorum. Mucizevi bir şekilde kurtuldum, ama kurtulmak her zaman yaşamaya devam edebilmek anlamına gelmiyormuş. Komşularım beni, o zamanki zavallı halimle, bu ahmak Moon House adlı yetimhaneye getirdiler. Beş yaşımdan beri, yani altı uzun yıl boyunca burada yaşıyorum. Bu süre içinde tek bir dostum bile olmadı. HİÇ. İnsan böyle bir yalnızlığa alışabilir mi bilmiyorum, ama burada, bu soğuk duvarların arasında, başka çareniz olmuyor.

Şu anda yine yalnızdım. Küçük ama benim için yeterli olan odamda oturuyordum. Odamı seviyordum çünkü tam istediğim gibi izole bir köşeydi. Odanın sağında, solunda ve altında kimse yoktu. Sessizlik hâkimdi. Ama yukarıda işler biraz farklıydı. Oda büyüktü ve iki kişi kalıyordu. Neredeyse her gün kavga ediyorlardı. Kavgaları öylesine sıradandı ki artık önemsemez olmuştum.

Masamın başında oturmuş, biraz yıpranmış kitabımı okuyordum. Kitapta işaretlediğim bir bölüme gelmiştim. Bir yandan da Cadılar Bayramı şerefine aldığım son birkaç şekeri yiyordum. Ama üst kattan gelen sesler dikkatimi dağıttı:

“Ben seninle neden aynı odada kalıyorum ki?!”

“Ben de seninle kalmaya hevesli değilim zaten!”

Başımı kaldırıp tavana baktım, ama sonra ilgimi kaybettim. Bunlar onların klasik atışmalarıydı. Daha önce çok daha şiddetli tartışmalarını da duymuştum. O yüzden omuz silkip kitabımın sayfasını çevirdim. Fakat bu kez okuduğum bir cümle dikkatimi çekti:

“Her şey sanki bir diziydi.”

Bu sözü birkaç kez tekrar tekrar okudum. Gözlerimi kısmış, cümlenin anlamını düşünüyordum. Hayatım gerçekten de bir dizi gibi miydi? Ya da kötü bir senaryoya sıkışıp kalmış gibiydim. Tam şekerimi almak için elimi uzattım ama kutunun boş olduğunu fark ettim. İç çekerek kitabımı kapattım ve masadan kalkmaya hazırlandım.

Ama işte o anda yukarıdan gelen sesler iyice yükseldi:

“BUNU YAPMAN AHMAKLIKTI!”

“SENİN YÜZÜNDEN YAPTIM!”

Kıkırdayarak yerimden doğruldum. Klasik çocuk kavgalarıydı. Tamam, ben de çocuktum, ama biraz daha olgun olduğumu söyleyebilirim… sanırım. Olgun muyum? Eh, doğruyu söylemek gerekirse pek değilim. Daha geçen gün yurttaki zorba çocuğu telekinezi yeteneğimle trolledim. Yatağını havaya kaldırıp ters çevirmiştim ve gerçekten çok eğlenmiştim. O yüzden pek olgun sayılmam. Ama üst katımdaki iki ahmaktan daha olgun olduğum kesindi.Ve birazda işşizdim yalnız olduğum için yurdun bir haritasını çıkarmışlığım var ki o haritada hala duruyor.

Masamdan kalkarken gözüm, köşede duran anne ve babamın resmine takıldı. Onlara ait tek hatıram bu fotoğraftı. Zihnimle çerçeveyi yerinden aldım. Elime hiç dokunmadan, yalnızca düşünce gücümle… Telekinezi yeteneğimi bu şekilde kullanmak bir alışkanlık olmuştu. Çerçeveyi kavradım ve dolabıma yöneldim.

Dolabım sıradan bir dolap gibi görünse de içi dışına göre iki kat daha genişti. Sadece kıyafetleri saklamak için değil, aynı zamanda kaçıp sığındığım bir yerdi. Ne zaman kendimi huzursuz hissetsem ya da dünyadan kaçmak istesem buraya girerdim. İçerisi karanlık ama benim için rahatlatıcıydı. Dolabımın köşesine oturdum ve sırtımı soğuk duvara yasladım.

Etrafta pek bir şey yoktu. Birkaç eski futbol forması, kapüşonlu üstler, okul formam ve bir pijama. Ne çok kıyafetim vardı ne de çok ihtiyacım. O an, dolabın içinde oturmuşken annemle babamın fotoğrafını sıkıca tuttum. Bu dolabın içi sanki benim dünyaya açılan kapımdı. Sessiz, güvenli ve bana aitti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.