İçeriğe geç

Yıldız Kayması

Bölüm 4 · 7 dk okuma

Yıldız Kayması

Bölüm 4

Bir Yıldız Daha

Gökyüzündeki yıldızları izlerken, Kuzey telefonundan bir şarkı açtı. Melodik notalar, sessiz gecenin içinde yankılanmaya başladı. Birlikte, yıldızların altında, şarkının ritmiyle birlikte gökyüzünü izledik. Sessizliği sadece şarkının melodisi bozarken, bir yıldız daha kaydı. Kuzey parmağıyla gökyüzünü işaret ederek, "Bak, yıldız kaydı." dedi. Gökyüzündeki o kısa anı paylaşmanın getirdiği huzurla konuştuğumuzda, içimdeki belirsizlik biraz daha hafiflemiş gibi hissettim. Yıldızların altında, sessiz gecede, Kuzey'in yanında olmanın verdiği sıcaklıkla kendimi daha da rahat hissediyordum.

Kuzey gökyüzüne bakıp, "Sen nasıl yıldız kayması görmedin bunca zaman?" dedi. Gökyüzündeki o anın güzelliğini paylaşmanın heyecanını taşıyan bu cümle, gülüşmelere ve daha samimi bir atmosfere yol açtı.

Nefes alıp verdim, "Böyle güzel bir şeyi göreceğimin ihtimalini kendime vermedim," dedim.

Gülümsedi, "Biliyor musun, bu benim için oldukça sıradan bir durum. Çok kez yıldız kayması gördüm," dedi. "Her biri farklı bir hikayeye sahip gibi. Birazcık romantik, birazcık mistik... Ama bu gece, seninle birlikte bir yıldız kaymasını izlemek gerçekten özel oldu iki gün önceki de öyle tabi." bana dönüp heyecanla ekledi, "Sen hiç uydu treni görmemişsindir değil mi?" dedi. O an benim için tam bir sürpriz olmuştu ve merakla, "Uydu treni mi? Nasıl bir şey?" diye sordum. Kuzey'in heyecanlı anlatımıyla, gökyüzündeki başka bir güzellikle tanışmak üzereydim.

Kuzey, heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı: "Uydu trenleri, atmosferin yüksek katmanlarında, genellikle güneş ışığını yansıtan yapay uyduların dizilimi olarak ortaya çıkar. Geceleri, bu uydular düşük yörüngelerinde yavaşça ilerlerken, parlak bir iz bırakırlar. Bu izler, sanki bir tren gibi gökyüzünde ilerliyormuş gibi görünür."

"Gökyüzündeki yıldız kaymalarından farklı olarak, uydu trenleri genellikle daha parlak ve düzenli bir hizada ilerler. Özellikle açık bir gecede, bu görsel şöleni izlemek gerçekten etkileyici olabilir. İnsanlar bazen bu trenleri takip edip kaç tanesini sayabildiklerini paylaşırlar."

Kuzey'in anlatımıyla, gökyüzündeki bu güzellikle ilgili birçok detayı öğrenmiş oldum.

Kuzey'in gökyüzüyle ilgili anlatımını dinlerken gülümsedim ve "Senin gökyüzü hakkında çok şey bildiğini bilmek güzel," dedim. Kuzey de gülerek, "Evet, gökyüzü benim için gerçekten özel. İnsanın içindeki küçük çocuğu canlandırıyor, her seferinde büyüleniyorum," diye karşılık verdi. Gökyüzü altında, yıldızların parlıyor olması o anın güzelliğini daha da arttırıyordu.

...

Gökyüzündeki yıldızları ve Kuzey'in anlatımlarını dinlerken, o anın içinde kaybolmuş gibi hissettim. Gözlerim, o huzurlu atmosferin etkisiyle yavaşça kapanmaya başladı. Uykuya dalmanın eşiğinde, Kuzey'in anlatıları ve gökyüzündeki yıldızlarla dolu bir dünya içinde kayboldum.

Kuzey, hafifçe beni dürttü ve şaka yollu bir şekilde, "Burada uyuyamazsın, sabaha karşı güneşin ışıkları doğrudan gözüne vuracak," dedi. O anki esprili tavrı beni güldürdü. Nazlı bir tavırla , "Ama ben şu an tam burada uyumak istiyorum."

Kuzey, "Kızım, manyak mısın? Sabah işe gideceksin." diyerek izin vermediğini tekrar belirtti.

Büyük uğraşlarla sonunda şezlonglardan kalktık ve eve doğru yürümeye başladık. Yolda, sessizlik içinde, kendi düşüncelerimize dalmış bir şekilde ilerliyorduk. Eve girdiğimizde, "İyi geceler" diyerek ayrıldık ve o yukarı odasına çıkarken ben sadece gülümsedim. Odama doğru yönelirken, içimde hala o gece yaşananlar ve belirsizlikle ilgili karmaşık duygular vardı.

Kapıyı açıp odama girdiğimde karşımda, yatağımın üstünde bacaklarını bacaklarının üstüne atmış bir şekilde beni bekleyen Bahar'ı görünce şaşkınlıkla durdum. İkimiz de bir an göz göze geldik, sonra Bahar ayağa kalktı.

"Evet, yakalandın bebeğim!" dedi, yüzünde muzip bir gülümsemeyle.

Ona doğru yaklaşıp, "Ya Bahar, vallaha bildiğin gibi değil," dedim. Biraz gülüşmeye başladık. O an, gerginliğin hafiflediğini hissettim.

Bahar, omuzlarımdan tutup, "Kuzey ne alaka, ne işin var?" diye sordu. Gözlerimden bir parıltı geçti ve gülerek, "Olaylar biraz karıştı," dedim. O da gülümsedi ve "Anlat bakalım, neler oluyor?" diye sordu. Bahar'a, "Ne kadarını biliyorsun ya da gördün?" diye sordum, merakla cevabını bekliyordum.

Kafasını iki yana sallayıp "Her şeyi gördüm, sahildeki her şeyi," dedi. Bu cevap karşısında şaşırdım ve biraz gerildim. Bahar'ın ne kadarını gördüğünü bilmek istiyordum, ancak aynı zamanda içindeki endişeyi de hissediyordum. "Her şeyi mi?" diye sordum, biraz endişeli bir ifadeyle.

"Evden çıkıp nereye gittiğinizi göremedim maalesef" dedi ve gülmeye başladı, "Eve dönene kadar neler yaşandı, kim bilir!" dedi. Onu çimdikledim, "aşk-ı memnu Beşir oldun başımıza" dedim.

Bahar, çimdikleme karşısında yüzünde bir şaşkınlık ifadesiyle, "Aşk-ı Memnu Beşir oldum mu?" dedi ve gülmeye başladı.

Gülmesini kestikten sonra, "Röntgenci Beşir olmadım. Bir de halka açık alanda öpüşüyordunuz, bu yüzden röntgenci değilim," diye ekledi.

"Sadece sen görmedin yani?" dedim utanarak.

"Mehmet ve Ece de gördü," dediğinde utancımdan yerin altına girdim, çıktım.

Öpüşürken başkalarının gördüğünü öğrendiğimde, yüzümde bir utanç hali belirdi. Halka açık alanda duygusal bir an yaşamışken, bu anın başkaları tarafından görüldüğünü bilmek, içimde bir utanç ve şaşkınlık yarattı. Birdenbire mahremiyetimiz ortadan kalkmış, özel anımızın bir anlamı kaybolmuş gibi hissettim. Gözlerimdeki utangaç bakışlar, o anki çaresizliğimi yansıtıyordu.

Bahar yüzümü ellerinin arasına alıp, "Ay, sen utandın mı? Kıyamam!" dedi. Yüzümdeki utangaç ifade karşısında onun şefkat dolu yaklaşımı, içimi biraz olsun rahatlattı. Utançla karışık bir gülümsemeyle, "Evet, biraz utandım galiba," dedim. Gözleri hâlâ mahcup bir ifadeyle bana bakarken, arkadaşımın anlayışı beni rahatlatmıştı. Ardından hemen " Kız ne ara hoşlandınız ve bana neden hoşlandığını söylemedin?" diye sordu.

Bahar'ın sorusu karşısında bir an duraksadım. Bahar, "Hemen söyle, ne zaman oldu, nasıl oldu?" diye ısrar etti. Bense biraz zaman kazanmak için, "Hadi bir oturalım, her şeyi anlatırım," dedim.

Bahar, gözlerini devirerek, "Tamam, anlat bakalım," dedi.

Bir oturma düzeni oluşturup, hikayeyi anlatmaya başladım. Kuzey ile bu gece aramızda geçenlerden, benim hissettiklerimden bahsettim. Bahar, bir yandan şaşkınlıkla dinliyor, bir yandan da bana olan sorularını sıralıyordu.

Bahar, şaşırmış bir şekilde bize baktı ve "Nasıl yani sen hoşlanmıyor musun?" dedi.

Ben de, "Bir haftada tanıştığım birinden nasıl hoşlanmamı bekliyorsun? Bir de o benden nasıl bir haftada hoşlandı? Ben onu arkadaşım olarak görüyordum. Ama şu an için birbirimize duyduğumuz sevgi ve saygı, bu soruların ötesinde," dedim.

Bahar, bir süre düşündükten sonra gülümsedi ve "Anladım, belki de zamanla her şey daha netleşir," dedi.

Ardından ekledi, "Ama eğer Kuzey seni gerçekten seviyorsa, onun sevgisinin adeta bir kale gibi sizi koruyup kollayacağını düşünüyorum. Bir ilişki zamanla olgunlaşır ve belki de şu an anlayamadığımız duygular daha net bir şekilde ortaya çıkar. Umuyorum ki her şey istediğiniz gibi güzel bir şekilde gelişir."

Bahar'a, "Bunlar için daha erken, ben hâlâ ona karşı böyle bir hissiyat taşımıyorum," dedim.

Bahar, "O zaman sevmeye bak, bu çocuk gibisini bulamazsın," diyerek kafama hafifçe vurdu.

Bahar'ın kafama hafifçe vurmasıyla birlikte, onunla şakalaşmaya başladık. Gülmeye başladık ve aramızdaki gerginlik biraz olsun dağılmış gibi hissettim. Birbirimize daha yakın hissediyorduk. "Tamam, tamam, biraz daha ciddi olalım," dedi Bahar, ama yüzündeki gülümseme samimiydi. Neşeli bir sohbetin ardından, aramızdaki atmosfer daha sıcak ve rahattı.

Bahar, bir süre neşeli sohbetimizin ardından aniden durdu ve ciddileşerek, "Deniz, galiba babamın sevgilisi var," dedi. Bu sözlerle beni biraz şaşırtmıştı ve hemen sormak istedim, "Gerçekten mi? Nasıl anladın?" dedim. Bahar, gözlerini düşünceye dalarak anlatmaya başladı, ve ben dikkatle dinlemeye koyuldum.

Bahar, düşünceli bir ifadeyle anlatmaya başladı, "İki gündür babam hiç eve gelmiyor. Normalde düzenli olarak her gün akşam yemeğine birlikte otururuz, ama son iki gündür ortada yok. Telefonlarına da cevap vermiyor. İlk başta işyerinde yoğun olduğunu düşündüm, ama restoran her zamanki gibi sakin yoğunluk yok, Bu durum beni endişelendirdi doğrusu."

Merakla sordum, "Sonra?"

Bu sözler üzerine, Bahar'ın endişesi benim de içime düşmüştü. Bahar'ın devamını dinlemek için sabırsızlanıyordum.

Bahar, gözlerini hafifçe kaşıyarak devam etti, "Geçen günlerde babamın giyim tarzında da değişiklikler fark etmeye başladım . Normalde sadece iş için giyindiği düz renkli takımlar yerine, şık ve daha genç görünen kıyafetler tercih etmeye başlamıştı. Bir gün gizlice giyim dolabına göz attım ve orada yeni alınmış birkaç parça giysi buldum. Bu durum, babamın sadece geç kalmakla ilgili olmadığını düşündürdü bana."

"Yani, babanın davranışlarındaki değişiklikler ve yeni giyim tarzı seni düşündürdü," dedim.

Bahar, "Evet, tam olarak. Babamın başka birisiyle ilişkisi olduğunu düşünmek beni üzüyor, ama gerçeği öğrenmeliyim," dedi.

Düşündüklerimi paylaşarak, "Belki de yanlış anlamışsındır, belki gerçekten işleri yoğunlaşmıştır," dedim.

Bahar, başını sallayarak, "Belki, ama içimde bir tuhaflık var. Değişen giyim tarzı... Hiçbir şey hissettirmedikleri gibi değil. Bir de, yeni aldığı giysileri gördüm. Normalde öyle giyinmezdi."

Ben, düşündüklerimi toparlamaya çalışarak, "Bazen insanlar sıkıntılarıyla başa çıkabilmek için farklı şeylere yönelirler. Belki de bu sadece geçici bir dönemdir," dedim, ancak içimde de benzer bir endişe belirmişti.

Bahar, düşünceli bir ifadeyle başıyla onayladı, "Doğru, umarım öyledir. Ama yine de bu durumu açıklığa kavuşturmalıyım. Bir çözüm bulmamız gerekiyor."

Birbirimize anlayışla bakarak, Bahar'la birlikte bu sorunu çözmeye karar verdik. Bahar, "Teşekkür ederim, Deniz. Bu konuda yanımda olduğun için gerçekten minnettarım," dedi.

Ben de gülümseyerek, "Tabii ki, Bahar. Ne zaman yardıma ihtiyacın olursa buradayım," diye karşılık verdim.

Beraber, olası açıklamaları ve çözüm yollarını düşünmeye başladık. Bahar'ın endişelerini hafifletmek için elimizden geleni yapmalı ve babasının kaybolan zamanını açıklığa kavuşturmalıydık. Ancak, bu düşünceleri bir kenara bırakıp, sakinleşmeye ve dinlenmeye karar verdik.

Gece, sessizce ilerlerken, Bahar ve ben aynı odada uyumaya karar verdik. Sorunlarla dolu bir günün ardından, huzurlu bir uykuya dalıp, ertesi günü daha iyi bir başlangıç ​​yapmak için kuvvet topladık.

Bölüm sonu

1 yorum