İçeriğe geç

Yetimhane Kızı (1)

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Yetimhane Kızı (1)

Bölüm 18

Eski Bir Arkadaş

Bugün cumartesiydi. Bahçede oturuyordum. Sonra Demir'i gördüm. Bana seslendi. Dışarı çıktım.

"Naber Elena? Parka gidelim mi? Konuşuruz falan."

"Çok iyi olur, bekle geliyorum."

Hırkamı giydim. Ayrıca biraz saçımı düzelttim, ve yüzümü yıkadım. Bu tipsizlikle çıkamazdım değil mi? Aynaya baktım. Evet, bence iyiyim.

"Geldim. Hadi gidelim."

Biraz gezdik. Sonra kitap satan bir yere -bilmediğim bir yere- geldik.

"Senin kitabın bitmişti değil mi?

"Evet. İyi ki buraya geldik. Acil kitaba ihtiyacım var."

"Tamam, şöyle yapalım. Sen istediğin kitabı al, ben öderim. Çünkü yanımda çokça para var ve gözümün oradaki yara bandının bedelini de ödemiş olurum."

"Sen delirdin mi? Yara bandı bu kitapların yarı fiyatı bile değildir. Ve sende kitap alacaksın, çok pahalıya patlar."

"Sorun yok. Sadece en fazla 5 kitap, yoksa iflas ederim!"

"Tamam sakin ol, 20 tane kitap almayacağım ve çok teşekkürler."

Tüm kitaplara baktık. Ben 3 tane, Demir 4 tane kitap aldı. Ben bilerek en ucuz olanları aldım. Ama güzel kitaplardı. Kitapçıdan sonra parka gittik. Birbirimize kitapları gösterdik.

"Kitap zevkin çok iyi Demir!"

"Tabii ki de öyle ne sandın! Bu arada ne yapalım, yani salıncağa falan binebiliriz ya da tahterevalliye, ne dersin?"

"Biz çocuk muyuz?"

"Evet." diyerek gülümsedi Demir.

Önce salıncağa bindik. Demir'in bu kadar komik sallanmasına koptum! Sonra bir an duraksadı, salıncaktan indi.

"Neden indin?"

"Eski arkadaşım, yanlış görmüyorsam orada."

İkimiz birlikte parkın en köşesine gittik. Bir kız oturuyordu. Sonra bize baktı.

"Demir, sensin değil mi? Tabi gözüm kör değilse!"

"Evet, ta kendisi."

"Eski arkadaşın mı Demir?" diye sordum.

"Evet, artık 3 kişi arkadaşız. Yani pek yalnız değiliz!"

"Ben İpek. Senin adın?"

"Elena."

Birlikte İpek'in okuluna, sonra bizim okulumuza gittik. Sonra bahçedeki gizli yerimizi gösterdik.

"Ben su alacağım. Ama kantinden değil. Kazıklanmak istemem." diyerek markete gitti Demir. Sonra İpek'le biraz sohbet ettik.

"Demek aynı sınıftasınız. Ne güzel. Şimdi sevgili de olmuşsunuzdur."

"Ne alaka. Daha yeni arkadaş olduk. Ve birbirimize yakışmıyoruz bile."

"Bence 2 çirkin baya uyumlu olurdunuz. İkisi birbirinden sıkıcı çift."

Sinirlendim ve bağırmaya başladım.

"Sen kamera şakası falan mısın? Bizden farkın yok ve bu kadar kaba olma!"

"Gayet ciddiyim. Zaten Demir arkadaşım bile değil. Yalnızlıktan bana sarmıştı."

"O zaman gidebilirsin, bekliyorum."

Tam o sırada Demir geldi. Şaşkınlıkla bize bakıyordu.

"Elena, ona bağırmayı bırak. Konu her neyse tartışmaktan vazgeçin. İlk ve son kez buluşuyoruz, günü eğlenerek geçirelim en azından."

"Sonu geldi bile bence." diyerek gitti İpek.

"Ne yaptın? Hayır acaba bu kadar bağırdığın konu ne?"

"Seni eleştiriyordu, dalga geçiyordu. Bizi duymadın bile! Neden senden nefret eden biri için arkadaşına bağırıyorsun?"

"Çünkü ona aşığım anladın mı!"

Ne, aşık mıydı? Yanlış duymuyordum. Başım dönüyor, kalbim çarpıyordu. Benden hoşlanabileceğini düşünmüştüm. Demek ki neymiş, boş hayallere kapılmayacakmışım. Ben de herkes gibi birini sevmeyecekmişim. Neymiş, erkekler aşık olduğu kişiyi güzelliğine göre seçiyormuş. Belki beni arkadaş olarak bile görmüyor. Sadece dışlandığım için benle samimi belki. Ya da ailem olmadığı için. Umrumda değil diyemiyorum, çünkü bunu duymama rağmen ona olan duygularım körelmedi. Saçma, platonik bir aşk işte. Ama benimki sahte değildi. Gerçekti. Neyse, hala boş yapıyorum. Sadece biraz şok oldum o kadar. Bu düşüncelerden sonra sonunda cevap verebildim.

"Ona olan aşkın, haklı olduğum ve hala arkadaşın olduğum gerçeğini değiştirmiyor Demir." dedim ve yurda geri döndüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.