Yaklaşık bir yıl sonra...
Bugün 6. sınıfa başlamıştım. Melis'in gidişinden beri tek bir şey biliyorum. Artık herkesten ve her şeyden bıktım!
Zorbalık görmekten, derslerden, yalnızlıktan, susmaktan, yaşamaktan ve daha fazlasından bıktım.
O dört şeytan bana her zaman zorbalık yaptı, tamamen yalnız kaldığımdan beri. Ve tabii ki de kimseye söylemedim. Çünkü ben bir aptalım. Ama söylesem de suç kesin bana kalır. Neden bilmiyorum. Öyle hissettiriyor. İtiraf etmeliyim ki onlardan korkuyorum.
"Bizi özledin mi köle!"
Herkes kahkahaya tutuldu. Arkadan sırada düzgün beklememizi isteyen bir öğretmen Ece'yi uyardı. Ama Ece'nin bana hitap etme şeklini önemsemedi. Her zamanki gibi.
Sıranın en arkasındaydım. Ama benim arkama bizim sınıfta olmayan bir çocuk geldi. Ona
yanlış gelip gelmediğini sormadım. Ama yeni gibiydi. Umrumda değil.
Sınıfa çıktığımızda yine boş sırama oturdum. Şu yanlış geldiğini zannettiğim çocuk aslında yeniymiş. Çünkü bizimle sınıfa girdi. Ama beklemediğim bir anda yanıma geldi.
"Selam, başka boş sıra yok. Yanına geçebilir miyim?
Şaşkınlıkla baktım. İstemeyerek de olsa kabul ettim:
"Olur. Sıkıntı yok. Yeni mi geldin?
"Evet."
Tam o sırada öğretmen geldi. Matematik işleyecektik. Yapabildiğim ama korktuğum derslerden biri.
Teneffüs zili. Ama benim için ölüm zili. Çünkü Eceler ile karşı karşıya gelmemek için bahçeyi turluyorum. Ne kadar utanç verici bir şey değil mi!
Yine karşıma çıktılar. Selin önümü kesti. Sadece önüm değil, nefesim de kesildi.
"Tatlım, bu kadar korkmana gerek yok. Artık alışmadın mı?
"Aynen ya, sakin ol.
Bundan zevk alıyorlardı sanırım. Derken Melda durduk yere tekme attı. Amaçları ne, hala anlayamıyorum. İnsanları üzüp kendileri mutlu oluyorlardı.
"Neden bunu yapıyorsunuz, kıskandığınız için mi!"
Ben böyle dediğimde Ece, bana bir tane daha tekme attı. Düpedüz dövdüler. Onlara kaç kez vurmaya çalıştım, ama 3 kişi, başa çıkması zor. Bu arada, dövdükleri yer her zaman bahçenin o gizli yeriydi.
Bana vurmamaları için resmen yalvarıyordum. Formam hafif yırtılmıştı. Gözlerim kapalıydı. Ellerimle yüzümü kapamıştım. Ama bir anda tekmeler ve yumruklar üstümden ayrıldı. Elimi yüzümden hafifçe çektim. Gördüğüm şey inanılmazdı. Yanımda oturmak isteyen yeni çocuk, Kızları bana vurmasınlar diye kollarından tutmuş, onlarla sinirli bir şekilde konuşuyordu. Ben de bu fırsatı kollayarak daha geriye kaçtım. Kollarımla yüzümü kapattım. Daha çok ağlamaya başladım. Her yerim sızlıyordu.
Biri omzuma dokundu. Çok garip, ilk kez biri beni ağlarken görecekti. Yüzümü çevirdim. Bana yardım eden çocuktu.
"Sakin ol. Onlar artık yok. Ayrıca rahatça ağlayabilirsin. Bu arada kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Demir."
"Ben de Elena. Yardımın için çok . . . çok teşekkürler."
"Aslında arkadaş olabiliriz. Çünkü büyük ihtimalle arkadaşın yok, değil mi?"
"Doğru tahmin."
Güldük. Ama korkuyordum. O kızlar gibi bana zorbalık yapabilirdi veya benden sıkılabilirdi.
Gözüme ilk yüzündeki yara çarptı.
"Yüzündeki yara?"
"Boş ver, anlatırım belki bir gün."
Artık arkadaştık. İyi birine benziyordu. Umarım gerçekten iyi biridir.