İçeriğe geç

YETİMHANE

Bölüm 1 · 3 dk okuma

YETİMHANE

Bölüm 1

İYİ ÇOCUKLARDIK BİZ..

BU HİKAYEDE Kİ HİÇ BİR OLAYIN GERÇEKLİKLE ALAKSI YOKTUR. HERŞEY HAYAL ÜRÜNÜDÜR!

Biz iyi çocuklardık..

Sadece yaralıydık. Yaramızı her sarmaya çalıştığımızda onlar ellerinde cam parçalarıyla bize doğru koştular. Hep yaramızı kanatmak için çabaladılar. Yılmadık... Biz yetimhane çocuklarıydık..

Aslııııııı! Hadi ya! Aslııı!! geç kaldık yine hadi. Çocuklar bizi bekliyor. Daha kolileri taşıyacağız.

-Geldim be kızım geldim dur ya. Ne giyeceğime karar veremedim bir türlü.

+Ayy ayy sanki podyuma çıkacak. Alt tarafı kıyafet ve oyuncak götürüp geri geleceğiz. Tek izinli günümde senin kıyafet seçmeni bekleyerek geçiyor aslı!

-Podyuma gitmiyorum ama biliyorsun orası benim için çok özel..

+Sanki biz köşklerde büyüdük, aman hadi uğraşamayacağım seninle.

Son lafımdan sonra Aslı sessizce çantasını alıp suratında buruk bir gülümsemeyle ayakkabılarını giydi ve 2+1 olan evimizden koşar adımlarla çıktık. Hazırladığımız koliler enginin arabasındaydı zaten ve aşağı da sinirli bir şekilde bizi bekliyorlardı.

-Nerede kaldınız kızım ya. Ayşe teyze söylenecek yine. Bir kerede vaktinde olalım şurada!

Haklıydılar aslında çünkü bugün görüş günüydü. Evlatlık isteyen aileler bugün çocukları görmeye gelirlerdi genelde. Bütün yetimhanede bir bayram havası olur, bütün çocuklar akşamdan duşunu alır. 3-5 parça kıyafeti arasından en temiz ve yeni olanı hazırlar. Ü0tüsüz kıyafetler bakıcılara teslim edilir. Yaşça büyükler küçük kız çocuklarının saçlarını akşamdan örer. Erkek çocukları saçlarını limonla şekillendirir hatta büyükler tıraş olurdu. Sabah bayram sofrası gibi büyük ve kalabalık sofralar kurulur. Özenle her çocuğun karnı doyurulur. Sonrasında ise görüşe herkes hazırlanmaya başlardı. Hepimiz heyecanlanırdık görüş günlerinde ama yüzümüzde hep bir buruk gülümseme olurdu..

+Eylül ?

- Hı ? efendim Burak ?

+ Yok bir şey ya. Yüzün asık geldi de öyle bir hal hatır sorayım dedim..

Burağa kaçamak bir bakış attıktan sonra arabanın arka koltuğundan yetimhane yolunu izlemeye devam ettim. Asıktı ya yüzüm sahiden. O çaresiz kendimizi bilmez hallerim geliyor her yetimhaneye gidişimizde ama orada büyüdüm. Yok sayıp elimin tersiyle itemiyordum da anılarımı.. Enginin ani freniyle geldiğimizi anladık hepimiz. Bu çocuk hepimizi bir gün bu arabada öldürecek ama hadi hayırlısı bakalım..

- Aslı, Eylül, Burak, Ahmet haydi!

Hepimizden homurdanır tarzda sesler çıkmaya başlamıştı. Herkes koşa koşa sarılmak istiyordu Ayşe teyzeye ama ayaklarımızda geri geri gidiyordu. Engin en büyüğümüz olduğu için bu tür şeyleri o organize eder her şeyi ve herkesi o ayarlardı. Çıkışta da hepimizi Bekir abiye götürür ketçaplı pilav ısmarlardı bize. Hepimiz birer ikişer kolileri kucaklayıp yetimhanenin bahçesinden içeri girmiştik. Hepimizin suratında acı bir gülümseme vardı...

- Aslı ! Aslıı ! Hay be Aslı! Hay...

+ Ne bağırıyorsun be hemen ! Ne yapayım ? Ağır koliler..

Kucakladığı kolileri her zamanki gibi kapının girişinde devirmişti Aslı. Engin ise her zaman ki sert surat ifadesiyle ağzında ki küfürleri toplamaya çalışıyordu. El birliğiyle kolileri toplayıp merdivenleri çıkmaya başladık. Ayşe teyze yine kütüphanenin kapısında suratında güller açarak bekliyordu bizi.

- Yine mi eli dolu geldiniz siz?! Yeter çocuklar yeter. Şımarıyorlar valla sonra. Habire sizi soruyorlar. Bak baş edemiyorum. Yaşlandım zaten.

+Hadi oradan yaşlanmışmış hala çıtırsın sen !

Enginin bu kahkaha atarak söylediği cümlesinden sonra elimizde ki kolileri savururcasına bıraktıktan sonra koşar adım Ayşe teyzeye sarılmaya gittik. Kocaman bir sevgi çemberi yaptıktan sonra Ayşe teyzenin '' Yeter artık, yaşlıyım ben! Sarsmayın beni! '' İkazıyla hepimiz bir adım geri çekildik. Ahmet ise elleri Ayşe teyzenin yanaklarında hala kadını rahat bırakmıyordu.

Ahmet en küçüğümüzdü. Yetimhaneye de ilk gelenimiz. O yüzden Ayşe teyze Ahmet için çok farklıydı. Hepimiz bunu bildiğimizden Ahmeti sık boğaz etmez Ayşe teyzeyle olan bağına karışmazdık. Ayşe teyze marş marş emrini verince kolileri tekrar kucaklayıp kütüphaneye götürdük.

+Ayşe teyzeeee! İnanmıyorum ne kadar güzelleştirmişsin burayı. Elinin değdiği her yer çiçek açıyor valla hi.

-Yok be Aslı kızım, öyle maaştan arttırdıklarımla işte biraz yenilemeye çalıştım.

Engin Ayşe teyzenin sırtını sıvazlayarak '' hadi oradan ihtiyar sen kendin çiçeksin. Dokunduğun her yer zaten çiçek oluyor. Şimdi bize alçak gönüllülük yapma '' diyerek adımlarına da yön veriyordu. Hep birlikte gülüşerek yetimhanenin o büyük bahçesine çıktık ve her başımız sıkıştığında o toplandığımız çınar ağacının altında yerimizi aldık.. Bir fazlayla ama..

+Kahveler benden.

-Aslı yapamıyorsun işte kahve falan bırak Ahmet doldursun çayları getirsin.

+Hayır Burak karışma. Öğrendim bir kere ben kahve yapmayı. Bekleyin ben gelene kadar sakın konuşmayın.

- Emrin olur Aslı!

+ Aman Engin oğlum bırak. Baksana sen ağzını açana kadar gitti bile kızcağız mutfağa. Bir şey olmaz. Sizin her şeyiniz tatlı gelir bana bilmez misin?..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.