Bana iyice yaklaşan Poyraz'ın sesiyle anında oturduğum koltuktan ayaklandım ve kendi odama geçtim."Aşkım ne koşuyorsun evin içinde?"Bakışlarım telefondan gelen sesle elimdeki telefona kayınca hemen telefonu tekrar yüzüme doğru tuttum ve olan biten her şeyi en baştan anlattım Çağlaya.Stad olayları hariç zira şuan zaten bir araba laf yiyecektim. Birde ona haber vermeden böyle bir işe girdiğimizi öğrenirse harbiden en pahalı maskaralarını yedirebilirdi bana.Ve ben henüz canıma susamadım açıkçası yani bu bilgiyi vermek için araya biraz zaman koymakta fayda var."Asya sen aklını peynir ekmekle mi yedin ya? Bunca şey olurken sen bana niye hiç bir şey anlatmadın?""Çağla Allah aşkına sonra söylen lütfen. Zaten kafam oldu duman birde sen üstüme gelme olur mu?"Sıkkın bir nefes verdiğini duydum."Ayline ne diyeceksin peki?""Offf" diyebildim sadece başka da diyecek bir şeyim yoktu zaten."Asya anlatma bence en azından şimdilik. Yani biliyorsun Aylin biraz fazla hassas çaktırmasa da Barış itini bile takmıştır kafasına eminim. O yüzden bırak önce Poyraz'ın gidişini kabullensin zamanla acısı hafifleyince anlatırsın""Öyle mi diyorsun" dedim emin olamayarak.Sıkılmıştım artık. Benim hayatım sırlarla doluydu. Herkesten gizlediğim yaralarım vardı. Ama artık gerçekten yorulmuştum içimde o kadar ağır yükler biriktirmiştim ki artık kaldırmaya benim gücüm yetmiyordu.Ve şuan ihtiyacım olan tek bir kişi vardı. Çünkü beni bir o anlardı. Konuşmasam da o anlardı. Bakışları yeterdi zihnimde dönüp duran sesleri bastırmaya. Hele bir sarılsa dert tasa kalmazdı.Nerdeydi benim bu sevgilim Allah aşkına?Bakışlarım telefon ekranı tekrar bulurken saate baktım. Saat gece on ikiye geliyordu.Semih sen bir gel harbi kafanı kırıcağım senin.Başka zaman olsa saat daha dokuz olmadan odandayım gel artık diye mesaj atan adam bu gün geç kalacak zamanı bulmuştu yani.Telefondan gelen "kesinlikle"sesi doldurdu kulaklarımı lakin ben boş bulunarak "he" şeklinde oldukça makul bir cevap verdim."Ohooo senin kafa uçmuş aşkım. Neyse bütün bu olanların hesabını yarın hava alanından başlayarak muhtemelen ömrünün sonuna kadar beyninin etini yiyerek soracağım. O yüzden al o sevgilini de beni karşılamaya gel. Hem ben de bir tanışayım bakayım şu gol makinesi enişte beyle"dedi imalı imalı gülerek."Bulursan enişteni bana da haber et" dedim mırıldanır gibi gözlerimse balkon kapısı açık olduğu için dalgalanan perdeye kaymıştı."Anlamadım bebeğim bir şey mi dedin?""Cık" şeklinde gayet yeterli bir cevap verdim.Çağlayla ufak bir vedalaşmanın ardından kapattık telefonu.İstemsizce bakışlarım hala perdedeyken ayaklanıp balkona ilerledim.Balkona çıktığımda sağa sola bakındım ama kimse yoktu.Oflayarak kendimi sandalyeye bıraktım.Bakışlarım gökyüzüne kayarken söylenmeden edemedim. "Sevgili evren senin benimle derdin ne güzel kardeşim. Hayır anlamıyorum sen hep bana muhalif olmak zorunda mısın ya. Tamam eyvallah karşıma Semih'i çıkararak büyük krallık yaptın ama onun dışında üstüme biraz fazla gelmiyor musun sence de?"Ne kadar öyle prurdum balkondaÇalan telefonla bakışlarımı yanımdaki masaya bıraktığım telefona çevirdim. Yanıtlasam mı bilemedim ama açmadan da duramadım."Efendim"dedim mırıldanarak."Asya ben şey için aradım. Ben Aylinle konuştum. Bir süre yurt dışına çıkmam gerekiyor falan dedim. Elimden geldiğince yumuşattım ama bir sen de konuş istersen. Ben arada onu incitmek istemezdim" diyen sesi öyle cılızdı ki içim üşüdü."Biliyorum." Diyebildim sadece.Bir süre karşıdan ses gelmedi yanlızca derin derin aldığı nefesler vurdu kulağıma."Asya benim ufak bir işim kaldı sonra..."Devam etmesi için bekledim bir süre ama karşıdan ses gelmeyince mecburi ben konuştum."Sonra?""Sonra gerçekten gideceğim""Nereye?" Diye sormadan edemedim."Bir liste yapmıştık Yıldızla gitmek istediğimiz yerlerin listesini. Tek tek onları gezeceğim."Yüzünü görmesem de burukça gülümsediğini hissedebiliyordum."İlk durak neresi?"diye sordum."Namibya""Yanlış anlama bilirsin ben ırkçı bir insan değilimdir ama koskoca dünyada başka hiç bir yer kalmadı mı? Hayır illa Afrika'ya gideceğm diyorsan başka ülkeleri de var napacaksın Namibya da Allah aşkına""Sen nerde olduğunu biliyorsun en azından ben onu da bilmiyordum" dedi hafifçe gülerek.Yıldız istemiş olmalıydı.Aferin yani Asya bir gün daha kaş yapalım derken göz çıkardık.Sessizliğimiz sürdü bir süre.Sessizliği bölense o oldu."Asya sen haklıydın biz diye bir şey hiç bir zaman olmadı ve yine haklıydın olamazdı da ama yine de seni tanımak siyah beyaz hayatımı biraz olsun renklendirmişti. Hoşçakal""Boş ver be Poyraz renklendirip ne yapacaksın. İyidir Siyah Beyaz."dediğimde hafiften güldü yine."Hoşçakal Poyraz. Bana bak gittiğin yerlerde kafanı yerden kaldır birazda bir manita yap kendine. Gerçi sen katlanılması güç bir adamsın ama tip,espri falan derken bir şekil ayarlarsın kızları""Sen az önce bana iltifat ettin dimi. Baya baya yakışıklı olduğumu falan söyledin.""Ee Allah'ın bildiğini kuldan saklamaya gerek yok. Yakışıklı adamsın ama benim tipim değilsin maalesef."Benim tipim=SEMİH KILIÇSOY"Senin tipin diye bir şey yok Asya. Semih ve geri kalanlar olarak ayrılıyor erkekler sende.""Bence gayet güzel ayrıştırmışım aferin bana" Dediğimde yine güldü hafiften."Son olarak teşekkür ederim Asya."Teşekkür mü edersin dememek için zor durmuştum.Lan oğlum ne teşekkürü bütün hayat tramvanı dan dun vurdunlm yüzüne?"Ben kaybolmuştum Asya ve sen olmasan nasıl bulurdum tekrar kendimi en ufak bir fikrim yok. Çok sağol her şey için.""Lafı bile olmaz. Tikkat et kendine haa. Öyle her şeye sırıtıp durma valla birinden fena dayak yiyeceksin bir gün haberin yok""Ederim. Tikkat" dedi beni taklit ederek ve ekledi "sen de tikkat et. Biliyorum olmaz ama olurda Semih bir eşeklik yaparsa arayabilirsin beni. Hayatımın en temiz sayfasını açan meleği incitmekten ters kelepçeyi takarım"Poyraz kusura bakma ama o kelepçeyi sen ne olduğunu anlayamadan Semih takardı sana."Aklımda" dedim yine de malum çocuğun baya üstüne gittik bu gün yeter bu günlük."Hoşça kal" dedi bu sefer gayet normal bir sesle.Aynı şekilde karşılık verdikten sonra kapattık telefonu.Hugh! Bu görevi de hallettiğimize göre gelelim asıl mesaiye.Canım arkadaşımın kırık kalbini onarmamız lazım.
💚🖤Çalan telefonla kendime geldiğimde sabahın olduğunu fark ettim.Dün bütün gece Aylinle konuşup dertleşmiştik. Bu sefer Barış itinde olduğu kadar dağılmamıştı ama yinede bir hayli üzgündü.Telefonumdan yükselen melodiyle telefonumu aramaya başladım. Neyseki uzun sürmeden koltuğun kenarına sıkışan telefonumu bulup aramayı cevapladım.Ama numara telefonumda kayıtlı olmayan bir numara olduğu için resmi bir giriş yaptım."Efendim""İyi günler ben Forza psikiyatri kliniğinden arıyorum"dedi karşıdaki ince kadın sesi.Forza mı?Aha benim Beşiktaş'a bağlılığım sevdanın ötesinde deliliğe dönüştü sanırım.Gerçi forvetlerine olan sevdamızda az buz değildi. Ondan da aramış olabilirlerdi.Hangisi daha yüksek ihtimaldi bilemedim.Sevdiği kadına senin için her şeyden vazgeçerim Beşiktaş hariç diyen Şevkat yerimdar abi seni şu sıralar çok daha iyi anlıyorum."Orda mısınız?"Ablacım ben burdayım da sen beni Beşiktaş'a olan sevdamdan aradıysan ben sana diyim senin işin yaş.Sen in bir Beşiktaş meydana ordan geçen kimi kolundan tutsan Beşiktaş'a deli divane aşık zaten.Yüzünü gözünü simsiyaha boyayan Neco abiyi mi bulursun, yıllardır amigoluk yapan Mustafa abiyi mi bulursun,çakma Quaresmayı mı bulursun,Rafa Silvayla Semih dövmesi yaptıran ismini bilmediğim o abiyi mi bulursun...Kimi bulursun orasını bilmem de kimi bulursan bul sonuç değişmez yani. Nedensiz sevdamızın adı Beşiktaş.Hepimizi böyle tek tek kliniğe çağırmaya kalkarsan bir ömür bitiremezsin. Zaten gerekte yok. Asıl sen bizimle bir kere yuvaya gelsen ne derdin kalır ne tasan.Gerçi Beşiktaş bu, kesin alır dediğin maçta hakemden gol yiyebilirsin,kendi futbolcun kendi kalene rövaşata çekebilir ya da ne bileyim kalecisiz kaldığın için kaleye geçen bir forvet falan görebilirsin, on dakikada üç gol yiyip maç verebilirsin, son dakikalarda saç baş yolabilirsin oluyor yani öyle şeyler ama gün sonunda yine kendini yalvartsanda seninim ağlatsanda seninim tiryakinim tiryakinim diyen Beyhan gibi ağaçlı yolda üstünde çubukluyla marş söylerken bulursun.Kendi kendime yaptığım istişareme bir son verip kadına cevap verdim."Burdayım tabi ama siz beni niye aradınız tam olarak?"Umarım bünyenize fazla gelen Semih Kılıçsoy aşkınız deliliğe dönüşmüş demezdi.Ya da şey...Lan!!!Ben iyice sevda kuşu olup çıkmıstım o yüzden aklıma şimdi geliyordu ama ya asıl benim ufaklıkla alakalı bir şeyse.Olabilir miydi?Yok canım değildir heralde. Kim nerden bilecek onu?Bilebilirler miydi?Stresle kadından gelecek cevabı beklerlerken bir yandan istemsiz olarak elimi ağzıma götürmüştüm.İçimi kaplayan duygu karmaşası fevkalade büyüktü."Ben randevu saatinizde ufak bir gecikme olacak onu haber vermek için aramıştım."dediğinde ise kelimenin tam anlamıyla "he?" şeklinde bir cevap vermemek için zor durdurdum kendimi ve daha düzgün bir Türkçe ile sordum."Nasıl yani? Ne randevusu ben randevu falan almadım ki""Asya Korkmaz siz değil misiniz?""Evet benim ama benim herhangi bir randevu talebim olmadı.""Emin misiniz? İsminiz, telefon numaranız tutuyor""Eminim tabiki hanımefendi randevu alıp almadığımı farkedebilecek zeka seviyesine sahibim çok şükür""Hayır yanlış anladınız ben o anlamda demek istemedim.Bir dakika bir yakınınız sizin adınıza randevu almış olabilir mi?""Hayır. Bana sormadan benimle alakalı böyle önemli bir kararı verbilecek canına susamış biri yoktur benim çevremde."dedim gayet net bir şekilde.Yoktur dimiii!?Lann!!! Bu Poyrazın dün nezarette söyledikleri DOĞRU OLAMAZ HERALDE DİMİİ!!!SEMİHLE ARAMIZI BOZMAK İÇİN YALAN SÖYLEMİŞTİR.SEMİH BANA SORMADAN BENİM HAYATIMA DAİR BU KADAR ÖNEMLİ KARARLARI KENDİ KENDİNE VERMEZ DİMİİİ!!!?"Tuna bir dakika gelir misin?" Diyen kadının sesi geldi kulaklarıma.Oysa ben şuan kulaklarımda bir ıslaklık hissediyordum. Umarım bu psikolojiktir çünkü eğer değilse benim sinirden kulaklarım kanıyor olabilirdi."Tuna dün sabah Asya Korkmaz adına bir randevu vermişiz ama hanımefendi randevu almadığını söylüyor bir karışıklık olabilir mi?""Dün ben hiç bir kadına randevu vermedim ki. Sabahtan Kaan beyin terapisi vardı çıktıktan sonra ona yeni randevu verdim. Sınav stresiyle ilgili Nezaket hanım eşi Serdar bey bir de kızları Nilüfer geldi onlara yeni randevu oluşturdum bir de en son sarışın genç bir beyfendi geldi."Sarışın mı!!!?Ne diyorsun sen Tunaaa!!!Altaylardan Tunaya kadar kovalarım seni Tunaaa!!!!Değildir yaa Semih değildir o olsa bilirdi heralde. Dimiii!!!???"Şu sarışın beyfendi nasıl biriymiş biraz tarif edebilir misiniz?"dedim sinirden alt dudağimı dişlerken."Valla yeşil gözlü bir beyfendiydi. Aaa hatta geçen televizyonda görmüştüm bir dizi de oynuyordu. Şimdi düşününce anımsıyorum reklamda falanda gördüm ben onu.""Tuna bey futbolla aranız nasıl?"diye sordum bir ümit.Malum ümit fakirin ekmeğiydi. Şuan benim ise tutunacak tek dalım.Tuna bey umarım futbol fanatiği çıkarsınız ve o adam bambaşka bir insan çıkar."Valla ben hiç anlamam futboldan takipte etmem zaten."Tuna mağrada yaşamıyorsan Semih'i tanımaman imkansız abicim. Lütfen tanıyor ol ve dün kliniğe gelen benim eceline susamış sevgilim olmasın.Allah'ım duy sesimi nolur."Semih Kılıçsoy'u tanıyor olma ihtimaliniz nedir peki?"diye sordum yine bir ümit.Malum;Ümit Asyaların bazlamasıdır.Kısa bir sessizlik olurken Tuna denen elamanın sesi doldu kulaklarıma."Biliyorum."İyi bari benimki değilmiş o zaman.Ama hayatın bana küçük sürprizleri biter miydi.Come on Ryne ;("Şimdi siz deyince hatırladım dün buraya gelen beyfendi oydu. Hatta sizin randevuyu da onun oluşturmuş olması lazım. Yakınsanız lütfen söyleyin yarın mutlaka onu da bekliyoruz. Efsane bir oyunculuğu var ilerleyen zamanlarda çok iyi işler yapacaktır. Meşhur olmadan bir kaç imza verirse çok memnun olurum"Tuna sen ne anlatıyorsun TUNAAA!!!Tuna bu adam ülkenin en meşhur insanlarından biri.Tuna senin dilin ne söylir TUNAAA!!!SHİT.
LAN IŞIKLARI KİM SÖNDÜRDÜ!?ZİRA BENİM GÖRÜŞ ALANIM KARARMIŞTI.💚🖤Bir kaç saat sonraAdımlarım onlara doğru ilerlerken Talha'nın sesi geldi kulaklarıma."Semih sen yanlış görmüş olma. Geceydi diyorsun belki de benzettin sadece""Neyi benzeteceğim Talha gözümle gördüm diyorum"Ne konuştukları sikimde bile olmadığı için sessizce yaklaşmaya devam ederken Talha'nın bakışları beni buldu.Semih'in gavura vurur gibi vurduğu top şiddetle kafasının yanından geçerken."Yenge" dedi şaşkınlıkla.Yok azrail Talha. Arkadaşının kafasını koparmaya gelen Azrail.Arkadaşını burdan Tuna nehrine kadar kovalayacak olan Azrail.Semih'in duyduğu şeyle bakışları arkasına dönüp beni bulduğunda aramızda kalan bir kaç adımlık mesafeyi kapatıp Talha'ya döndüm."Talha bize biraz müsade eder misin?" Dedim sinirden titreyen bir sesle."Yenge sen iyi misin?" Dedi elinden çıkardığı eldivenleri tek eline alıp bize doğru gelirken."TALHA. Kalbini kırmak istemiyorum lütfen bize biraz müsade eder misin?"Talha'nın bakışları noluyor dercesine Semih'e kayıp tekrar benin bulduğunda ben sinirle ayağımla yerde ritim tutmakla maguldüm.Talha sonunda gidebildiğinde öfkeyle Semih'e döndüm."Napıyorsun sen?"diye sordum sakin tutmaya çalıştığım bir sesle.Yüzüme bakmazken önünde duran topu ayak ucuyla havalandırıp dizinde sektirmeye başladı."Çalışıyorum işte görmüyor musun?"Gelde delirme yaaa. Gel de delirme."Semih sokturtma topuna bir şey konuşuyoruz burda""Ben konuşmuyorum. Sinirim geçene kadar da konuşmayı düşünmüyorum yoksa ikimiz içinde iyi olmayacak."Tek elimle yüzümü avuçladım sinirle."Fesuphanallah. Semih beni mi sınıyorsun bu gün?""Asya önümüzde bir derbi var ve benim ona hazırlanmam lazım takımın..." Bu noktaya kadar beni bulmayan bakışları tam bu nokta da gözlerimin en derinini bulmuş aynı saniyelerde derince yutkunurken adem elması kavislenmişti.Sakın Asya. Sakın kontrolü kaybetme kızım. Daha ilk raundan indirme gardını."Takımın?"dedim sinirli çıkmasını umduğum bir sesle."Forveti olarak" dediğinde önünde duran topa az öncekilerden bile sert bir şekilde vurmuş üst direğe denk gelen top oldukça yüksek bir sesle geri sekmişti.İnşallah direk yamulmamıştır.Sarı kramponlarının bağcıkları bile 'abi sen n'apıyorsun'der gibi firar edip çözüldüğünde benimkinin ters bakışları bu kez onları bulmuştu. Bağıcıklara bile söve söve yere eğilip bağcıkları bağlamaya başladığında yere eğildiği için bana da alttan ters bir bakış atmayı ise ihmal etmemişti.O bakışı içimde yanan alevi harlarken tekrar ayağa kalktığında sıkıca yapıştım koluna ve bakışlarının beni bulmasını sağladım."Madem çalışacaksın geç kaleye. Birazda kalecilik çalış"dedim kolundan ileriye itelemeye çalışarak ama nafile bir çabaydı."Ne?"dedi sorgular biçimde çatılan kaşlarıyla bana bakarken."Ne ne?" Dedim sinirle. "Geç şu siktiğimin direklerinin arasına çünkü biraz daha salak salak triplere girip beni dinlemezsen o direkler ayrılmaz bir bütün olacaksın haberi olsun"dedim bir yandan yere eğilip spor ayakkabılarımın bağcıklarını sıktım iyice.Çalışmak istiyorsun haa. Bana uyar Semih. Yalnız artık elimizde kenarda bekleyen değil sahaya dalan Asya var.Topu penaltı noktasına götürürken az gerimde kalan Semih'e döndüm."Noldu korktun mu Kılıçsoy? Korkma korkma ben derdim neyse açık açık söylerim. Sinirimi toptan çıkarmam"En tipinden göz devirirken kaleye ilerledi.Ve çekeceğim şutu beklemeye başladı."Gerizekalı mısın sen eldiven giysene""Bir şey olmaz vur sen"Aynı şeyi ben yapsam bin saat söylenirdi.Bazen beni sinir ediyordu.Topu yere yerleştirirken konuştum."Poyraz dün nerdeydi biliyor musun?""Anasının amına geri girmesini tercih ederdim""Terbiyesizleşme ayrıca burdan bildiğin kanısına varıyorum" dedim öfkeyle bileğimdeki tokayı saçlarıma geçirirken"Bilmemem mi gerekiyordu?" Derken oldukça sinirliydi o da."İşin başında bana haber vermen gerekmiyor muydu mesela?"dedim topuz yaptığım şacımıdan çıkan bir iki tutam saçı kulaklarımın arkasına kıstırırken "Ne?""Uzaklaştırma kararını diyorum bana söylemeden nasıl çıkartırsın. Senin kendi kendine bok yemen yüzünden ben dün sik gibi bir gün geçirdim"dedim topa tüm öfkemle vururken.Noldo korkton mo Koloçsoy? Korkmo korkmo bon dordom noyso oçok oçok soylorom. Sonoromo topton çokormom.Falan filan."Nasıl bana haber vermezsin ya! Ben dün nezarethaneye gitmek zorunda mıyımdım? Federasyon başkanı istifa etmiş olabilir bu savcının bizimle uğraşmayı keseceği anlamına mı geliyor? Ben niye karokollara gidip dikkat çekmek zorunda kalıyorum?"Ellerinin arasındaki topu patlatmak ister gibi sıkarken konuştu "Bence de niye gitmek zorundasın Asya""Senin yüzünden çünkü aklını siktiğim!!!!"Deli ediyordu beni yaa."Gitmek zorunda değildin Asya. Gitmeseydin. Sana ne Poyrazdan ne bok yerse yesin.""Mesele Poyraz mı sence gerizekalı?""Evet bence konu tam olarak Poyraz. Sen demedin mi ben uzaklaştırma kararı çıkartmak istiyordum diye ben de Talhalarda kaldığımız gün tesise gitmeden önce çıkarttırdım. O it Aylin'i kullanıp senin evine kadar girdiği içinde aradım polisi uzaklaştırma kararına uymadığını söyledim. Onlarda geldiler kamera kayıtlarını incelediler tıktılar kodese sen NİYE GİDİYORSUN YANINA? BENİM DERDİM POYRAZ DA DEĞİL ASLINDA BENİM DERDİM SENİN POYRAZ'A GÖSTERDİĞİN İLTİMAS"diye öfkeyle yükselirken elindeki topu ayaklarımın dibine yuvarlamıştı."BİLMEDİĞİN ŞEYLER VAR. NASIL BANA SÖYLEMEDEN HAREKET EDERSİN YA!"Dedim sinirle topa vururken. Attığım şutu ileri atlayarak kurtarmış. Yerden kalktığında ise gözlerinde daha da büyük bir öfke peyda olmuştu.Zümrütleri yine yerini öfkenin karanlığına terk etmişti."ASIL SEN BANA HABER VERMEDEN NASIL O İTİ GÖRMEYE GİDERSİN? BİDE YETMEZMİŞ GİBİ ŞİKYETİ GERİ ÇEKİP İÇERDEN ÇIKARTTIRMIŞSIN.BUNU YAPARKEN NEYİ AMAÇLIYORDUN ALLAH AŞKINA!? N'OLUCAK ŞİMDİ ASYA? DÜN BİR KERE YÜZ BULDU. MAŞALLAH GECE EVİNE DE GİRDİ. ŞİMDİ İYİCE YAPIŞMAYACAK MI SANA!? SEN NE İSTİYORSHN YA İLLA GEBERTEYİM Mİ BEN O ÇOCUĞU?"Diye yükselirken ellerinin arasındaki topu tekrar yuvarladı bana.Ayak içimle kontrol altına aldığım topu düzeltirken benim sesimde gittikçe yükseliyordu "GİTTİ GERİZEKALI GİTTİ. KONUŞTUM GÖNDERDİM GELMEYECEK BİR DAHA. EĞER KENDİ BAŞINA İŞLERE KALKIŞMASAN BEN ZATEN HALLEDECEKTİM""GÖRDÜK NASIL HALLETTİĞİNİ AKŞAM HALA SİZİN EVDEYDİ"Ne Semih ne ara gelipte Poyraz'ı görmüştü lan? Neyse buna sonra takılacaktım."AYLİNLE KONUŞMAYA GELMİŞ KONUŞTU SONRA DA SİKTİR OLUP GİTTİ" dedim topa öfleyle tekrar yüklenirken.Semih kalede hareketlenmeyince top başının biraz kenarından fileleri havalandırdı."Aylin mi?" Diyen sesi daha sakin ve şaşkınlık dolu çıkmıştı."AYLİN TABİ! AMA SEN BİRAZ OLSUN SEVGİLİNE GÜVENİP KENDİ KARARLARINI ALMASINA İZİN VERMEDEN BÜTÜN MESELELERİ KENDİ KENDİNE HALLET. GERİZEKALISIN İŞTE GERİZEKALI.SİKE SÜRÜLECEK AKIL YOK SENDE""Poyraz gitti mi şimdi""Hay sikiyim Poyrazı da senin aklını da!"Süreklı sıkmaktan uyuşmaya başlayan çeneme aladırmadan aradaki mesafeyi azalttım.Derin derin nefesler alıp verirken daha sakin olmaya çalışarak konuştum. "Hadi Poyraz meselesi neyse kapandı gitti. Onun dışında bana anlatmak istediğin başka bir şey var mı Semih? Bana söylemeden benim hayatıma dair başka önemli kararlar aldın mı mesela?" Dedim ima dolu bir sesle.Bakışlarımdakini anında kaptı herzamanki gibi.Sağ elinin işaret ve baş parmağıyla burun kemerini sıkarken sinirden gözleri de kapandı. "Gerizekalılar" diye söylendi "o kadar dedim bir şey olursa beni arayın diye"Ağzım hayretler içinde açılırken bir kaç saniye konuşamadım."Ay ben sana inanamıyorum artık yaa!"Ben sinirle ayağımı ritmik hareketlerle yere vururken en tip bakışlarımı dikmiştim üstüne."Ne var kötü bir şey mi yaptım sanki? Niye öyle bakıyorsun?""Ya bunun iyisi kötüsü mü olur? Semih kendine gel artık. Sevgilimsin diye hayatıma hükmedemezsin." Sıkıntılı bir nefes verdim. Sonra devam ettim" Ya ben sırf sen mutlu ol diye geldim o diyetisyene. Sırf sen istiyorsun diye, sırf sen bana bakarken hüzenlenip durma diye günlerdir yemek yemeye çalışıyorum. Sırf senin için çabalıyorum ama yeter. Hayatıma bu kadar çok müdahale edemezsin. Kendine gel""Yavrum, güzelim ben de senin için uğraşıyorum. Geceleri bölük börçük uyuyorsun. Sürekli kan ter içinde uyanıyorsun. Yemek yedikten sonra etrafa dalgın dalgın bakıyorsun. Kötü bir şey yapmışsın gibi,vicdan azabı çeker gibi. Ben de sen iyi ol istiyorum.Belliki bunun altında psikolojik bir şey var gidip bir uzmanla görüşsek fena mı olur?""Ne biliyorsun ki Semih?" Diyen sesimde artık bariz bir güçsüzlük ve kırgınlık vardı. "Az önce saydıkların ne ki fiziksel şeyler. Asıl mesele burda" dedim elimi göğüme vurarak "Burda öyle büyük yaralar var ki. Ben o doktorun odasına girdiğim an hepsi ilk günkü gibi yakacak canımı, hepsiyle yeniden yüzleşeceğim. İstemiyorum. Ben doktor falan istemiyorum." Derken artık gözlerimden süzülen yaşlara engel olamıyordum."Ben biliyorum soğuk görünüyorum dışardan,sert,aksi,sinirli,eyvallah ağzım da bozuk,dikenli görünüyorum,güçlü görünüyorum ama ben artık içindekileri taşıyamıyorum Semih. Yoruldum ya. Sinirli olmakta istemiyorum güçlü olmakta ben hiç bir şey istemiyorum. Sen hariç... Ben bir tek seni istiyorum"Islak yanaklarımın göğsüne değdiğini hissettim. İyice çökmüş omuzlarımı kollarıyla sarıp sarmaladı.Çenesini başımın üstüne dayarken elleri yavaş yavaş gezindi saçlarımda."Burda güçlü olmak zorunda değilsin. Burda ben varım. Kaldıramadığın ne varsa birlikte kaldırırız,yaralarını ben kendi ellerimle sararım,sevgimle kapatırım hepsini." Dedi yumuşacık bir sesle."Şimdi konuşmasak ben kendimi hazır hissetmiyorum"dedim çatallaşmış bir sesle."Sen ne zaman istersen o zaman konuşuruz. Sen benim her zaman yanında olacağımı,artık yüklerini birlikte omuzlayacağımızı bil yeter. Haaa birde sensiz uyku artık gözümden girmiyormuş bunu dün çok net anladım. Gidip uyusak mığğ?"dedi hafifçe esnerken.Çenemi göğsüne dayayıp başımı hafifçe geri atarak alttan alttan baktım yeşillerine."Semih ben seni çok seviyorum" Alnıma değen sıcak dudaklarını hissettim."Ben de seni çok seviyorum güzelim" dediğinde hafifçe tebessüm ettim.Bedenimi saran kollarından biri çözüp ötekini de boynuma doladığında bende kolumun birini sırtına doladım ve birlikte çim sahanın çıkışına ilerledik.Selamın Hellooooooooğğğğğ.Ben 18. Bölüme kaçarottiiiiiii ama siz lütfen vote atmafan ge bol bol yorum yapmadan geçmeyinnnn💞💞💞💞💞💞
