İçeriğe geç

Yeşil Gözlü Kız

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Yeşil Gözlü Kız

Bölüm 4

2-b) Bîkes

NOT: Hatırlamak amaçlı bir önceki 2-a bölümünü tekrar okuyabilirisiniz.

Ilgın hatırladı.

O günü, o günden öncesini ve sonrasını.

"Sahi, sen buraya nasıl geldin? Bayram ağabey nerede?" dedi kediye bakarak.

Kedi sadece ağır ağır miyavladı ve Ilgın'ın kucağına geldi. Ilgın, gülerek kucağındaki kediyi yere bırakırken çaprazında daha önce orada olmayan bir bakkal gördü.

Kedi, yere indiği anda birkaç kez daha miyavladı ve toprak alanı geçerek kaldırıma çıktı. Kaldırımdan da yola çıkacaktı fakat trafik hâlâ akıyordu.

"Zümrüt! " diye bağırdı Ilgın. Kedi, yola çıkmak üzereyken bu bağırma sesi nedeniyle ürküp hızla asfalt yola doğru koştu. Ilgın, koşup kediyi geri kucağına aldı; aniden yola fırlaması üzerine birkaç korna sesi duydu. Bu korna seslerinden birine sahip olan, sonbahar soğuğu olmasına rağmen üstü açık olan lüks bir araba yolun kenarına yaklaştı ve durdu.

"Hey, çocuk!" diye bağırdı arabadan inen genç kadın ve kucağında kedi olan Ilgın'a yaklaştı.

"Annen baban sana hiç kuralları öğretmedi mi? Senin yüzünden kalp krizi geçirecektim burada!" dedi abartılı bir ifadeyle ve kızgın sözlerinin aksine nazikçe kızıl saçlarını savurdu. Ilgın, o sırada bu lüks otomobilin etrafında birçok siyah araba olduğunu fark etti. Ayrıca da bu genç kadının siması tanıdık gelmişti.

"Özür dilerim, kedi aniden yola çıktı. " dedi Ilgın Zümrüt'ü göstererek.

"İyi, kedine sahip çık o zaman! " dedi kadın ve arabasına geri binmek üzereyken Ilgın, kendi içindeki bilinmezliği söndürmek istedi.

"Siz Jülide Ünsalan mısınız?"

Kadın, bu soru karşısında yeniden Ilgın'la göz teması kurdu ve Ilgın'ın üzerindeki, paçasında hafif bir yırtık olan mavi pantolonu fark etti. Arabasının torpidosundan birkaç kağıt para çıkardı ve gerçek anlamda paraları Ilgın'a fırlattı. Ilgın aniden sendelerken yeniden konuştu:

"Git biraz daha iyi bir pantolon al. Seninle konuşmam bile bir kabahat. " dedi kadın ve tekrardan arabasına bindi. Biraz sonra ise diğer siyah arabalarla birlikte uzaklaştı.

Ilgın, yere düşen paralara bir de kucağında miyavlayan Zümrüt'e bakarken yavaşça eğildi ve yerdeki toplam dört yüz lirayı aldı. Bu paralar, ademiyet yaşayan bir kıza merhamet göstergesi olarak mı verilmişti yoksa âdemiyetten çıkmış bir sadaka niyetine mi verilmişti?

Kucağında ara sıra miyavlayan Zümrüt kendi isteğiyle tekrar yere indi ama akıllanmış olacak ki yola gitmek yerine kaldırıma yöneldi. Ilgın, o paraları omzundaki çantaya koyarken yavaşça yürüyen Zümrüt'e baktı. Zümrüt ise daha önce orada olmayan bakkala girdi. Muhtemelen Bayram ağabey buraya taşınmıştı.

Zümrüt'ün arkasından bakarken şöyle düşündü:

Bu kadın, Jülide Ünsalan. Ünal Ünsalan ve Handan Ünsalan'ın bir diğer kardeşi. Saçı aynı Handan Hanım'ınki gibi kızıl ama Ünal Ünsalan'ın saçı kumral renkte. Vahap ve Kader Ünsalan da kumral. Muhtemelen iki kız kardeş de saçlarını boyatmışlar. Sanırım bu ailedeki en merhametli olan kardeş Handan Hanım, o da zaten yakında tüm vârislik haklarından vazg..."

Düşüncelerini bölen ses, cebindeki telefonunun çalma sesiydi.

"Alo, Ayda? "

"Kız sen neredesin? İki kez arıyorum açmıyorsun. Annemin bir anlığına tansiyonu yükselmiş sana bir şey oldu diye. 'Ilgın'ım da gitti.' diye diye bir hâl olmuş. Ağabeyim aramasa ben de bilmeyecektim. "

"Eve çok yakınım, metrodaydım. Duymamışım. Sen üniversitenin kütüphanesinde misin de bu saatte evde yoksun? "

"Evet. Neyse ne, çabuk eve git. Ben de birazdan çıkacağım zaten buradan."

"Tamam, görüşürüz. " dedi Ilgın. Ayda ise telefonu her zamanki gibi cevap vermeden kapatmıştı. Ama bunu Ilgın yapsa yüzsüz olurdu.

NOT: Bölümü kısa bulduysanız özür dilerim, bu aralar yoğunum. En kısa sürede daha detaylı ve uzun bir bölüm yazacağım...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.