İçeriğe geç

Yeşil Gözlü Kız

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Yeşil Gözlü Kız

Bölüm 3

2-a) Bîkes

Ilgın, eve metroyla gitmişti.

Yokuş aşağı yürümeye başladı. Hava kararmaya başlamış, İstanbul'un semasında bir iki yıldız görünmeye başlamıştı. Bu iki yıldıza her zaman dikkat ederdi çünkü o iki yıldız her gün aynı yerde parlardı İstanbul'un ışık kirliliğine karşı.

Gonca abla, Ayda ve Akın'la yaşadığı evin önüne direkt yokuştan inince varılabiliyordu. Büyük bir apartmanın beşinci katıydı ve iki bina yanında meşhur bir pastane vardı. O pastane de Ünsalan Holding'e aitti, evin karşısında bulunan acente de. Ünsalan Holding neredeyse bütün ülkeyi ele geçirmişti. Kendi restoranları, haber kanalları, üniversiteleri ve daha fazlası... Bu holdingin vârisi olan Ünal Ünsalan çok ünlü bir gurmeydi aynı zamanda. Handan Ünsalan ise yakında vârislikten vazgeçtiğini açıklaamıştı. Bu haber, magazin sayfalarını yiyip bititmişti zamanında. Yeni evlendiği kocası izin vermediği diyen de olmuştu, gayrimeşru çocuğu olduğunu iddia edenler de. Ancak Handan Ünsalan kısaca artık bu bunaltıcı "sınıf"tan bıktığını ve moda dünyasında yaşamak istediğini söylemişti.

Ilgın, tüm bu olanları düşünürken neredeyse bir kedinin kuyruğuna basacaktı. O kadar dalmıştı.

" Zümrüt!" dedi kendinden emin olmayan bir sesle. Kedinin gözleri yemyeşil, tüyleri simsiyahtı. Boynunda bir boyun tasması vardı.

Kedi, ona Zümrüt, diye seslenilince Ilgın'ın bacaklarına yaklaştı.

"Sen benim Zümrüt'üm müsün?" dedi Ilgın ve kedinin boyun tasmasını kontrol etti. İsimliğinde "Siyah Zümrüt" yazıyordu.

"Sen benim Zümrüt'ümsün! " dedi Ilgın. Sıkıca sarıldı, sevdi onu.

"Ama oradan buraya nasıl geldin? "

05.01.2013

"İnsanlardan daha iyi ve daha akıllısın. " dedi küçük kız; yanına yaklaşan Zümrüt'ün, daha doğrusu Siyah Zümrüt'ün tüylerini okşarken.

"En azından sabit bir yuvan var. Ve benden kaçmıyorsun." dedi ve salıncakta hafifçe sallanmaya devam etti. İnle cinin top oynadığı bir gece yarısıydı. Oyun parkında olmak için garip bir zamandı ama o an için anlamı vardı.

Simsiyah tüyleri ve yemyeşil gözleriyle mahalleliden -kısaca- "Zümrüt" ismini alan kedinin miyavlaması ve birkaç arabanın sesi haricinde hiçbir ses yoktu. Şimdiki evinden uzak bir yerdeydi ama aynı zamanda asıl yuvasına da çok yakındı. En son yediği yemek, manav reyonundan "tadımlık" olarak aldığı elmalardı ve bunun üstünden dört saat geçmişti. Elmaları alırken gözükmemek için saçlarını öne eğmiş, çocuk olduğu için kimse ona laf etmemişti. Şimdiyse bir iki bakkal hariç etrafındaki bütün dükkanlar kapalıydı. Yarın pazartesi olduğu için çoğu kişi erkenden yatmış, binalardaki ışıklar oldukça azalmıştı;

o manavın yanındaki, yeni ve büyük görünümlü olan mavi apartmanın üst katı hariç. Ilgın'ın zihninde de orası hep aydınlık kalacaktı.

Zümrüt yavaşça miyavladı ve bir anda kızın kucağına çıktı. Kız güldü, kedi ise salıncaktan geri yere atladı.

"Ne demeye çalıştın şimdi?"

Siyah kedi sadece iki kez miyavladı.

Ilgın hafifçe gülümsemeye devam ederken Zümrüt, ondan uzaklaşmaya ve kendi "yuva"sına doğru gitmeye başladı. Ilgın ise sıkıldığından dolayı kendini ileri geri eğerek sallanmaya başladı. Göğe ulaşmak istedi. Ama gücü pek yetmedi. Zümrüt ise açık olan kendi bakkalının içine girip kendi pofuduk yatağına uzandı.

Ilgın, gücünün yettiği kadar, en yükseğe çıkana kadar salıncakta sallandı.

Ta ki bir polis arabası parkın girişinde durana dek. Ilgın sallanmayı direkt durdurdu, aniden ayağını toprağa sürttüğü için de biraz toz çıktı.

Arabadan iki polis indi. Biri etrafı kontrol ediyorken biri Ilgın'a yaklaştı.

"Küçük, ailen nerede?"

Ilgın sustu. Polis anaç şekilde tebessüm etti.

"Ben Sertab, b ile. Senin adı ne?"

"Ilgın."

"Ilgın... " diye tekrarladı polis ve arkadaşına döndü.

"Dün bir kız kayıp diye ihbar aldık. Onun adı da Ilgın'mış. Siyah saçlı, tatlı, çok güzel gözleri varmış. Yengesi ve amcası onu çok seviy... "

"Yalan! Yengem dün bana tabak fırlattı. Annemle babam fırlatmazdı. " dedi küçük kız sinirle. Polisin anında yüzü düştü. Kız, salıncaktan inip aniden ayaklanınca polis onu tuttu.

"Peki, yengen bir anlık hata yapmış olabilir mi?"

"Annemle babam o hatayı da yapmazdı. Hatta babam da senin gibi polisti. "

Polisin gözlerindeki sevgi hafifçe acımaya döndü.

"Ama o, amcan ve küçük kuzenin seni çok merak etmiş. Hadi gel, eve gidelim hem sana şeker de alırım. "

"Ben şeker sevmem! "

"Tamam, polis abinle çikolata alırım o zaman."

Ilgın hatırladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.