İçeriğe geç

Yeşil cadı serisi

Bölüm 1 · 15 dk okuma

Yeşil cadı serisi

Bölüm 1

Yeşil Cadı (Giriş)

Tüm karakterlere kucak açın, ben ise tüm karakterleri kendi evim haline getirdim.

Dünya denilen yerde kendini yalnız hisseden bir yerlerde acı çeken kişilere ithaf ediyorum.

Yeşil cadı serisi

{Giriş}

~Milen'nin kısmı

Burası Yeşil cadı akademisi. Karşı tarafta gözüken yeşillik alan ise Yeşil cadı ormanı. Tüm cadıların enerjisini temizleyen ve güçlerinin yeniden güçlü bir şekilde damarlarında gezmesini sağlayan güçlü bir enerji akımı.

Ben Milen Güneş. Soyadımdan da anlaşıldığı gibi Güneş krallığının varisiyim. Birde kız kardeşim var fakat kız kardeşim benim gibi sarı saçlı ve mavi gözlü değil. Aksine uzun siyah saçları var.

Annem gece krallığının kraliçesi idi. Kendi diyarından kaçarak babam ile evlendi. Ailemizin en büyük sırrı ise bu hayırlı işte büyük annem, büyük babamın ve erkek kardeşi Edi dayının yardımı ile evlenmişler.

Yıllar geçti şimdi ise Güneş krallığındalar. Gece krallığından sürgün edildiler. Şimdiler de gece krallığın da Milad'ın babası yer alıyor.

Hiç bir gece krallığı ve Güneş krallığından kimse birbiri ile evlenemez ya da bir ilişki içinde olamazdılar.

Eski zamanlarda bu kuralı aşanlar da mevcut fakat bu iki krallık birleşirse lanet büyür.

Gece krallığının bir laneti var şuana kadar kimse bu laneti bozamadı.

Güneş krallığının bir diğer adı ise gündüz krallığıdır. Ailem Şimdiler de acı çekiyor. Uzun zaman geçti ailem yaşlanıyor ve tahta birinin geçmesi gerekiyor.Bu yüzden her tahta oturacak cadılar eğitimden geçer.

Tahta abim geçemez çünkü çok hasta. Kuzenim Kamelya, Edi dayımın kızı gri saçları ve badem gözleri var. Ama lanet onu da delirtti.

Edi dayım ve eşi çok uzun zaman vakit geçiremediler. İkisi birlikte aynı yatakta gözlerini yumdular. Birbirlerine aynı anda veda ettiler. Bu aşırı üzücü bir gerçek.

Kamelya beş yaşından beri yetim. Herkes lanet yüzünden öldüğünü düşünüyor lakin ben farklı bir durum olduğunu düşünüyorum.

Yakın da Kamelya'yı da kaybetmekten korkuyorum çünkü deliriyor ve ben bunu hissetmekten nefret ediyorum.

Abim de çok hasta ve abime de erkenden veda etmekten korkuyorum.

Kız kardeşim çok küçük, tahta geçemez ve beş yıl içinde tahta geçecek biri olmalı yoksa gündüz krallığının sonu geliyor. Bir diyar, bir dünya yok olacak.

En büyük sır ve en büyük korkum ise benim melez olduğumu herkesin öğrenmesi.

Ben yarı Güneş ve yarı gece krallığının kanını taşıyorum. Burada böyle kişilere 'kanı bozuk' Kelimesini kullanırlar. Bu çok üzücü bir şey fakat en korkunç olan kısmı ise gece krallığının lanetini hissediyor olmam.

Bir gün delirmekten korkuyorum. En çok korktuğum bir korkum ise Milad'ın benden sonsuza dek nefret edeceğini bilmem.

Biraz olsun içimi soğutmaya yetmiyor çünkü milad benden sonsuza dek nefret edecek, ben bunu hissediyordum.

Burası Yeşil cadı akademisi burada her şey mümkün, tek eksik olan şey ise huzur...

~Gölge'nin kısmı

Gökyüzüne baktığım da hissettiğim yıldızlar bana güç veriyor. Göz bebeklerim de yıldızlar parlıyor. Genelde elim de beyaz eldivenler var.

Benim evrenim kozmos evreni. Yıldızlar benim ruhum, yıldızlara kendi ruhumu verdim. Her ruhum acıdığın da gökyüzünden bir yıldız kayıyor.

O zaman bir dilek tutun, Gölge Ateşer tüm dileklerinizi kabul eder.

Ben Gölge Ateşer banana kısaca 'Ateşe' teşe derler. Belki duymuşsunuzdur Sidelya Yıldız ve Evren Yener'in hikayesini eğer duymadıysanız kendi diyarımın hikayesini anlatmaya başlayayım.

Bir zamanlar safir gibi parlayan gözleri olan bir adam varmış. Diğer çocuklardan farklı bir Dünya diye bir yerde doğmuştu.

Annesi herkes gibi normal bir bebek sanıyordu fakat değildi. Evren Yener çok özel bir adamdı. Annesi eline zorla benim gibi beyaz bir eldiven giydirmişti.

Gözlerine lens takmıştı. Benim gibiydi...

Denizlere aşık olan adam bir deniz de sevdiği kadını buldu. İsmi Sidelya Yıldız. Sidelya'nın anlamı yıldız çiçeği demekmiş. Bir yıldız gibi parlıyordu.

İlk başta asla anlaşamayan bir çift olmuşlar. Daha sonra birbirlerine zaman geçtikçe aşık olmuşlar. Evren Yener ilk yeteneğini o zaman keşfetmiş ve sevdiği kadının portresini çizmiş.

Sevdiği kadına 'Kozmos ' Diye seslenmiş. Kozmos ise Evren demekmiş. Sidelya Yıldız hem Kozmos olmuş. Hem de Gökyüzünde parlayan birer yıldız olmuş.

Kimseyi çok sevmeyin sözünü ise dünya bu iki aşığa hatırlatmış...

Evren Yener sevdiği kadını korumak için gökyüzün de parlayan birer yıldız olmuş fakat yıldızların ömrü çok azdır.

Ruhu acı çektikçe sevdiği kadının kalbine doğru yıldızlar düşüyormuş. Kadının küçük bir oğlu olmuş ve bir gün tüm yıldızlar kara deliğe dönüşerek patlamış ve bizim soyumuz, diyarımız oluşmuş.

Kozmos diyarının ise en büyük hediyesi kalbinin üzerinde yıldız dövmesi vardır. Bir doğum lekesi gibidir ve hep küçük yıldızlar kalbinizde atar.

Benim kalbim ise gökyüzünde ki yıldızlarda kaldı çünkü yeşil cadı akademisinde her şey normal değildi.

Yeşil cadı akademisinde her şey ilizyon ve yalandan ibaretti...

~Kuvars Safir Çakır'ın kısmı

Gözlerim yeşil. Yeşil diyarın elementi doğa. Babam harika bir kral olacağımı düşünüyor fakat gerçek öyle değil.

Ben acı çekiyorum çünkü ben doğaya zarar veriyorum. Güçlerim doğayı öldürüyor. Kimseye söylemiyoru, en yakın arkadaşlarıma bile...

Bu çok acı verici. Acıdan, canavar doğar

Benim ruhum da bir canavar gizli ve ben o canavar ile baş edemiyorum. Canavarı tek başıma durduramam. Ben farklıyım bunu kendi içim de hissediyorum. Peki gerçekte benimle gücüm ne ?

Ben doğa cadısı değil miyim? Doğa cadısı değilsem neden Yeşil cadı ormanına hayat enerjisini ben sağlıyorum. Burası Yeşil cadı ormanı ve ben kendimi asla yeşil cadı ormanına ait hissetmiyorum.

Üzgünüm baba ben buraya ait değilim. Bir gün bunu yüzüne söylediğim de beni yargılama. Belki de ben hiç bir yere ait değilimdir.

Sonuçta gücçsüz cadıları kimse sevmez. Ben asla kendimi yeşil cadı akademisine ait hissetmiyorum. Ben nereye aittim?

Bir arayış içindeyim ve bir gün bunu başaracağım. Bir gün kendime ait bir yer bulacağım. Fakat bugün değil.

Çok yakında...

~Yekta Cesurun kısmı

Saçlarım turuncu, gözlerim ise yeşil yine de kendimi çirkin hissediyorum.

İlk başta bunun geçici bir his olduğunu düşündüm. Her aynaya baktığımda bırak canavar ile karşılaşmaktan korkuyorum.

Ya ben de bir gün ailemin geri kalanı gibi delirir ve içimde ki laneti kontrol edemezsem... Bu canavar ile savaşmaktan başka çarem yoktu...

Bunu tek başıma yapamazdı fakat kendime güvenebileceğim birini bulmalıydım.

Artık tek başıma savaşmaktan sıkılmıştım. Artık karanlıklar diyarının kralı olmak istiyordum. Birer ölü olmak yerine, tahtını kontrol eden güçlü bir kral...

Babam gibi... belki de güçlü olmak için en güçlü olanı yenmeliydim. En güçlü olan cadıyı yenecektim. Sonu ne olursa olsun ailemin eski gücüne kavuşmasını sağlayacaktım çünkü bizim krallığımız unutuluyordu.

Unutulmak ve hiç hatırlanmamak istemiyorum. Ben de bu hayata veda ettiğim de arkamda birer eser bırakmak istiyorum. Aklıma bir fikir geliyordu çünkü herkes bir gün bu hayata veda ettiğin de hatırlanmak ister bende küçük bir hatıra, bir anı defteri ve bir de fotoğraf albümü düşündüm.

Eğer bir son olurda bazılarımızın hikayesi mutlu son ile bitmezse her fotoğrafa baktığım da o kişiyi hatırlayacağım ve hafızamın derinliklerine gömeceğim.

Belki de mutsuz son diye bir şey yoktur.

Mutsuz sonları yaratan kişiler vardır...

---

~Semranta'nın kısmı~

Saçların yine örülü mü Semranta. Saçlarını ördükçe Saçların uzuyor. Rapunzel gibi olmak istemiyorum. Beni kurtaracak bir prense ihtiyacım yok. Ben kendimi kurtarabilirim fakat annem bunu anlamıyor.

Annem herkesi mavi gözlü eşi, sevgili babam gibi sevecek sanıyor ama kimse kimseyi sevmiyor. Ben ise Semranta Wood. Herkesten sakladığım sır ise ben gerçek bir cadı değilim. Yarı insan, yarı cadı kanına sahibim. Cadıların deyişi ile 'Ucube' annem ve babam şimdilik bunu saklıyor. Daha ne kadar güçlü kalabilirler bilmiyorum.

Keşke hayatım ikiz kuzenlerim Bade Ve Bengi kadar kolay olsa. Dünya' da yaşıyorlardı. Babaları da cadıydı. Çok mutlulardı. Şimdilik buraya geri döndüler. Döneli çok oluyor fakat Bade'nin hayat çok çelişkili geçiyor. Bade gün geçtikçe bir zorbaya dönüşüyor. Bazen tanımak da zorlanıyorum.

Bengi'nin hayatı daha sessiz. Zaten çocukluğundan beri sessizdi. Hayat Bengi'yi sessizleştirmişti. Keşke bende Bengi gibi görünmez olsam. Kendimi Yeşil cadı ormanın da rahat hissetmiyorum. Belki de bu his geçer. Yoksa içim de gün geçtikçe büyüyen bir fırtına var ve ben bu fırtına öncesi sessizliği durduramıyorum.

Belki bir gün gerçekten de kendi hikayemin kahramanı olabilirim.

Belki bir gün herkes benden kahraman diye bahseder.

Küçükken erken olgunlaşmak zorunda kalan kişiler genel de kendilerini yalnız hisseder. Kendimi yalnız hissetmekten yoruldum. Kendini yalnız hisseden herkes bir gün kendi kalabalığın bulabilir çünkü gökyüzüne her baktığınız da kendi yıldızını gördüğünüz de gerçek kahramanlar olacaksınız.

Tabii bende birer kahraman olacağım gökyüzünde...

---

~Bade'nin kısmı~

Lütfen canımı acıtmayın çünkü ben bu hikayenin kötü karakteri ya da ikinci bir karakteri olmak istemiyorum. Sadece özgür olmak istiyorum.

Babam küçükken annemi aldattı. Bize şiddet uyguladı. En yakın arkadaşımı kaybettim. Bengi ile aramız iyi değil. En yakın arkadaşıma öyle bir kazık attım ki bir daha kendini asla toplayamadı, kendini yetersiz hissetti. Buna mecburdum. Ben sadece ailemi korudum.

Hep bu oyundan kaçmak istedim sonra ise birer zorba oldum. En yakın arkadaşıma zorbalık yaptım. Milad'ın babası tek varlığımı annemi elimden alacaktı. Ben buna dayanmazdım. Aslında benim için değildi, Bengi içindi... Bengi üzülmesin diyeydi... Ben her şeyi ikiz kardeşim için yaptım çünkü herkes gitse bile Bengi kalırdı. Ne kötülük yaparsam yapayım Bengi asla beni bırakmaz hep önümde olurdu. Babam bana her vurduğun da Bengi hep önüme geçerdi. En çok o dövülürdü. Ben bencil bir cadıydım fakat Bengi değildi. Naif ve duygusal bir kızdı.

Milen'e gelecek olursak beş yaşından beri arkadaştık. Milad'dan hoşlandığını söylediğin de on bir yaşındaydı.

Ben ise Milen'e yardım edecektim. Yaz partisin de Milen Ve Milad'ın arasını yapacaktım fakat bir hafta sonra Milad her seferinde Milen'e karşı bir nefret ve öfke içindeydi.

Milen söylemese de üzülüyordu. Kim olsa üzülürdü. Hala aralarında ne geçtiğini bilmiyorum. Milad bana gerçeği asla söylemedi.

Yaz partisinden önce Milad'ın babası beni yanına çağırdı. O zaman çok küçüktüm, ne dediyse inandım. Çok ağladım. O gece uyumadım. Eğer milad ile sevgili olmazsam annemi öldürecekti.

Annemin ölmesine izin veremezdim. Dediğini yapmaktan başka çarem yoktu. Milen o gün çok mutluydu. Bana hep Milad'dan bahsediyordu.

Yaz partisinin sonun da ışıklar kapandı. Işıklar açıldığında ben Milad'ın elini tutmuştum, Konuşuyorduk. Bir süre yanlış anladığını düşündü fakat tahmin etti.

Tebessüm ile bana bakmıştı fakat beni yargılamayan tek insan oydu. Yüzünden hayal kırıklığı okunuyordu. Yanımızdan uzaklaşmıştı. Çok uzaklara gitti. Milad'ı unutmak için her şeyi yaptı fakat ben biliyordum Milad'ı unutmadığını sonra en yakın arkadaşıma ihanet ettim ve Milad ile sevgili olmakla kalmadım, Milad'a aşık oldum. Milen'le sürekli uğraştım sonra bana eğlenceli geldi ve Milen'e zorbalık yapmaya başladım.

Bir nevi Mile'nin hayatını çaldım. Milen asla yenilmedi bana karşı hep beş yaşında ki çocuk gibi baktı.

Keşke beş yaşında ki birer çocuk olabilsek... belki o zaman daha masum olurduk. Şimdi ise ruhumuz kirli ve benim ellerim kanlı çünkü ben Milen'nin ruhunun katiliyim.

Keşke her günah işlediğimiz de beş yaşımıza dönebilsek... Belki o zaman daha mutlu olurduk. En azından acı çekmezdik...

---

~Bengi'nin kısmı~

Sessiz. Herkes beni ilk gördüğün de sessiz biri sanır. Ben sessiz değilim sadece kendi sessizliğimin içinde boğuluyorum. Bade'den nefret ediyorum çünkü harika bir hayatı var. Hayır Kıskanmıyorum çünkü benim ruhum acı çekiyor.

Beni Bade'den ayıran tek fark. Küllü hafif kıvırcık sarı saçlarım. Keşke daha farklı biri olabilsem...

Babamı başka bir kadınla gördükten sonra anneme söylemeyeyim diye beni lanetledi. O

günden beri konuşmak istesem de sessizim.

Herkes sessizliğimi, birer kalkan zannediyor

oysa ben o kalkanları aşmak için her şeyi yapıyorum. Aradan uzun yıllar geçti ve lanetim ilerliyor. Keşke her şeyi anlatabilsem, içime attıklarımı bile... sessiz biri olmaktan nefret ediyorum. Kimse sessiz olmayı hak etmez. Bende hak etmiyorum, acı çekiyorum. Acı çekmekten nefret ediyorum.

Acı çekmediğim bir gün mutlu olacağım...

Sadece mutlu olmak istiyorum, çok bir şey değil çünkü ben hiç bir zaman gerçekten gülmedim.

Bir gün mutlu olacağım, lanetten kurtulacağım. Lütfen hayat bana bir şans daha ver çünkü benim ruhum acı çekmek yerine, mutlu olmak istiyor.

~River'ın kısmı~

Yıllar sonra bir abim olduğunu öğrendim. Bir abim varmış... Bana hiç benzemiyor, daha zeki benden daha yakışıklı ve çok ciddi... ismi Alex. Onun yüzünden Yeşil cadı akademisindeyim. Aslında en yakın arkadaşlarım da bu okulda her türlü burada olacaktım.

Ben kendimi nedense hep bir yalanın içinde buluyorum. Herkes yüzüme baka baka yalan söylüyor. En kötüsü de Alex'i abim olduğunu bilmediğimi sanıyor.

En acısı da beni gerçekten kimsenin sevmemiş olması. Bir cadı akademisi nasıl benim evim olabilir. Benim bir evim yok...

Bazen ev bir kalp olabilir, bazen de bir ruh ama en kötüsü başkasının hayal kırıklığı olmaktır.

Ben River Spark, artık yaşamak istemeyen göçebe bir ruh...

~Alex'in kısmı~

Yeşil cadı akademisine gelme sebeplerimin listesi çok uzun. En çok acıdığım kişi Milen. Yanlış anlamayın benim de hayatım boktan fakat Milen farklı biri... hiç işlemediği bir suçtan dolayı yıllardır acı çekiyor.

Ben ise Milen'i sonsuza dek koruyamam. Biliyorum yakında yaşıyor olmayacağım. Belki olurum fakat farklı bir şekilde yaşıyor olurum. Asıl konu ise River, beni asla abisi olarak kabul etmeyecek.

En kötüsü ise bir gün hayatım boyunca mutlu bir cadı olmayacağım... küçük bir umut bir kişiyi nasıl değiştiriyor ise küçük bir mutluluk da bir kişinin hayatını değiştirebilir.

Umarım bir gün benim de hayatım değişir...

~Monadex'in kısmı~

Ben Monadex bana kısaca 'Dex' Derler. Benim hayatım beş yaşında iken bitti... Saçlarım küçükken en son yediğim pamuk şeker kadar pembe bir renkte. Gözlerim ise ela. Yoksa gözlerimin de pembe olmasını kaldıramazdım. Genelde zorbalığa uğrardım.

Pembe Saçlarım, siyah şeytani boynuzlarım ve birde siyah Kanatlarım yüzünden herkes benimle alay ederdi. Milad ve River olmasa belki asla toparlayamazdım.

Yanlış anlamayın ben karanlığın varislerin soyundan gelmiyorum. Bizim gibilere 'Gregrous.' Derler. Sadece siyah kanatlarımız karanlığın varislerine benzer.

En çok canımı yakan bir konu ise kız kardeşimi özledim. Bugün onsuz geçirdiğim dört bin yedi yüz kırk beşinci gün. Annem bir daha asla kız kardeşimi bana göstermedi. Eğer bir şansım olsaydı kız kardeşimi görmeyi çok ama çok isterdim. Büyümüştür kesinlikle kocaman genç bir kız olmuştur ve ben büyüdüğünü asla görmedim.

Bazen sevdiğimiz insanları çok az görürüz. Kendimizi suçlarız, kendimizi suçlamanın bir anlamı yok...

Giden kişileri sadece kalbimizde bekleriz.

Çünkü gelmeyeceklerini biliriz. Keşke son bir defa görsek ve sıkı sıkı sarılsak diye düşünürüz. Her şey istediğimiz gibi olmuyor. O yüzden kendinizi suçlamayın.

Düştüğünüz yerden kendinizi toplayın. Kendinize yeni bir yol çizin.

Ya da yeni bir yol yaratın fakat hiç bir zaman çıkmaz bir sokakta kaybolmayın..

~Amour'un kısmı~

Bir ailem yok. Yıllardır sokakta yaşıyorum. Tek hatırladığım bir abim olduğu. Birde kolyem var boynum da kalp şeklinde. Ben kedi formuna hapis oldum. Zaten bu yaşıma kadar iyi dayandım ama daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. Beni lanetlediler. Güçlerimi elimden aldılar.

Savaşacak gücüm kalmadı, eğer sokakta bir kedi görürseniz çok sevin çünkü kediler sevilmeyi hak eder...

Bir sevgi tüm dünyaya bedeldir. Sevin, sevilin... çünkü hayat çok kısa yarın ne olacağı belli değil. İyi yaşayın çünkü benim hiç kimsem yok...

~Toprak'ın kısmı~

Ben bu okulda bir profesörden başka bir şey değilim. Zaten bir ailem olduğu söylenemez. Yedi yaşından beri cadıların kurumun da büyüdüm. Sadece elim de sarı saçlı küçük bir kızın fotoğrafı var.

En çok merak ettiğim konu bu kız kim? Bir gün aileme kavuşur muyum?

Bu dünya da isteyeceğim tek şey mutlu, sıcak bir aile yuvasına sahip olabilmek. Küçükken ailesi olan çocukları karşıdan izlerdim. Bir aile küçük çocukların yuvasıdır.

Çocuklarınızı sevin çünkü çocuklar sevildikçe güzelleşir. Ben bu hayata karşı bir sevgi hissedemiyorum.

Sevgisizlik beni öldürdü, sizi öldürmesin. Hayat çok kısa ailenizin kıymetini bilin. Ailesine, sıcak yuvasına kavuşamayan kişiler de var...

~Milad'ın kısmı~

Ben Milad Gece Karasu. Gece krallığının tek varisi. Hala bir karanlığın varisi olamadım. Babam bu yüzden çok sinirli. Asla abim gibi olamıyorum ya da gece krallığın efsanesin de geçen Night Black ya da Karanlığın varisi İgorlu Edgard gibi olamıyorum. Ne seviyorum, ne de seviliyorum. Ben sevgiyi hissedemiyorum.

Sevgi beni öldürdü. Ben sevgiye aç küçük bir çocuğum. Aslında bir zamanlar çok küçükken sarı saçlı, mavi gözlü bana benzeyen küçük bir kız çocuğuna aşık olmuştum. Sevgi çabuk tükeniyordu... benim sevgim de elim de kurumuştu. Elimde beyaz karanfiller soldu, kırmızı güller soldu ama hala içimde harlayan nefret solmadı.

Acım dinmedi. İçimde hala küçük bir ışık huzmesi var günden güne karanlığa bürünüyor. Belki beni sevmeyecek zorba biri olarak göreceksiniz fakat zorba biri olmak benim seçimim değildi.

Elimde olsa her şeyi iter aptal sarışın, o aptal cadı ile kaçardım. Kaçamazdım çünkü kendimi dört duvar arasında sıkışmış, bir fanus kutusuna ruhumu hapis etmişler gibi hissetmekten yoruldum, biraz da olsa dinlenmek istiyorum.

Çok bir şey değil sadece dinlenmek. Savaşmaktan yoruldum, artık gardımı indirmek istiyorum. Aptal sarışın neden bana böyle bir kötülük yaptın. Hayatımın sonuna kadar tek bir cadıdan nefret edeceğim:Milen Güneş.

Senden nefret ediyorum sonsuz ışık cadısı. Her karşıma çıktığında kalbini kırıp parçalara ayıracağım. Elim de değil, nefretim ağır bastı... keşke sevgim ağır bassaydı. O zaman seni belki biraz da olsa sevmeye çalışırdım.

Senden sonsuza dek nefret edeceğim, bunu herkes biliyor... yakında sen de kabulleneceksin.

Belki benden çok uzaklara gidersin. Kalbim ise seni unutur çünkü seni sevmeyeceğim aptal sarışın.

Seni sevmeyen bir adamı sevmeyi kabul eden sensin. Ben suçlu değilim... suçlu olan sensin. Senden nefret ediyorum, kalbim de sadece nefrete yer var... sadece nefrete...

(ANLATICI)

Bir sürü hikaye var, aslında herkes kendi hikayesinin baş kahramanıdır. Burası Yeşil cadı akademisi, burada her dilek kabul olur.

Buraya kadar geldiyseniz tüm kahramanların ruhu acı çekiyor. En çok acıyı ise gölgede hiç bahsedilmeyen karakterler çeker.

Okulun müdiresi masanın üzerinde duran geçmişin izini taşıyan fotoğrafa baktı. Baktıkça geçmişini gördü. Gördükçe geçmişte kayboldu. Bir hologram tüm anıları alt üst etti.

"Müdire." Diye bağırmıştı ses. Müdire korkarak hologram da ki kişiye baktı. "Her şeyin bir sonu vardır." Müdüre korkarak holograma bakıyordu.

"Yeşil cadı ormanın da sonu geliyor... Bir efsanenin daha sonuna geliniyor."

Müdire derin bir sessizliğe gömüldü. "Kamelya hala iyi durumda değil. Karlos başa geçemeyecek kadar hasta... " demişti halogram da ki ses müdire gülerek "Hala umut var, umut olmadığın da bile

küçük bir umut tüm kalplerde gizlidir."

Hologramın ilk defa mutlu gülüş sesi duyuldu. "Özgür olduğum da hayatımı çalan adamdan bunun hesabını soracağım."

Hologram kaybolmuştu. Müdire yine derin bir sessizliğin içinde pencereden dışarıya baktı. Küçük bir hikaye her şeyi değiştirir diye düşündü. Hiç bir şey değişmedi. Müdire ise yanına gelen sevimli ejderhanın başını okşadı. "Spork bu yıl zorlu geçecek." Dedi. Spork Müdireye baktı. "Spork bunu biliyor efendim."

Bu konuşan ejderhanın konuştuğunu kimse bilmiyordu çünkü spork yaşamak için susmak zorundaydı.

Bazılarımız yaşamak için susmak zorundadır. Susmak ise sadece bir kaçış, yada arayış yöntemiydi. Müdire gülerek yeni öğrenciler baktı ve gözü mazide kaldı.

"Spork ailede bir işey yaramaz gibi hissetmek iğrenç bir duygu." Müdire derin bir iç çekerek içeriye giren öğrencilere baktı.

"İçlerinden bazıları burayı sıcacık bir ev, birer yuva yapacak." Spork müdirenin gözlerinin içine baktı.

"Yine boş durmadın öyle değil mi? Gençken de öyleydin. Güçlüydün. Savaşçı olacaktın. Az kalmıştı. Bu sefer sana güveniyorum." Dediğinde ejderhanın gözlerinin içi gülüyordu. Müdire ise cümlenin devamını getirdi. "Çünkü burası Yeşil cadı akademisi burada her şey gerçek olur. Tüm dilekler kabul olur."

Müdirenin gözleri dolmuştu. Spork ise sağ gözünden bir damla yaş düşmüştü. "Hepsi bir yalan müdüre, tüm gerçekler sadece kalbimizde gizli..."

Kalp... kalp ne isterse o olurdu çünkü kalbimiz atmaya devam ettikçe, kalbimizde ölene kadar sevdiğimiz insanların ismi yazılı olacaktı.

Yeşil cadı da böyle olsun isterdi, aramızda olsaydı...

Belki de aramızdadır, sadece gerçekten aşkla bakanlar yeşil cadıyı görebilir.

~YEŞİL CADI ~

~●○~

{DEVAM EDECEK}

Buraya kadar geldiyseniz. Ben bu hikayeyi yazarken iyi bir dönemden geçmiyordum.

Hala da iyi değilim. Burada bu kurguyu yazma sebebim biraz daha fazla mutlu olduğumu hissetmek istiyorum.

Biliyorum bu kurguyu okuyan bir kişi bile belki olmayacak. Benim yazma sebebim okunması değil. Tek sebebim kendisini bu dünyada anlaşılmadığını düşünen herkese yeni bir evren yaratmak için yazdım. Birde yazmak bana iyi geliyor.

Kendize iyi bakın. Diğer bölümde görüşmek üzere...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.