İçeriğe geç

Yenikule Birliği

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Yenikule Birliği

Bölüm 3

Akman Ticaret Merkezi Limanı’nda

Akman evden çıktıktan sonra düz devam etti.Çünkü Ticaret Merkezi Limanına gitmek için ilk başta düz gitmek gerekiyordu.Yolda mutlaka at satıcıları bulurdu.Onlardan birinden bir at kiraladıktan sonra bir gölden tuz alıp,Ticaret Merkezi Limanına doğru gidecekti.Padoryada hava o gün sıcaktı,Başggabu soğuk bir yıldız olsa bile bazı zamanlarda Padorya’nın yörüngesinden ve atmosferinden dolayı yıldız ışınları çok çetin gelebiliyordu.Akman içinden”Ah ulan Akman,babanın görüşlerine niye ters geliyorsun,24 yıllık baban,tanımıyor musun onu?Onun verdiği bu kahrolası cezayı bitirmek için bu sıcakta Ticaret Merkezi Limanına gidiyorsun,akılsız Akman!”diye geçirdi.O gün yollar doğal olarak çok kalabalıktı.Ortalık satıcılardan,dilencilerden,tacirlerden geçilmiyordu.Ee herkes aynı Akman’ın yaptığı gibi Etrodindaryalı tacirlerden metalik kapmak için yola çıkmıştı.Ama yol çok kalabalıktı.Üstüne üslük dev at arabaları acayip kalabalıkla birlikte yolu tamamen tıkıyordu.Aslında sola dönüp,önce gölden tuz alıp,ıssız patikaları kullanarak Ticaret Merkezi Limanına ulaşmak çok daha mantıklıydı.Akman bunu uygulamaya karar verdi.Ama önce bir at kiralamalıydı.Ve hemen solunda bir at satıcısı gördü.Akman satıcının yanına giderek:”Başgabbu senin ve sevdiklerinin üzerine parlasın.”diye selamladı.Satıcı:”Senin de çocuk,buyur neye bakmıştın?”diye cevap verdi.Akman:Benim yaklaşık sekiz taag(Padoryada kullanılan bir uzunluk birimi)kadar gidebilecek bir at lazım”dedi.Satıcı kafesten 5 at çıkardı ve:”Gördüğün gibi çocuk,elimde beş at kaldı,hepsi sekiz taag hatta belki de daha fazla yolu kolaylıkla gidebilir,iyice seç karar ver”dedi.Akman en sağdaki beyaz,siyah benekli atı seçti.Ve fiyatını sordu.Satıcı:”Normalde 7 Dinar ama bugün şükürler olsun ki çok satış yaptım,bu yüzden sana bugünlük 2 buçuk Dinar”dedi.Akman torbasından üç Dinar çıkardı ve para üstünü istedi.Satıcı homurdana homurdana elli teseyi(Padorya dinarının alt para birimi) verdi çünkü Padoryada genellikle para üstü istemek ayıp olan bir davranış olarak karşılanırdı.Özellikle yaşlı satıcılar için.At satıcısı da yaşlı olduğu için Akmana bozulmuştu.Ama Akman parasının üstünü isterdi çünkü o para kendi parasıydı.Satıcı en soldaki atın tasmasını açtı ve Akmana verdi.Ve sonrasında Akman’a:Bak çocuk,Başgabbu çökene kadar at burada olsun ha!”dedi.Akman tabi dercesine başını salladı.Atı aldı ve atla konuşmaya başladı.Akman:”Gel bakalım,benim bu tehlikeli yolculukta benim yol arkadaşım olacaksın,Cıldız.A sana isim de koydum,Cıldız.Yakıştı ha.”dedi.Cıldız kafasını sanki Akman’ın dediklerini anlamış gibi Akman’a doğru uzattı.Akman başını okşadı Cıldızın da bundan çok memnun olduğu yüz ifadesinden belliydi.Akman:Sür beni yoldaş,sür beni Karafaru göllerine(Padoryada bulunan,bol miktarda Padorya tuzu içeren bir göl),gidecek bir yolumuz,tamamlanacak bir görevimiz var.”dedi.Akman atı aldıktan sonra nedense kendini mutlu hissetmişti.Çünkü biriyle uzun zaman sonra ilk kez bu kadar rahat konuşmuştu.Annesiyle babasıyla zaten insan gibi konuşamıyordu.Çocukken arkadaşlık ettiği kişilerden olan Selman,Fadik,Aktan,Afşın,Oylum gibi arkadaşları bozulmuş,Padorya’nın atmosferine kapılıp pis işlere bulaşmışlardı.Akman’ın yıllar sonra birini arkadaşı gibi hissetmişti.Akman yönünü sola çevirdi ve ilerlemeye başladı.İlerledi,daha da ilerledi,keskin virajları aştı,dik yokuşları tırmandı ve Karafaru Gölüne vardı.Akman Cıldız’ı durdurdu ve sırtına koyduğu kovasını aldı.Onu bir ağaca bağladı ve kafasını okşadı.Ardından”Oğlum,Ben gelene kadar burada uslu uslu dur”dedi.Akman Karafaru Gölünün bulunduğu yere indi.Göl aşırı olmasa da gayet kalabalıktı.Akman’ın da dahil olduğu yüzlerce satıcı tuz toplamaya gelmişti.Akman sırtından kovalarını çıkardı.Boş olan bir yere çömeldi ve suyu aldı.İki tane ağzına kadar su dolmuş kovayı taşımakta doğal olarak zorlanıyordu.Akman’ı gören bir adam ona:”Akman!Akman!Gel buraya çocuk.”diye seslendi.Akman onu duydu lakin başka Akman isminde birine sesleniyor zannetti.Çünkü o adamı hayatında hiç görmemişti.Yoluna devam ederken adam ona seslenmeye devam etti.Akman ona bakınca adam:”Akman,sana sesleniyorum ya,gel bakıyım buraya.”dedi.Akman şaşkın şaşkın onun yanına doğru ilerledi.Çünkü kim olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu.Ama adını bildiğine göre bir tanıdığıydı.Akman yanına gitti.Adam ona gülümsedi omuzunu sıvazladı ve:”Akman çağırıyorum seni,niye cevap vermiyorsun?Küs müyüz oğul?”dedi.Akman hala şaşkındı çünkü kim olduğunu hala hatırlamamıştı.Akman nazik bir şekilde:”Ağabey,kim olduğunuzu tanıyamadım doğrusu.Acaba tanışıyor muyuz?”dedi.Adam:Tabii hatırlamazsın,seni en son gördüğümde daha yeni doğmuş bir bebektin,şimdi bakıyordum da koca herif olmuşsun,Egiz sana iyi bakıyor demek ki.”dedi.Akman iyice şaşırmıştı.bu adam onu en son bebekken görmüş lakin 24 yıl sonra ilk görüşte tanımıştı,babasının adını bile biliyordu.Garipti.Akman hiçbir şey söylemden adamın yüzüne bön bön baktı.Adam:”Bak ne diyeceğim,kovaları taşımakta zorlanıyorsun.”dedi.Hemen yanındaki ağaçtan bir dal kopardı ve:”Bunu kovaların arasına koy taşımak kolaylaşır hem de sırtına zorlamazsın.”dedi.Akman teşekkür edercesine başını salladı ve birkaç tese çıkarmak için elini cebine attı.Sonuçta bu pembe,yer yer sulak,karstik gezegende kimse bir işi iyiliğine yapmazdı.Tam çıkardığı 5 teseyi gizemli adama uzatırken adam:”Ayıp ediyorsun,koy onu cebine.”dedi.Akman yine şaşkınlık içerisinde teşekkür edercesine başını salladı ve atı Cıldız’ı çözdü.Sonra usulca üstüne oturdu ve Ticaret Merkezi Limanı istikameti doğrultusunda gitti.O adamın kim olduğunu düşünmekten kendini alı koyamıyordu.Görünüşte iyi bir adamdı,Akman’a yardım etmişti hem de hiç para almamıştı,ona merhametli yaklaşmıştı.Ama belli ki Egiz’in tanıdığıydı ve babasının hiç tekin adamlarıyla işi olmazdı.Acaba o gizemli adam kimdi,neyin peşindeydi,nasıl 24 yıl Akman’ı görmemesine rağmen nasıl ilk görüştü tanımıştı? Akman Ticaret Merkezi Limanı’nda başına neler geleceğini unutmuş,tamamen o adamın kim olduğunu düşünüyordu.Düşüne düşüne ilerledi ve Ticaret Merkezi Limanı’na vardı.Akman limanın kalabalık olacağını tahmin edebiliyordu ama bu kadarını da beklemiyordu.Limana sadece Padoryalılar gelmemişti,komşu gezegenlerden T-Sarderien’den,Soczaku’dan,Seweqaum’dan ve hatta Başbagu Sistemi’nin en uzak gezegeni olan Kaaeee’den bile gelen satıcılar vardı.Akman satıcıların milliyetlerini okuduğu coğrafya kitapları sayesinde kolayca anlayabilmişti.Tuz satıcıları,özel silahlı korumalar,işportacılar,yemek satıcıları,tamirciler gibi yüzlerce meslek grubundan insanlar o gün bu limana gelmişti.Akman limana girmeye çalışırken,çok kısa boylu,şişman,bıyıklı bir zabıta komiseri onu durdurdu ve ağır bir Padorya ağızıyla:”Çocuk,bugün dilenciler için uygun bir zaman değil,Etrodindaryalı tüccarlar geliyor,onlara iyi karşılamamız lazım,bugün dilencielre yer yok,hem burası çocuklar için fevkalade tehlike,toz ol!”dedi.Akman:”Komiserim,siz beni yanlış anladınız,ben dilenci değilim,tuz satıcısıyım.”diye sakince cevapladı.Akman zabıtanın kaba üslubuna rağmen oldukça kibar bir şekilde cevap vermişti.Akman Padoya’da kolluk kuvvetlerinin lüzümsüz kaba olmasını anlayamıyordu.Padorya’daki bu kaotik atmosferi çözmek için uğraşmıyorlardı,hatta suçlularla işbirliği yaptıkları bile oluyordu.Tek işleri böyle önemli olaylarda dikilmek ve millete ahkam kesmekti.Komsier şaşkınca:”Tuz satıcısısın,bu yaşta ,neyse ben işimi yaparım.Milliyetin,yaşın,adın nedir?”diye sordu.Akman şaşırmştı ve üzülmüştü.Bir zamanlar Alimler Diyarı olarak bilinen Padorya’nın kolluk kuvveti görevlisi bir Padoryalıyı bile ayırt edemiyordu.Akman:”Padoryalıyım,yaşım 24,adım Akman.”diye cevapladı.Komiser bunları elinde tuttuğu kağıda not aldı.Adının Akman olduğunu fark edince sinirli ve tehtitkar bir ses tonuyla:Egiz’den değilsin di mi?”dedi. Akman evet dercesine başını salladı.Yine şaşırmıştı.Babasının adını neredeyse Padorya’daki herkes biliyordu Komsier:O baban de gelecek mi?adiye sordu.Akman bu kez hayır dercesine başını salladı.Komiser rahatlamışcasına:”İyi,İyi.”dedi ve başka bir şey söylemedi.Ve içeri girmesine izin verdi.Akman’ın aklı iyice karışmıştı,komiser neden babasının gelmeyeceğin

duyunca iyi iyi demişti ve daha önemlisi nereden tanıyordu babasını?Babası bir tüccar değil miydi?Zabıtaların onunla ne işi vardı?Akman babası hakkında şüphelenmeye başlamıştı.Ama şu an babasını sorgulama zamanı değildi çünkü Etrodindaryalı tüccarlar birazdan orada olacaktı.Ve çok para kazanırsa sorguladığı babasının verdiği cezasından kurtulacaktı.Bir yandan bu limandan ölsünün çıkma ihtimali de vardı.Şayet gelen kişilerin neredeyse hepsinde silah vardı ve hiç tekin gözükmüyorlardı.Nüfüzlü bir tüccar olan babasına bile ne yapmışlardı. Akman bir an için gitmeyi düşündü ama vazgeçti.Çünkü bugün çok para kazanmalı ve babasının bu gereksiz cezasından kurtulmalıydı.Akman bir ağacın altına geçti,Cıdlız’ı ağaca bağladı,kovaları indirdi ve usulca Etrodindaryalı tüccarların gelmesini beklemeye koyuldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.