İçeriğe geç

Yenikule Birliği

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Yenikule Birliği

Bölüm 2

Akman Uyanıyor

Gün doğmuştu.Yıldız ışınları Akman’ın kum rengi saçlarından hemen yatağının karşısındaki aynaya yansıyordu.Akman bugün diğer günlere göre fazla uyumuştu.Belki de geçen gün diğer günlere nazaran çok daha fazla çalışıp yorulduğundandı.Çok çalışmasına rağmen normalde aldığı kazancın çeyreğini zor almıştı.Akman geniş ve uzun yatağına yayılmış,uykunun tadını çıkarıyordu.Bir anda annesi İynem alt kattan bağırdı:Oğlum,oğlum bu kadar uyku yeter,uyan,kahvaltı et sonra da işe git.Akman bunu duyunca hemen saate baktı.Normalde uyuduğundan üç saat daha fazla uyumuştu.Hemen pijamalarını çıkarttı ve üstünü giydi.Sonra aşağıya indi.Annesi kahvaltıyı çoktan hazırlamıştı.Masa çok zengin değildi.Masada annesi ve kendisi için iki kase pad bulamacı(sünen yoğurdun içine birkaç çeşit yemiş,ot ve meyve konularak yenilen,enerji vermesiyle ünlü olan bir yiyecek)yedi sekiz dilim ekmek ve bir sürahi su vardı.Akman ve ailesi kahvaltıda çok fazla şey yemeyi sevmediğinden genellikle kahvaltıda enerji verici birkaç yiyecek yerlerdi.Bu yüzden masaları genellikle çok zengin olmazdı.İynem Akmanı gördü ve şöyle dedi:Akman sonunda uyandın,bu ne uyku oğul,bir iki dakika daha fazla uyusaydın öldüğünü düşünmeye başlayacaktım.Akman masaya gitti,bir sandalyeye oturdu ve şöyle cevap verdi:Ana galiba dün çok çalıştığımdan bugün bedenim normale nazaran daha çok dinlenmek istedi,dinlendiğinden bugün daha enerjiğim ve daha verimli çalışacağımdan şüphem yoktur.Annesi de iki kaşık getirdi ve kaşıkları kendi ve oğlunun önüne koydu ve bir sandalyeye oturdu.Annesi:”Sana büyük bir müjdem var oğul”dedi.Akman:”Nedir O?”diye cevapladı.Annesi şöyle devam etti:Bugün Etrodindaryalı bir tacir konvoyunun yolu Padoryadan geçiyormuş,yani Padorya’ya da uğrayacaklarmış,onlar bu sistemin en zenginleri,onlara daha çok mal satabilirsin,onlar sana fazla bahşiş verebilirler.Bu sayede normalde kazandığından çok daha fazla kazanıp,artan parayla da istediğin bir kitabı alabilirsin dedi.Akman”Bu çok iyi bir haber ana,hangi limana geliyorlarmış peki?”dedi. Annesi cevap vermeden suyundan bir yudum aldı.İyman çok lafı gevelemeden Ticaret Merkezi Limanı dedi.Akman başından vurulmuşa dönmüştü.Ticaret Merkezi Limanı adını duyar duymaz aldığı yudumu tükürdü ve şöyle dedi:Ne,Ticaret Merkezi Limanı mı,orası serseri,suçlu,hırsız,barzo,katil yani aklına gelebilecek her çeşit suçlunun bulunduğu bir yer.Oraya gidersem günün sonunda para değil ancak cansız bedenimi getirebilrim dedi. Annesi:”Biliyorum oğlum ama …Akman annesinin sözünü bitirmesine bile izin vermedi ve şöyle devam etti: Ana ne aması, babamın yıllar önce oraya gittikten sonra nasıl döndüğünü hatırlamıyor musun? Hatırlamıyorsan ben hatırlatayım.Babam sapasağlam,çelik gibi gitmişti oraya.Ama geldiğinde her yerinden balta,bıçak,sopa,topuz darbeleriyle vurulmuş,kanlar içindeydi.Babama,Padorya’nın en güçlü tüccarlarından birine bunu yaptılarsa,benim gibi zavallı bir tuz satıcısına ne yaparlar sen düşün!”dedi.Bulamacından bir kaşık aldıktan sonra şöyle devam etti Akman:Ve oraya giden yol tartampuların yaşadığı yer olan Sarı Ova ile kesişiyor.Ya bir tartampu beni yakalarsa? Ne olur düşünebiliyor musun ana ? Annesi de oraya gitmesinin çok tehlikeli olduğunu biliyordu.Ticaret Merkezi Limanı başlı başına tehlikeliydi.Oraya giden yol da en az ora kadar tehlikeliydi.Tartampular vahşi,tehlikeli,korkunç sadece Padoryada yaşayan ucube yaratıkalrdı.Dikenli,dev,kahverengi,kırmızı benekli dikenli kaplumbağalara benziyorlardı.Bir turtampunun eline geçmek hiç şüphesiz ölmek demekti.Ama oraya bugün giderse Akman için çok iyi olurdu çünkü bugün o çok para kazanabilirdi ve çok para kazanırsa babası bu çalışma cezasını kaldırabilirdi.Annesi de Akman gibi bulamacından bir kaşık aldı ve bir dilim ekmek alıp ısırdı.Ve şöyle devam etti:Akman,eğer bugün çok para kazanırsan baban bu verdiği çalışma cezasını kaldırabilir ve sen de artık çalışmak zorunda kalmaz,kazandığın parayla da kitap veyahut da ne istiyorsan alabilirsin.Akman bunu duyunca biraz yumuşadı.Bir dilim ekmek aldı,ondan bir parça kopardı,bulamacına bandırdı ve ağzına attı.Düşündü,acaba Ticaret Merkezi Limanı’na gitmeli miydi.Orası,suçluların,serserilerin göbek attığı bir yerdi.Üstelik yolda tehlikeli tartampular vardı.Ama Akman çalışmaktan artık çok sıkılmıştı.Kendi parasını kazanmaktan memnun olsa da artık hayatını yaşayamaz hale gelmişti.Başgabbu(Padorya’nın da etrafında döndüğü ve Başbagu Yıldız Sistemi’ne adını veren,yerli halkın sadece Yıldız dediği, büyük,mavi,nispeten soğuk bir yıldız) şafağından alçalışına kadar çalışıyordu.Şafaktan alçalışına kadar çalıştığı için kitapları okuyamıyor, ilgi alanları olan simya,gök bilimi,iklim bilimi,galaksi tarihi,biyoloji,jeoloji,Padorya Coğrafyası gibi konularda araştırma yapamıyordu.Ancak babası bugün Ticaret Merkezi Limanı’na gidip,hayatı boyunca kazanabileceği paranın kat ve katını kazansa bile verdiği bu anlamsız cezayı kaldırır mıydı acaba?Şayet hiç sanmıyordu.Annesine:”Ana,babam çok para kazansam bile verdiği bu cezayı kaldırır mı ki acaba?Şayet ben bugün bütün Başbagu Sistemi’ni satın alabilecek bir zenginliğe erişsem bile babamın bu cezayı kaldıracağı muamma.”dedi.Annesi Akman’a içten içe hak verdi.Şayet Anneside aynı Akman gibi bu cezanın anlamsız olduğunu düşünüyordu.Babası bu cezayı sırf onun bilimsel araştırma yapmak,vatansever olmak gibi ona göre anlamsız davranışlar sergilediği için bu cezayı vermişti.Annesine göre babasının oğlunun zevklerine ve görüşlerine karışmasına,hatta görüşlerinden dolayı ceza vermesine hiç haddi yoktu.Annesine kalsa Akman’a bu cezayı vermezdi.Tabi ki de Egiz’in ev yönetiminde ona en ufak söz düşmüyordu.Ama Annesi babasını ikna edebilirdi.Çünkü babası Zeki değil idi,tam tersine aptaldı.Sadece işi neyse onu iyi yapıyor,az sayılamayacak kadar para getiriyordu.Annesi kendinden emin bir şekilde”Oğlum,eğer sen çok para kazanırsan,babanı etkileyeceğimden emin olabilirsin.”dedi.Akman annesinin bu konuda çok başarılı bir kadın olduğunu biliyordu.Kendisi de bu konuda fena sayılmazdı,hiç şüphe yok ki bu özelliğini annesinden almıştı.Ancak o bile bu konuda annesinin eline su bile dökemezdi.Akman annesine güvendi çünkü onun bu konudaki marifetlerini biliyordu ve yeniden özgür olup araştırmalarına devam etmeye her şeyden daha çok istiyordu,bunun üzerine fazla düşünmedi,bulamacından birkaç kaşık aldı,bir yudum su aldı ve özgüvenli bir şekilde annesine :”Ana,gidiyorum.”dedi.Akman fazla oyalanmadı,odasına çıktı,üstünü giyindi ve içlerine tuzları doldurmak için iki kova aldı.Merdivenden indi,kapıyı açtı tam gidecekken annesi ona şakacı bir şekilde:Oğul,limana yürüyerek mi gideceksin?”diye sordu.Akman:Ah ana,kafam dağılmış,at için azdaha para almayı unutuyordum.”dedi.Bunun üzerine annesi elini cebine attı ve Ticaret Merkezi Limanı’na gitmek için kullanacağı hidpikiski atı(Genellikle Padoryada,az da olsa Padorya’nın komşu gezegenleri olan Soczaku ve T-Sarderide de yaşayan,ulaşım için kullanılan,kısa,bodur,tüylü,bir at türü) için tam 7 Padorya Dinarı verdi.Ve”5 Dinar at için yeterli olacaktır.2 dinarı da acil para kullanman gerekirse diye veriyorum”dedi.Akman parayı aldı ve dışarı çıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.