Dışarı kimse görmeden çıkmıştım. İnanın bana ben bile nasıl bilmiyordum. Belki görülmüştüm ve babama çoktan rapor gitmişti. Ama olsun. Bir kez olsun istediğimi yaptığım için kendimi suçlamayacaktım.
Hızlıca bir kaç sokak yürüdüm, takip edilmek istemiyordum. Yalnız olduğuma emin olunca bir taksi çevirdim.
"Beni meydana götür."
Buradan olabildiğince hızlı uzaklaşmam lazımdı. Araba hareket edince kafamı cama yaslamadan önce kulaklığımı taktım. Asla onsuz bir yere gitmezdim.
Don Louis'den 'Drifting Sage' şarkısını açıp kahvemden bir yudum aldım. Bu adamın sesini seviyordum.
Hayatımda değişiklik yapmak için tam zamanıydı.
Araç durunca pos cihazına kartı okutup aşağı indim. Sıcak çikolata bitmişti. Etrafa bakıp çöp kutusu aradım. İleride vardı.
Oraya doğru yürürken sağ taraftan gelen bir sesle duraksadım.
"Şşt! Mavi elbiseli!"
Ne?
"Hey! Sana diyorum."
Yavaşça sesin geldiği yere döndüm. Dönmez olaydım. Orada saydığım kadarıyla 6 kişilik bir erkek grubu vardı.
Ergenlerden nefret ediyorum.
'Lanet olsun.' Evet bu da benim 3. Kişiliğim her şeye olumsuz bakan ve modumu düşüren ama çoğu zaman hak verdiğim şahsiyet.
"Bana mı dedin?"
En öndeki çocuk güldü. Sinirlerimi bozuyordu. 'Dış dünyaya adım atmamalıydık.'
"Senden başka mavi elbisesi olan mı var?" Sırıttı.
Ben fark etmeden kaşlarım çatılmış, ellerim yumruk olmuştu.
"N'oldu? Prenses sinirlendi mi yoksa?"
Ay ben bunu gebertirdim!
"Sen kimle konuştuğunun farkında mı-"
"Herkes senin kim olduğunu biliyor... Lizan." Duraksadım. "Şu ünlü iş adamı, Demir Karayel'in, kızı değil misin?"
Burada benim bilmediğim neler oluyordu?
"Her yerde senin haberin var yoksa görmedin mi? 'Babacığın' seni iyi koruyor olmalı."
"Ne haberi?"
Hiç bir fikrim yoktu. Burada neler döndüğü hakkında en ufak bir ayrıntı bilmiyordum. Sinirlerim bozulsa bile soğuk kanlı kalmalıydım. Babam böyle öğretmişti.
'Medyadan korkmalısın, Lizan. En ufak bir açık vermemelisin.'
"Şu olay..." Bana doğru adım attı. Geriledim, kim oluyordu da benim üstüme gelmeyi kendine hak görüyordu?
Sırıttı.
Sı-rıt-tı.
Onun gülen ağzının kenarlarından tutup makasla-
"...okulunda bir kavgaya karışmışsın." Tavrımı umursamadan bir adım daha attı. "Büyük bir kavga." Düşünür gibi yaparken benimle eğleniyordu. "Bir çocuğu hastanelik etmişsin."
Peki benim bundan niye haberim yoktu?
"Yalan."
"Değil."
Dişlerimi sıktım. Soğuk kanlı...
'Sikerler.' Bu ise içimde yaşayan şahsiyetlerden 4.'sü. Beni kötüye iten şeytani varlık.
Nereden geldiğini bilmediğim bir ilhamla elimdeki karton bardağı 'çöpe' yani ona attım.
Tam isabet.
"Kendi kendine hayal kurmaya devam et." Gülümsedim. Onun ise sırıtışı silinmişti. Üstündeki lekeleri de silmeye çalışıyordu.
"Saygın biri olduğum için bu konumumu kıskanan birkaç aptal bana komplo kurmuştur."
"Ben asla öyle vahşi ve barbarca davranışlar sergileyenen sokak kavgalarına karışmam."
"Ve bir daha bana böyle davranmaya çalışırsan, sonuçlarına katlanırsın."
"Bizzat benim tarafımdan verilen sonuçlara."
Hızla arkamı dönüp uzaklaşmaya başladım.
"Seninle daha işimiz bitmedi!" Diye bağırsa bile onu duymazdan gelip ilerledim. Moralimi bozacak bir şey yaşamak istemiyordum. Yeterince bozulmuştu zaten.
Meydanda vakit geçirdim. Akşam yemeği başlamadan eve dönmem gerekiyordu.
Yine bir taksiye binip eve doğru yol almaya başladım.
'Kavgaya karışmışsın... Büyük bir kavga.'
Düşündüm. Babamın okulumu niye değiştirdiği belli olmuştu. Bunu bana neden anlatmadı ki?
Evden bir kaç sokak ötede indim. Ellerimi cebime koyup ilerledim. Kapıdaki görevli yoktu. İçeri girip hızlıca odama çıkmayı planlıyordum ki...
Kolumu tuttu. Babam.
'Sakin ol. Sorun yok.' Bu da benim 5. Klonum 'İyilik Meleği' her şey ona göre pozitifti.
"Baba. Ben.. açıklayabilir-"
"Odama. Şimdi."
Offf, baba! Sıkıcısınız. Hepiniz.
Onu takip ettim. Her ne kadar saklasam da içten içe hep ondan korkuyordum. Otoriter, soğuk ve anlayışsızdı. Ben böyle biri değildim. Mira'nın anlattığına göre anneme benziyormuşum.
Hayır, annem ölmedi. Ben doğunca bizi terk etti.
Yani duyduğum ve bana anlatılan hikaye buydu. Ne kadar doğrudur bilinmez.
Babamın odasına girince masasının karşısına oturdum.
Derin bir nefes aldı.
"Sana dışarı çıkma dediğimi hatırlıyorum, Lizan."
"Ama sen... Benim sözümü dinlemedin."
"Bu evde emirlere uymayanlara ne olur biliyorsun."
"Evet... Biliyorum baba."
"Yani, ceza almayı göze aldığına göre senin için bir sorun yok."
Yutkundum. Uzun zaman önce babamı dinlemem gerektiğini öğrenmiştim. Hangi kafayla çıktım bilmiyordum.
'İyi tarafından bak, en azından alışveriş yaptık.' dedi İyilik Meleği.
'İşin iyi tarafı olsa o da bakardı.' dedi Şeytan.
'Susun.' dedi Yargı Dağıtan.
"Hayır, baba.... Lütfen." Dedim ben.
"Olmaz Lizan. Olmaz 'kızım'."
"Hiç birşey cezasız kalmamalı."
"Evet, baba..."
Hiç kimse hak ettiğini bulmadan rahat uyumamalıydı.
Ama hak etmiş miydim?
----------------------------------------
İyi okumalarrrr🤍
Olabildiğince aktif olmaya çalışacağım. Tatil için amcamlara Urfa'ya gelmiştik ama iki gündür uçak iptal ediliyor. Yarın okula gitmeyeceğim. Belki yeni bölüm eklerimmm. 👾