İçeriğe geç

YENİ DÜNYA VE GALAKTİK ÇAĞ EVREN REHBERİ

Bölüm 5 · 3 dk okuma

YENİ DÜNYA VE GALAKTİK ÇAĞ EVREN REHBERİ

Bölüm 5

İki Gezegen Arasında Bir Düğün

Yeni Kadıköy'deki "Kozmos Düğün Salonu"nun ışıklı tabelası, mor ve pembe neonlarla yanıp sönüyordu. Ozan Bey, salonun kapısında durmuş, alnında biriken terleri siliyor ve içeri giren her misafire gülümsüyordu. Kravatı çoktan gevşemişti.

"Hoş geldiniz, hoş geldiniz... Geçin şöyle ortaya," diyerek Sevim Teyze'ye yol verdi. "K'Varn Usta, sen o arka masalara doğru geç, Centaurililer için oymalı, ekstra dayanıklı sandalyeler hazırlattım." K'Varn, dört koluyla hediye paketlerini tutarak Ozan Bey'i selamladı ve kalabalığa karıştı.

İçerisi, gerçek bir galaktik karmaşaydı. Bir yanda Xylar'ın Sirius-B sisteminden gelen akrabaları (birçoğu Dünya yerçekimine alışkın olmadığı için zar zor yürüyor, mavi yüzlerinde şaşkınlık ifadeleriyle etrafı inceliyorlardı), diğer yanda ise Defne'nin teyzeleri ve amcaları.

Ozan Bey, masalardan birine yaklaşan bir grup Zendari akrabasının önüne geçti. "Lütfen, lütfen oturun. Menüde protein küpleri de var, korkmayın. Bizimkiler kuru fasulye isteyebilir ama size özel menü hazırlattık."

Müzik başladığında salon bir anda sessizleşti. Sahnede "Galaksi Yıldızları Orkestrası" yerini almıştı. Orkestranın solisti, holografik bir mikrofonla sahnenin ortasına geldi.

"Evet saygıdeğer misafirler, iki galaksinin, iki kalbin birleştiği bu mutlu güne hoş geldiniz! Gelin ve damadımızı sahneye davet ediyoruz!"

Spot ışıkları kapıya döndü. Defne, geleneksel beyaz gelinliği içinde, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle salona girdi. Yanında Xylar vardı. Zendari damat, koyu mavi bir smokin giymişti. Ancak asıl şaşırtıcı olan, smokininin üzerinde parlayan, Defne'nin annesinden kalma küçük, altın bir broş olmasıydı. Xylar, Dünyalı geleneklerine saygısından broşu takmayı kabul etmişti.

Zendari akrabaları, kendi geleneklerine uygun olarak hafifçe mırıldanarak bir ritim tuttururken, Dünyalı akrabalar alkış kıyamet ıslık çalıyordu. Xylar, Defne'nin elini tuttuğunda, gümüş renkli gözleri her zamankinden daha parlak görünüyordu.

"Heyecanlı mısın?" diye fısıldadı Defne.

Xylar gülümsedi. "Kalp atış hızım dakikada yüz kırka çıktı. Ancak Zendari fizyolojisine göre bu sevgi göstergesi."

İlk dans, siber-romantik bir valsle başladı. Ancak asıl curcuna, takı töreni başladığında koptu.

"Defne'nin halasından bir çeyrek platin kristali!" diye bağırdı sunucu.

Hala, elindeki küçük kristali Xylar'ın smokininin cebine sıkıştırırken, "Damat bey, bak bu yatırımdır. Sakın bozdurma, faize koy!" diye fısıldadı. Xylar, V-Babel çeviri çipi sayesinde "faiz" kelimesini "gelecek güvencesi" olarak anladı ve halanın elini sıktı.

Sıra Xylar'ın ailesine geldiğinde, işler biraz daha ilginçleşti. Xylar'ın en büyük amcası Zorkon, sahneye ağır adımlarla geldi. Elinde, üzerinde garip semboller olan, parlayan küçük bir küre tutuyordu.

"Bu," dedi Zorkon, derin ve yankılı sesiyle, "Zendari bilgelik küresidir. İçinde ailemizin bin yıllık tarihi ve yemek tarifleri gizlidir."

Defne, küreyi saygıyla alırken, "Yemek tarifleri mi? Ne güzel," dedi. Ozan Bey, arkadan "İyi bari, kuru fasulye tarifini de eklersiniz oraya," diye mırıldandı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, halay çekmeye başlandığında salon gerçek bir kültür şokuna sahne oldu. Dünyalı akrabalar mendil sallayarak halay çekerken, Zendari akrabalar ritme ayak uydurmaya çalışıyordu. K'Varn, dört koluyla halay başı olmuş, hem mendil sallıyor hem de önündekileri yönlendiriyordu. Aetheronlu bir misafir ise köşede süzülerek meditasyon yapıyor, müziğin enerjisini emiyordu.

Ozan Bey, köşede bir sandalyeye çöküp terini silerken, yanına Xylar'ın amcası Zorkon yaklaştı. Zorkon, elinde bir bardak demli çayla duruyordu.

"Ozan Bey," dedi Zorkon, çayından bir yudum alıp. "Dünya adetleri gerçekten çok... enerjik. Ama bu 'halay' dedikleri şey, evrenin döngüsünü, birliği ve beraberliği çok iyi simgeliyor."

Ozan Bey güldü. "Öyledir Zorkon Bey, öyledir. Bizde düğün demek, herkesin bir araya gelip yorulanana kadar eğlenmesi demektir. Bakıyorum siz de çaya alışmışsınız."

Zorkon gülümsedi. "Evet, bu kırmızı sıvı gerçekten çok rahatlatıcı. Sizin deyişinizle... 'Tavşan kanı'."

İki farklı gezegenden, iki farklı türden adam, ellerinde çay bardaklarıyla, sahnede halay çeken çocuklarına bakarak aynı ortak duyguyu paylaşıyorlardı: Yorgunluk, gurur ve aile olmanın verdiği o derin huzur. Evren ne kadar geniş, türler ne kadar farklı olursa olsun, düğün telaşı her yerde aynıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.