İçeriğe geç

Yeni Biri

Bölüm 4 · 9 dk okuma

Yeni Biri

Bölüm 4

Zehir!

.

.

.

Yine son anda işe yetişen Miray, Fatih'in sabah kahvesini vermek için odasının kapısını çaldı.

M: Fatih Bey kahveniz.

F: Teşekkür ederim, Zafer Bey nasıl oldu?

M: Daha iyi çok şükür.

O günden sonra keyfi yerindeydi Miray'ın. Sabah babasının pastahaneyi açtığını görünce mutlu olmuştu.

F: Peki sevindim. Çıkabilirsin.

Demesiyle Miray Fatih'in ona uzattığı dosyalarla birlikte odadan çıkmıştı. Gün boyu oldukça tempolu ve koşuşturma halindeydi, bu şirkette en çok iş yapan kendisiydi, ne de olsa patronun yardımcısıydı.

....

Fatih'in eski sevgilisi İpek, -Aile dostu- bahanesiyle Fatih'in babasıyla konuşmuş kendisini işe aldırmıştı. Zamanında Fatih'i terk edip yurtdışına gitmişti ama ne olduysa geri dönmüş kendisini tekrardan Fatih'e kabul ettirmeye çalışıyordu fakat Fatih bunu çoktan aşmış, kalbinden İpek'i çoktan çıkartmıştı. Çıkarttığının farkındaydı aslında ama sanki o kalpte başka biri var gibi hissediyordu. Kalp işlerini fazla kurcalamayan Fatih son zamanlarda kendini daha çok işe vermişti.

İ: Neredeydin sen iki gündür?

Aniden kapısı çalınmadan açılan Fatih anlık olarak korkmuş ve bir o kadar da sinirlenmişti.

F: Sana ne İpek? Ne zamandan beri sana sana hesap veriyorum? Bir de patronum ben, unuttun heralde. Bir daha odama böyle girme hatta hiç girme! şimdi çık odamdan.

İ: Yine o Miray'ın yanındaydın değil mi? Farkındaysan onunla bu aralar çok yakınsın. Onunla ve Ailesiyle!

F: Seni ilgilendirmez dedim ya! Şimdi çık hemen. Demişti sesini yükselterek. Burnundan soluyan İpek, Fatih'in gerçek anlamda sinirlendiğini görünce birşey demeden odadan çıktı.

"Benimle oyun mu oynamak istiyorsunuz siz! Peki öyle olsun, birkaç gün ortalıktan kaybolsa iyi olur. " Dedi kendi kendine yanından geçenlerin sesini duymasından endişe etmeden önce. Telaşla odasına gidip asistanını odasına çağırmıştı.

....

Koşturmacayla başlayan sıradan bir holding iş günü Miray için oldukça yorucuydu. Dosya işlerini bitirmiş, şirketin kafesinde otururken İpek elinde büyük bir içecek ile Miray'ın yanına oturur.

M: Hayırdır ne istiyorsun yine?

İ: Miraycığım öyle deme, ben seninle aramızdaki sorunları çözmek istiyorum, yani barışalım senden yaptıklarım için özür diliyorum. Duydukları karşısında kaşları şaşkınlık belirtisi olarak havaya kalkmıştı. Miray için bu hiç inandırıcı değildi fakat çok da kurcalamak istemiyordu ve hiç de endişelenmiyordu. Aralarında ufak sürtüşmeler harici bir olay yaşamamıştı, birbirlerinden hoşlanmıyorlardı fakat fazla ileriye gidilecek bir durum yoktu. İpek'in onunla uğraşması için hiçbir sebep yoktu sonuçta. İpek'in aksine hiçbir şey söylememişti Miray, elinde ki içeceği Miray'ın önüne bırakan İpek;

İ: Bu sessizliğin özürümü kabul etmek olarak algılıyorum ve bunu barış imzası olarak sana verip işimin başına gidiyorum, kendime almıştım ama al sen iç.

M: Beni böyle kandıracağını mı sanıyorsun? İki özür dileyerek sana inanmamı bekliyorsan yanılıyorsun.

İ: Tamam hemen inanmana gerek yok, sende haklısın ama kendimi sana inandıracağım. Hadi ama Miraycığım iç içeceğini, hem çok yorulmuşsun belli. Fatih'e diyeyim de sana daha az iş versin. Eline Miray'ın önüne koyduğu içeceği alıp Miray'a uzatır tekrardan. Göz devirip İpek'in bir an önce buradan gitmesi için içeceği elinden alır.

İ: Afiyet olsun canım, ben bugün erken çıkacağım. Görüşürüz yarın.

Miray İpek'in bu samimiyetsiz samimiyetine hayretle bakakalmıştı, ya bir şekilde işi düşmüştü ve bu onun hazırlığıydı yada başka birşey. O kadar bitkin haldeydi ki hiç kurcalamadan elinde ki içeceği içip dosyaları almasını isteyen Adem Bey'in odasına gider.

Gün içinde birkaç kez düşmekten son anda kurtulmuştu Miray, yorgunluktan baş dönmesi yaşamıştı daha önce fakat mide bulantısı, karın ağrısı ve baş dönmesini bir arada ilk defa yaşıyordu. Sersem gibi olmuştu, çıkış saati geldiğinde, halsiz bir şekilde şirketten kendisini atıp derin nefesler alıp verirken o sırada arabasına binmek üzere olan Fatih, Miray'ı farkedip yanına yaklaşır.

F: Miray Hanım iyi misiniz?

M: İyiyim Fatih Bey, Neden?

F: Bilmem yüzünüzün rengi değişmiş, bir de bugün bir kaç aksilikler olmuş.

M: Yok bir şeyim, yorgunluktandır. Biraz dinlensem iyi olurum. İyi günler size.

F: O kadar mı yoru...

Miray Fatih'in konuşmasını beklemeden uzaklaşmaya çalışmıştı fakat mide bulantısı onu engellemişti. Midesini tutup önündeki duvara tutunarak ayakta durmaya çalışırken kolundan tutan Fatih'i hissedince kendisini toparlamaya çalıştı.

F: İyi gözükmüyorsun hastaneye götüreyim seni.

M: İyiyim! Yüzünde ki ifade, baygın bakan gözleri Fatih'i endişendirmeye başlamıştı. Kolunu Fatih'in elinden kurtaran Miray hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Fatih'i geri de bırakarak iki adım daha ilerledi fakat daha fazlasını yapamadı. Gözleri iyice kararan Miray olduğu yere yığılacakken Fatih son anda yakalayıp kucağına aldı. Artık tamamen kendinden geçmiş Fatih'in komutlarına tepki vermiyordu. Endişeden elleri titreyen Fatih hâli hazırda açık olan arabasının arka koltuğuna Miray'ı bırakıp hızla şoför koltuğuna attı kendisini.

M: Miray! Miray cevap ver ne olursun, Aç gözlerini. Telaştan ne yapacağını bilemişti. O sırada telefonunun ekranında Can'ın ismini görünce telefonu açıp hoparlöre aldı.

Can: Hacı napıyorsun?

F: Can! Can beni dinle. Ben hastaneye gidiyorum, Miray fenalaştı.

Can: Ne diyorsun hacı hangi hastane? Ne oldu ki?

F: Bilmiyorum, sebebini bilmiyorum Can, Merkez Hastanesine gidiyorum sen de Gülay'a mı söylersin, Ailesine mi söylersin, haber ver hemen ben varmak üzereyim.

Can: Nasıl söylerim Gülay'a Fatih!

F: Bir şekilde söyle işte ssevgilin değil mi!? Hadi kapat telefonu. Can'ı da strese sokan Fatih hızla hastanenin kapısının önünde durup sedye istedi içerden.

15 dakika sonra tüm Ar Ailesi hastaneye gelmiş, Miray'ın içeriden çıkmasını bekliyorlardı.

Mk: Fatih Bey oğlum, ne oldu kızıma kim yaptı bunu kızama? Gözyaşları arasında hesap sormaya çalışan Mukadder hiçbir şey diyemeyen Fatih'in yüzüne bakmıştı.

G: Bilmiyoruz anne, Fatih Bey de bilmiyor, sakin ol lütfen otur sen, şimdi doktor çıkar.

O sırada sedyede yatan Miray ve doktor tüm dikkatleri üzerlerine almıştı.

Dokt: Hastayı normal odaya alın. Mukadder ve Zafer Miray'ın peşinden giderken Gülay doktora yönelir.

G: Doktur Bey, ne olmuş ablama iyi mi şuan?

Dokt: Merak etmeyin, iyi şuan, midesini yıkadık hasta birazdan uyanır siz de yanına gidin tekrar gelip bilgi verecegim.

Doktorun arkasından bakakalan Gülay şaşırmıştı.

G: Midesini mi yıkamışlar!?

F: Zehirlenmiş mi yani, nasıl, neyden?

G: Siz yemeği şirkette yemiyor musunuz?

F: E evet de daha önce böyle birşey yaşamadık, başka da kimseden böyle bir haber gelmedi.

C: Tamam geçelim odaya doktor birazdan detaylı bilgi verir.

20 dakika sonra Gülay, Tülay, Zafer, Mukadder herkes Miray'ın başına toplanmıştır. Fatih ve Can Doktor ile birlikte odaya girer.

Z: Doktor Bey ne olmuş kızıma?

Dok: Gıda zehirlenmesi sandık fakat bu gıda zehirlenmesinden biraz farklı çünkü kasten yapılmış bir şey gibi, yani apaçık bir ilaç alınmış. Ya ham olarak alınmış yada yemeğe karıştırılmış. Kanından çıkan madde, yemek zehirlenmesiyle olacak birşey değil ve söylemem gerek ki bu zehirlenme hafife alınacak bir şey değil. Yani tam zamanında getirmişsiniz.

Herkes şaşkınlıkla Miray'a döner.

M: Yok artık tahmin ettiğiniz şeyi yapmadım yapmam! Bir iki haftadır hiç ağrı kesici bile içmedim ben.

F: Miray biri yaptı o zaman! İş yerinde bir şey yedin mi? Veya birinin elinden birşey yedin mi?

Miray şimdi uyanmıştı duruma. Tabiki İpek'in verdiği içecek sonrası böyle olmuştu.

M: Yo yok hatırlamıyorum. Gülay Miray'ın birşeyler sakladığını anlamıştı.

Zafer ve Mukadder'e dönerek;

G: Anne Baba, siz hadi eve gidin yoruldunuz, ben Miray'ın yanında dururum.

Z: Hayır bu durumu çözene kadar hiçbir yere gitmiyorum, kim yaptı nasıl oldu bu, ya kızıma birşey olsaydı?

G: Babacım, biz ilgileneceğiz sen merak etme sizin yapabileceğiniz birşey yok, size haber veririz biz, hadi gidin.

Zar zor ikna olan anne ve babası Tülay ile birlikte hastaneden çıkarlar.

G: Miray Kim yaptı bunu?

M: Yani emin degilim kimseyi suçlamak istemem...

F: Miray söyle! Şirketten biri mi?

Miray buna hemen cevap vermek istememişti fakat ısrarlar sonucu ağzından İpek'in ismi çıkmıştı.

F: Ne? İpek mi? Niye durup dururken sana içecek versin?

M: Ne bileyim ben. Barışmak için yanıma geldi saçma saçma konuştu. Kendisine aldığı içeceği bana verip gitti.

G: Sen ne zamandan beri birinin uzattığı herhangi birşeyi yiyip içer oldun Miray?

M: Yaa ne bileyim böyle birşeye neden kalkışsın ki? Dalgınlığıma geldi hem emin değiliz hemen suçlamayın.

Fatih yerinde duramıyordu. Bunu yapanın İpek olduğuna inanmıştı. O böyle şeyler yapacak potansiyelde biriydi. Herkesten çok o tanıyordu İpek'i. Miray'la olan muhabbetini kıskanıp yapmıştı kesin. Kendini içten içe suçlu hissediyordu.

F: Polis ile birlikte İpek'in evine gidip öğreneceğim sen merak etme.

M: Fatih saçmalama ne polisi gerek yok öyle birşeye. Fatih Miray'ın cevabına şaşkın bir şekilde bakakalmıştı. Miray'a yaklaşıp konuştu.

F: Ne diyorsun Miray ölebilirdin, seni öldürmeye kalkıştı.

M: Polisi karıştırıp şirketini riske atma, bu duyulursa dedikoların önünü tutamazsınız. Miray'ın söyledikleri Fatih'i çok etkilemişti. Gözlerini; onu ve şirketi düşünen kadından ayıramadı. Uzun zamandır Miray'a bakınca hissettiği şeyleri tekrar hissetmeye başlamıştı o an. Onu önemsiyor oluşunu nasıl anlamalıydı bilmiyordu. Keşke anladığı gibi olsaydı fakat bu Miray'dı gerçekten şirket için dediyse? Yada onunla arasında birşey var dedikodularından korkuyorsa. Fatih kendine gelip bakışlarını Miray'dan aldı. Kesinlikle buydu sebebi, Miray Şirketten de Fatih'ten de hoşlanmıyordu. Ama nedeni ne olursa olsun bunu kabul edemezdi.

F: Olmaz öyle birşey Miray. Asıl Şirketimde böyle şeylerin olduğunu görüp bunu yapmazsam daha kötü olur, kabul edemem, benim yüzümden sana birşey oluyordu neredeyse.

M: Senin.. Yani sizin bir suçunuz yok

Fatih Bey. Polis karışsın istemiyorum ama onunla aynı yerde çalışmayı da kabul edemem.

Fatih birşey demeden odadan çıkar. Kafası karışmıştı. Doğru olan polise gitmekti fakat Miray bunu istememişti. Hızını alamayıp İpek ile hesaplaşmak için yola çıktı.

İ: Fatih Hoşgeldin girsene.

F: Sen ne yaptığını zannediyorsun İpek? Ne tür bir psikopatsın? Nasıl böyle birşey yaptın aklım almıyor, ne demek birini zehirlemek ya! Özellikle asistanımı?

İ: Ne özelliği var o asistanın? Adı üstünde asistan.

F: Kıskançlığından birinin canına kast ettiğinin farkında mısın İpek? O ölebilirdi ve ölme tehlikesi atlattığı halde polise gitmemi istemedi.

İ: Seninle benim arama giren herke...

Fatih sinirle İpek'in sesini kesip üzerine doğru yürüdü.

" Senle ben diye birşey yok İpek kabul et bunu! Benim de Miray'ın da peşini bırak. Dua et ki polisle gelmedim buraya, Şirketimde böyle şeylerin olmasına göz yumamam, Kovuldun! Bir daha sakın Şirkete adım atmıyorsun.

...

Fatih tekrardan hastaneye Miray'ın yayına gitmişti, yanında sadece Gülay ve Can vardır. Kolundaki serum bitene kadar hastanede kalacaktı. Odaya Fatih'in girmesiyle dikkatler dağıldı.

C: Hacı neredeydin? Kayboldun birden.

F: Geldim işte, nasıl oldun Miray?

G: Cancığım benimle gelsene kahve alalım. Uyanık Gülay her durumu ve anı kurtaracak biriydi. Fatih ve Miray arasında hissettiği şey bir çekimdi ve bunu sadece o hissediyordu. Can ne olduğunu anlamadan odadan çıkarılmıştı. Yalnız kalan Fatih ve Miray birbirlerinin yüzüne bakakalmıştı.

Fatih Miray'ın yanına oturup konuştu;

" Miray ben tekrardan özür diledim, İpek'i kovdum, artık seni rahatsız edemeyecek."

" Yani eski sevgilini kovmak zorunda kaldığın için ben üzgünüm."

" O ne demek Miray sen ısrar etmesiydin ben polis ile kapısına dayanacaktım."

Miray hiçbir şey dememişti. Fatih birşey demesini çok istiyordu. Biraz daha konuşmayı uzatsa konu nereye gidecekti acaba kendisi de bilmiyordu fakat Miray hiçbir şey söylememişti.

...

Aradan 5 gün geçmiş o süre zarfında Miray istirahat etmiş hafta sonu tatiliyle birlikte hatrı sayılır uzunlukta bir tatil yapmıştı. Fakat Miray yokken şirkette dedikodular almış başını gitmişti.

Şirketin önünde karşılaşan Miray ve Fatih mesafelerini koruyarak birbirleriyle selamlaştı. O günden sonra Fatih hiç apartma gelmemiş Miray ile karşılaşmamıştı. Dedikodulardan da haberi olan Fatih biraz endişeliydi fakat İpek'in durumunu ortaya atarak odak noktalarını biraz olsun değiştirmiş gibiydi.

Aynı anda şirkete girmeleri çalışanların dikkatini çekmişti. Tüm gözler onlardayken onlar sadece karşılarında duran kişiye bakıyorlardı şaşkınlıkla!

.

.

Bu hikaye gençliğimin hikayesi -hâlâ gencim asghjkj- ilk yazdığım deftere yazmıştım yeni yeni düzenlemeye başladım ve olurken çok az cringe buluyorum ama siz öyle düşünmeyin bu toparlanmış hali adghjjjg ve hali hazırda böyle kurgular hâlâ var. 😂🤭 Siz sevin olur mu 😁

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.