İçeriğe geç

Yeni Biri

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Yeni Biri

Bölüm 3

Baba!

Miray' ın işe girmesinin üzerinden bir buçuk ay geçmiştir. İşe, ortama, sakin olmaya hatta Fatih'e bile alışmıştı. Arıza çıkarmamak için ne kadar dirense de o sivri dilini tutamıyordu fakat sürekli Fatih ile denk gelişleri onu durumu idare etmeye, katlanmaya ve alışmaya dayanıklı bir duruma getiriyordu. Fatih de -tesadüf bahanesiyle- sık sık Miray' ın karşısındaydı resmen. Çocukluk arkadaşı Can'ı sürekli ziyarete gelip gittiğinden Miray'ın ailesiyle de gittikçe samimi olmaya başlamıştı.

Sabah, Miray kahvaltısını yapar yapmaz evden çıkmıştı. Bir takım ufak olaylardan sonra Zafer Miray'ın elinden arabayı almıştır. Toplu taşıma kullanmak zorunda kalınca evden erken çıkmaya alışması gerektiğinin farkındaydı. Son dakika da Fatih Bey'in kahve saatine yetişmişti. Koşar adımlarla Fatih' in odasının önüne gelip kapıyı tıklatıp, dosyalarla cebelleşen Fatih'e yaklaşıp kahveyi masasına bırakır.

M: Fatih Bey kahveniz.

F: Miray Hanım, Adem Bey size dosyalar verecek onları al ve buraya gel.

Miray' ın yüzüne bakmadan konuşan Fatih, Miray'ın odadan çıkışını kapı sesiyle anlamıştı. 10 dakika sonra elinde bir yığın, -önünü göremeyecek kadar çok- dosyalarla gelip, zar zor Fatih'in masasına bırakmıştı. Dosyaları bırakır bırakmaz ellerini beline koyum, içten bir Ohh! Çekip gerilir.

F: Bu kadar çok olduğunu bilmiyordum, yoksa seni göndermezdim.

M: Sorun değil. Demişti dosyalardan bulaşan tozları üzerinden temizlerken.

F: Peki şimdi otur karşıma.

M: Ne neden Fatih Bey?

Fatih: Eee bunları tek başıma bitiremem, bana yardım edeceksin. Fatih'in gözlerinin dosyalarda oluşunu fırsat bilip kızgınlıkla dişlerini sıkmış göz devirmişti. Gelir gelmez dosyalarla ilgilenmek işine gelmemişti heralde, suratını asarak onaylayıp masanın sağında ki sandalyeye oturmuş Fatih'in yönlendirmeleriyle dosyaları düzenlemeye başlamıştı. Saatler geçmiş öğle yemeğine bile çıkmadan Fatih'le sessiz ve sıkıcı bir dosya günü geçiriyordu Miray. Hiç sohbet etmeden sadece iş konuşmaları ve Fatih'in ciddi tavırları da Miray'ı bir tık ciddiyete sürüklemişti.

Yarım saat sonra tüm dikkatleri dağıtan telefon sesi ile gözleri birbiriyle buluşturmuştu.

M: Pardon, bakabilir miyim?

F: Tabii ki.

Miray konuşmadan gelen ağlama sesleri saniyeler içinde telaşlamasına vesile olmuştu. Kalbi hızlanırken telefonun karşında ağlayarak konuşmaya çalışan kız kardeşi Gülay'ı anlamaya çalışıyordu.

M: Gülay ne oldu niye ağlıyorsun?... Konuşsana Gülay! Bir şey oldu ne oldu?

G: Miray Babam! Çabuk gel hastanede.

Gülay'ın hıçkırıklar arasında söylediği sözleri bir süre idrak edememişti. Kalp atışları daha da hızlanırken göz yaşları akmaya başlamış, şaşkınlık ve korkuyla telefonu kulağından indirip titreyen ellerinden destek alarak ayağa kalkmıştı. Miray'ın bu hali Fatih'i de yaptığı işten alıkoyup korkuyla ayağa kalkmasını sağlamıştı

F: Miray Hanım ne oldu, iyi misiniz?

Fatih'in sesini duyan Miray bakışlarını yerden kaldırıp buğulu gözlerle Fatih'e bakmıştı.

M: Babamm... şey izninizle benim çıkmam gerek. Dediğinde gözlerinden yaşlar hızla süzülmeye devam ediyordu.

F: Zafer Bey mi? Tabii de dur, bu halde tek gitme, bende geliyorum, çıkalım. Şaşkınlık ve korku Miray'ın tüm bedenini sarmışken itiraz edemeden kendini Fatih'in arabasında bulmuştu.

M: Biraz daha hızlı sürün lütfen!

F: Sakin ol yetişeceğiz merak etme.

Miray'ın telaşını ve üzüntüsü Fatih'i de etkisi altına almıştı, derin derin nefesler alıp göz yaşlarını silen Miray'ı teselli etmek istiyordu.

....

Hastaneye gelmeleriyle hızla arabadan inip koşarak içeri giren Miray'ı takip etmişti Fatih. Çıktıkları kattan gelen ağlama sesleri ikisinin de yüreğini sızlatmıştı.

M: Anne! Nerede babam? Ne oldu? İyi diyin lütfen iyi diyin. Ağlayarak annesinin dizinin önüne çöken Miray Mukadder'in şefkatli elleriyle ağlama şiddetini daha da arttırmıştı.

"Yok bir şey kızım, sakin ol, şimdi çıkar merak etme, iyi, çok iyi olacak korkma korkmayın gel otur yanıma." Diyerekten Miray'ı yerden kaldırıp yanına almış üç kızını da kollarının arasına almıştı.

Aradan bir saat geçmişti. Herkes ağlamaktan ve telaştan bitap düşmüştü. Köşeye sinmiş duran Fatih, Miray'ı o halde görünce çok üzülmüştü. İkinci kez korkusuna ve ağlamasına şahit olmuştu. Birincisi babasına nasıl hesap vereceğini düşünürken ikincisi de babasını kaybetme ihtimalini düşünerkendi. Babasıyla arasından ki bağ Fatih'in dikkatini çekmişti. Farklı birşey vardı, Miray'da farklı bir korku, farklı bir merhamet vardı babasına karşı. Neydi bilmiyordu fakat bunu hissedebiliyordu.

Düşünceler ve dalgınlık Zafer'in ameliyattan çıkarılmasıyla dağılmıştı.

Dktr: Endişelenecek bir şey yok merak etmeyin şimdi odaya alacağız daha sonra görebilirsiniz. Doktor sorulmadan sorulara cevap vermiş ailenin üzerinden büyük bir yük almıştı.

...

2 gün sonra hastaneden çıkarılan Zafer ev ahalisiyle birlikte apartmana dönmüşlerdi. İki gündür dalgın, mutsuz ve yorgun etrafta dolanan Miray hâlâ olayın şokundadır. Hava henüz tam kararmamışken yalnız kalmak istemişti. Gizlice Gülay'a parkta basketbol sahasının orada olacağını söyleyip evden çıkmıştı.

Miray çıktıktan 5 dakika sonra Fatih ve Can ellerinde meyve poşetleriyle ziyarete gelmişlerdi

Mukadder: Çocuklar ne zahmet ettiniz, çok teşekkür ederiz bizi yalnız bırakmadınız koşuşturdunuz bizimle birlikte sağ olun.

Can: Önemli değil, ne demek Mukadder teyze sonuçta komşuyuz burada, poşetleri mutfağa bırakayım. Etrafına merakla bakınan Fatih'in ellerinde ki poşetleri alıp mutfağa yönelmişti Can.

F: Gülay, Miray nerede? Dikkat çekmemek adına fısıldayarak konuşan Fatih'in sorusunu sessizce yanıtlayan Gülay Fatih'i Miray'ın sürekli takıldığı parka yönlendirmişti. Sessizce kapıya yönelen fatih geçmiş olsun dileklerini ileterek Miray'ı bulmak için Parka gitmişti.

Başını ellerinin arasına almış sahanın en köşesine yaslanmış tek başına oturan Miray'ı bulması çok uzun sürmemişti. Sessizce yanına yaklaşıp oturmak için müsade istemişti. Daha önce sesi hiç bu kadar nazik ve yumuşak çıkmamıştı.

F: Oturabilir miyim? Miray şaşkınlıkla sesin sahibine bakıp başıyla onaylamıştı. Telaşla gözyaşılarını silerken Fatih Miray'ın yanına yere oturmuştu.

F: İyi misin diye sormayacağım çünkü hiç iyi gözükmüyorsun. Bir süre sessiz kalan Miray duygularını saklamak istememişti ilk defa.

M: Değilim evet, iyi değilim, ben çok korktum, eğer ona birşey olsaydı düşüncesi kafamın içinde dönüp dönüp dolaşıyor.

F: Anlatmak ister misin?

M: Neyi? Miray şaşırmıştı, buydu işte daha ne anlatabilirdi ki?

F: Korktun evet, herkes korktu ama ailen neşesini tekrar kazanırken sen daha da kötü oluyorsun. Geçmişte belli ki bir olay olmuş yoksa neden bu kadar kötü olasın ki, sonuçta küçük bir operasyon ve bitti gitti şimdi baban gayet iyi.

Miray başıyla onaylamıştı.

" Ben küçükken sürekli babamı oyun oynamaya zorlardım, çok hareketli ve haylaz bir çocukmuşum ve babam benimle başetmek için çok çaba harcamış. Bir gün yine sağa sola koştur koştur babamı peşimden sürüklerken onu çok yormuştum, yoruldum demesine aldırış etmeden onun sırtına çıkıp beni gezdirmesini istemiştim fakat babam yerden kalkamadan birden kalbini tutarak yere yığıldı. Ben babamı öyle görünce öldü sanmıştım, benim yüzümdendi. İlk kalp krizi benim yüzümdendi. Ne oluyorsa zaten hep benim yüzümden oluyordu. Abimin ben doğarken kaybolması, babamın kalbinin hassaslaşması hepsi benim suçumdu.

Unutamıyorum o günü. Çok küçüktüm ama hatırlıyorum.

F: Anlıyorum küçük yaşta bunlar tramvaya sebep olabilir ama artık unutman lazım o geçmişi. Bak babana bir şey olmadı daha da iyi olacak. Hem bunda senin suçun ne onu anlamadım ben? O küçük Miray'a ve şimdi ki Miray'a haksızlık etme. Çocukken yaşadığın hiçbir şeyden sen sorunlu değilsin. Bunun bilincinde ol. Miray omuzları neredeyse birbirine değecek olan dibinde ki Fatih'e çıkardı bakışlarını. Sanki karşındaki farklı biriydi. Yada belki de hep böyleydi. Bilmiyordu fakat bir şeylerin değiştiğini hissedebiliyordu.

M: Teşekkür ederim bizi yalnız bırakmadınız hiç, gidip geldiniz sürekli.

F: Teşekküre gerek yok, Can'ın komşuları benim komşularımdır.

Fatih'in söylediğine çekinerek gülümseyen Miray başında ki şapkayı düzeltip yerden kalkar.

M: Basketbol oynamayı sever misiniz?

F: Evet çok severim.

M: O zaman hadi. Köşede duran topl

ardan birini alıp sektirmeye başlayan Miray, Fatih'le birlikte iki saat boyunca basketbol oynamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.