Tam günüm normalden sakindi diye sevinmişken başımdan aşağı dökülen sıcak yemekler, hayatımın sonuna kadar sürecek zorbalığın bugünde olduğunu hatırlattı.
Yemekhanedeki herkes bana bakıyor, tam yanımda duran 2 kız ise bilerek yapmamış gibi kahkaha atarak özür diliyordu. Hocalar uzak bir köşede yemek yedikleri halde zorbalığa görmezden geldikleri belliydi. Haksızlıktı bu ama sabretmeliyim, inkar edersem ezildiğimi, pes ettiğimi düşünürlerdi. Yemeğime yazık olucaktı günün yarısında da aç kalıcaktım, ama ginede tabağımı alıp kızların suratına fırlattım. Zorbalık devam edebilir, olabilirde yani bende yapabilirim. Kızlar şok olmuş bağırıp çağırınca, rahatsız olanlar hocaya şikayet etmiş, hocalarda uyarı için gelmişlerdi. Sanki basit olaymış gibi yeter susun diyip geri gittiler. Bende oradan hızlıca uzaklaştım, kızlardan biri adı 'Mary' olması gerekiyor bana küfretti ama umrumda değil arkamı bile dönmeme değmez...
Dersler bitmişti, yemekhanedeki olay yeterince ses çıkardığı için günün geri kalanı normal geçti... Toparlanıp eve gittim annem daha gelmemişti. Yemek yiyip yeni gelen romani okumaya başlarken dışarıda yağmur yağmaya başlamıştı, annem işe giderken şemsiye götürmediği aklıma geldi, tam o sırada annem aramıştı zaten "İşim uzun sürdü şemsiye getirir misin Lucy?" dedi. Annemi onaylayıp hızlıca evden çıktım vakit geçtikçe yağmurun şiddeti artmıştı, insanlar sığınacak market arıyorlardı..
Annemin iş yerine yaklaştığımda ara sokaktan çıkan birisi aniden bana omzuyla çarptı, elimdeki şemsiye rüzgarla beraber yolun karşısına uçtu. Yerden kalkıp arkama baktığımda, kollarını bağlamış ağzında sigarası Mary vardı. Zorbalığı akşam da beni bulmuştu. Ayağa kalkıp şemsiyemi almak için uçtuğu tarafa gittim. Bir yere takıldığı için çabucak aldım. Arkamdan Mary gelip omzumu tutup hızlıca yüzümü kendine çevirdi,vurmak için elini kaldırdığında, elimdeki şemsiyeyi kapatıp sopa tutar gibi boyun kısmına vurdum. Birkaç adım geriye doğru tekledi, ağzından sigarası düşmüş, bir eliylede boynunu tutarken ani bir öfkeyle üzerime saldırdı. Birbirimizin boynunu sıkıp, hiç düşünmeden defalarca vurduk. O sırada marketten bir adam hızla çıkıp bize çekilin yoldan diye bağırdı. Mary ile arkamıza baktığımızda üzerimize gelen koskoca bir tırı gördük, anlık şokla hareket edemezken Mary beni itip kaçmaya çalıştı, tek ben Ölemedim yakasında tutup tırın bizde doğru gelmesine izin verdim. Tam o sırada telefonumdan bildirim geldi sanki bize sonumuzun ulaştığını geldiğini haberdar etmişti..
