İçeriğe geç

Yeni Başlangıç

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Yeni Başlangıç

Bölüm 2

Evlilik haberi

Prensin bu teklifinden sonra Prenses Asin bu haberi birkaç gün sonra söylemeyi teklif etmiştir. O birkaç günde ise misafir olarak kalmaya devam eder.

Prenses Asin odadan çıkıp yemek salonuna yürürken toplantı odasının önünden geçer. O sırada ise Kral ile Kraliçe'nin konuştuğunu duyar. Adı geçtiği için durup dinlemeye başlar.

"Sana diyorum Joseph, bu kıza fazla güvenmesen mi acaba? Biliyorum o senin arkadaşının kızı ama ya o da babası gibi sana ihanet ederse? "

"Ne diyorsun Marry? Asin'e güveniyorum. Benim güvenmem senin için yeterli olmaz mı? "

"Canım, hayatım. Senin güvenmen tabiki de benim için önemli ama hata yapıyor olsbilirsin. Ben uyarıyorum sadece. Hem bu kız çok güvenilir olsa kendi öz abisi tarafından sürgüne gitmezdi ama dimi? "

"Marry, ağzından bir daha o lafı çıkarma! Neden sürgüne yollandığı biliyorum ve Asin babasını asla ama asla öldürmez. Babası ile arasında çok derin bir bağ var. "

"Sen bilirsin Joseph, ama sarayda bir olay çıkarsa 'sen demiştin' dersin. "

Asin bu lafları duyduktan sonra üzülür. Bu krallıkta da kalmasa iyi olucağını düşünür. Yemek salonuna gelip yemek yedikten sonra bahçeye çıkar ve konuşulanları hatırlar.

O sırada yanı başında Prens Austini görür.

"Nasılsın Prenses? "

"İyi prens sen nasılsın? "

"Beni boşver de sen üzgün görünüyorsun. Yemekte edilen şakalara da gülmedin. Neyin var? "

"Biz evlenmesek iyi olur bence Austin. "

"Ne!? Nerden çıktı şimdi bu, zaten,yani, şey... "

"Burda kalmam için evlenicektik zaten, ama galiba Kraliçe Marry beni sevmiyor Austin. Ben güvensiz biriyim, sonuçta sürgünden gelen biri nasıl sizin gibi güzel bir kraliyete gelin olsun ki..."

"Asin, lütfen saçmalama. Benimle yani burda kal. Eminim biraz daha zaman geçince annem de sana alışır."

"Burada kalacağım zaten Austin, ama bir köylü olarak. "

"Köylü mü? Yanımda kalsan olmaz mı yani? İstediğin şey köyde yaşamaksa hemen bir ev ayarlarım ama annem için bu kararı verme Asin. "

Prens ile prenses konuşurlar, prenses orda kalmaya karar verir. Hatta ikinci günden prenses ile bütün haneden üyeleri tanışmıştır.

- - -

Asin'in anlatımıyla

Oturmuş, bu sarayda kaldığım sürece alışkanlık hâline gelen sahili izliyordum. Limandan gemiler kalkıyordu.

Ben bu düşünceli hâlimden kurtulmak istercesine şarkı açtım ve dinlemeye başladım. O sırada yanıma açık kestane saçıyla biri oturdu.

"Ne dinliyorsun prenses? "

"Öyle düz sevdiğm melodiler, sen niye burdasın Austin? "

"Seni merak ettim prenses. Aklın da hâlâ annemle ilgili sorunların yok dimi Asin? "

"Yok. Seninle konuşunca toparladım ama hâlâ burda olmama, yepyeni bir başlangıç yapıcağıma inanamıyorum. Üstelik sırf abimin sürgünü yüzünde çocukluk arkadaşımın sarayına gelmek ve orda gelin olmak... "

"Buraya layık bir gelin olucaksın desem de çok klişe olur. Asin, hep olduğun gibi kendin ol. Bırak annem seni sevmesin ama kendin ol. Kendin olduğun sürece sevmemesi mümkün değil zaten. "

Söylenecek söz varsa da benim için konu orda kapandı. Ve ağzımdan tek "teşekkür ederim" demek çıktı. Bir şeyi anladım bugün bu sahilde, beni abimden çok sevebilecek insanlar var hayatta. En azından güvenen...

- - - -

Misafir odasındaki sıcacık yatağımdan kalkmıştım. Küçüklüğümden beri bu krallığın misafirlerine nasıl davrandıklarını iyi bilir ve hep takdir ederdim.

(küçüklüğünü hatırlayarak)

"Joseph amca babamla konuşup bizim de misafirlere bir oda yapmamızı söyler misin? "

"Söylerim tabi Asinim. Başka bir istediğin var mı? "

o zamanlar takdir kelimesini yeni öğrenmiştim. Ve bu yeni kelimeyi kullanmak için can atıyordum.

"Ben Anessa krallığının prensesi Asin. Sizi takdir ediyorum kral Joseph amca. "

"Oo, Asin. Aferin, ne güzel kelimeler biliyorsun sen öyle"...

Yeniden günümüz

O zamanlar o kadar sık geliyorduk ki kral Joseph'e hep amca derdim. Beni hiç yadırgamazdı. Saraylarını ezberlemiş, onlarla sohbete katılmıştım. Kendi Krallığımıza dönünce bile hep babama 'tekrar ne zaman gidicez' diye sorardım. İşte hayat sizi nereden nereye götürüyor ama dimi...

Yazarın anlatımıyla

Prenses Krallıktaki üçüncü gününde de hiç bir şey yapmamış, etraftaki insanlarla vakit geçirerek zaman öldürmüştür. Nihayet dördüncü gün açıklamaya karar verirler.

Asin 'in anlatımıyla

Sabah kalkar kalkmaz tekrar bir tereddüte kalmadan edemedim. Sonuçta hergün evlenmiyorum ama dimi?!

Üzerime zaten bende olan dört elbiseden dördüncüyü giydim. Biraz parlak olması dışında çok rahattı ama parlak bir renk olmasa daha iyi olurdu.

Kapıyı açar açmaz Austin'in amcası ,Başmuhafız James'in karısı Veronika yenge ile karşılaştım. Oğulları Justin epey yaramaz bir çocuktu ve Veronika da onun peşinden koşuyordu. Üstelik ikinci çocuklarına hamileydi.En azından ben öyle biliyordum.

Tam onun yanına giderken Justini gördüm, duvardaki şamdana vurmuş ve ateş dolu şamdanı düşüyordu. Veronika hamile hâliyle koşamazdı. Ama ben koşardım.

Bir hızla koştum ve Justini kenara itip şamdanı tuttum.

Yerine yerleştirdim ve Justine döndüm.

"Daha dikkatli olmalısın. Sana zarar verebilecek şeylerin ne olduğnu bilmelisin küçük prens. "

"Sen kimsin?! "

Oldukça soğuk kanlıydı. Kime çektiyse artık.

"Teşekkürler Anessa prensesi Asin. Justin biraz yaramazdır da bu halimle onun enerjisine yetişemiyorum. "

"Ne demek" Biraz utanmıştım ama nedeni bilmiyordum.

"Sonuçta yakında akraba olucaz. Bende sizin oralardan geliyorum. Ben de Solmana krallığının prensesiydim. Veronika. Tanıyorsundur gerçi"

"Akraba mı olucaz?! "

"Siz Austin ile evlenmiycekmisiniz? "

"Evet de daha kimseye söylemedik. Nerden anladın? "

"Asin, öncellikle hiçbir prenses tek başına özellikle krallarının kavgalı olduğu iki krallığının prensesi diğer krallığa gezmek için gelmez. İllaki bir olay olması gerekir. Ayrıca senin bakışını, davranışını bilmem ama Austin sana gerçekten değer veriyor Asin. Değerini bil"

"Teşekkürler Veronika. "

"Bak yengen olarak söylüyorum. Bu krallığın toprağı kadar insanları da güzel. Hele önceden konuşup tanışabildiysen. Biz Jamesla görüşmeden evlendik. Joseph'den önce bu krallıkta okadar iyi değildi. Ve kendi kibarlığını çocuklarına aktardı. "

"Sen de daha yeni gelmedin mi gelin olarak? "

"Birtanem, buraya gelin olarak yeni gelmedim tabi ki. Genç mi duruyorum o kadar. Ha ha. Çok kibarsınız Asin hanım"

"He yok, ben Justini küçük görünce yeni evlendiniz sandım. "

"Justin'in abisi de var Asin. Şuanda da burada değil. Ordu komutanı. Ama ailemize katıldığında seni tanıştırmak isterim. "

"A, öyle mi. Bende tanışmak isterim. Biras kılıç merakım var da"

"Tamam, bunu Johnla konuşurum-"

"ANNEGHH! "

"Gitmem lazım tatlım. Size bol şans"

"Teşekkürler Veronika yenge"

Gün bundan sonra hep sıradan geçti. Biz Austin ile akşam yemeğinde söylemeye karar verdik. Ben artık tereddütte değildim. Benim gibi başka bir krallığın kızından bunları duymak içimi rahatlatmıştı. Üstelik içimde bir ümit vardı. Yeni bir başlangıç yaşanacaktı sanki. Yepyeni bir sayfa açılacaktı.

O gün Justinle bir kaç kere daha karşılaştık. Herkarşılaşmada bana daha çok ısınıyordu. Hatta kaçıncı karşılaşma hatırlamıyorum yanıma gelip:

"Asin abla, benimle oyun oynar mısın? " Dedi ve tabi kii bende kabuk ettim. Fazla ağlamayan çocukları seviyordum. En azından benim yanımda ağlamayan.

Akşam yemeğine kadar beraber oyun oynadık Justin ile. Akşama doğru Austin geldi, bizim oynadığımız yerdeki koltuğa oturdu ve beni izledi. Yani galiba beni.

"Ne oynuyorsunuz?" Dedi.

" Bizim birer iş sahibi kişileriz Austin abi"dedi Justin.

Bir şekilde akşam yemeğine geldi sıra. Güzel güzel yemekler yedik. Kral Joseph yine şaka yapıyordu.

Sofrada asla siyasi konuşulmaz, hep eğlenceli espriler yapılırdı. Bence en güzeliydi.

Yine şakalar yapıldı. Yemeğin sonuna doğru Austin bana göz kırpıyor 'hadi' diyordu.

Sonra bir anda boğazını temizledi. Ve "canım ailem, bir haberim var ve sizinle paylaşmak istiyorum" Dedi. Sesinden bile onunda ne kadar heyecanlı olduğnu anladım.

"Şey, sayın Anessa krallığı, ben sizin kızınız olabilir miyim? "

Bende bu stresten beynimi kaybedip ne dediğini fark etmemiştim.

"Öyle değil de, yani, şöyle, eh-"

"Kral Joseph, Kraliçe Marry. Asin ile Austin evlenmek istiyor. "

"Veronika yenge" Austin ve ben aynı anda Veronika yengeye söylemiştik. O da bize bakıp sadece dudakları ile konuştu. 'Sizde söyleseydiniz! '

İkimizde birbirimizden beterdik. Bir bakıma Veronika yengenin söylemesi bir tık iyi olmuştu. Kral Joseph mutluluktan nerdeyse ağlıycaktı. Niye bu kadar mutlu oldu bilmesem de onu öyle görünce yüzümde bir gülümse belirdi.

Justin bir anda sandalyeden kalkıp yanıma geldi. "Asin abla" Diye bağırdı. Ne ara o kadar bağlanmıştık birbirimize.

Veronika yenge hormanları yüzünden hemen ağlamıştı. "Utanınca tavşana benziyorsun Asin" Diyordu bir yandan.

Hem ağlıyor hem beni benzettiği şeye bak?

Neyse ki on beş dakikaya herkes toparlanmıştı. Beni sevindiren şey ise Kraliçe Marry'nin bile bu habere sevinmesiydi. Evet bu beni sevindirmişti.

Yeni yaptığım başlangıç doğru mu bilmiyordum ama bildiğim şey beş günde bile beni bu denli seven bir aileye sahip olacağımdı. Beni benden çok seven bir aileye.

Bu benim hayatımdaki yeni kitabın ilk cümlesiydi.

"Ne doğru ne yanlış bilmesem de bir şey öğrendim yine bugün. Beni benden seven bir aileye gelin gitmem... "

༶•┈┈⛧┈♛

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.