Anessa kralığının kralı ölmüş, ölen kral yerine oğlu prens Robert geçmiştir.. Kral Robert ile kardeşi prenses Asin ile aralarında bir kavga yaşanmıştır. Ne Kral Robert Asin'i seviyordur ne de Asin Robert'ı seviyordur. Robert kardeşi prenses Asin'i atmak için bahaneler ararken kralın ölmesini prensese bağlar ve sürgüne gönderir.
Asin'in ağzıyla
Kardeşim Ann sayesinde sürgünden kaçmış,beyaz sürgün elbisemle ormanda koşuyordum. Abim denilecek sıfatsız yüzünden kendi babamı öldürmekle suçlanmıştım. Bunu kanıtlayamıyordu ama gerek mi vardı ki? Krallıkta Ann dışında kim beni seviyor kim bana güveniyordu?
Dümdüz koşuyordum, ne çevreme ne pusulaya bakıyordum. Sadece koşuyor, ağaçlara bakıyordum. Hatta o kadar fazla koştum ki bir zaman sonra denizi gördüm. Bizim İmparatorluğumuzdan deniz gözükmezdi ama ben şuan denizin dibinde oturuyordum.
Ann'i düşünüyordum. Küçüklüğümüzü, oynadığımız oyunları...
Ona ok atmayı öğrettim günü, kılıç derslerimizi, savunma derslerimizi...
Beraber olduğumuz her an gözlerimin önünden geçiyordu sahilde oturmuş gün doğumunu izlerken.
Sonra kulaklığımı alıp taktım ve bu şahane manzarayı bir de şarkıyla izledim.
Gün hafiften ağırmaya başlamıştı. Cebimdeki dürbünle baktığımda bir İmparatorluğa geldiğimi anladım. Ama bu hangisi imparatorluk bilmiyordum.
İmparatorluğun merkezine girdikçe gördüğüm bayraklardan buranın Senezi krallığı olduğunu hemen anladım. Buraya babamla daha önce bir çok defa gelmiştim. Buranın kralı, kraliçesi beni daha önce de görmüştü. Şimdi yardım isteyebileceğim tek yer burasıydı. Sadece çocukluğumu bilen bu topraktan yardım istiyecektim. Belki de sadece onların halkından biri olarak devam edicektim ama her zaman ikinci bir planım vardı tabi.
Usulca hükümdarın yaşadığı saraya yaklaştım. Buraya gelmeden hakla konuştum. Benim küçüklüğümde buranın kralı Kral Joseph'di. Şimdi hâlâ Kral Joseph olduğunu duyunca dudağımda hafiften kıvrıldı. Beni takıma olasılığı hala var demekti.
Muhafızlara Kral Joseph ile konuşmak istediğini benim eski arkadaşı Kral Arthur'un kızı olduğumu söylemesini istemiştim. Babam ile Kral Joseph bir zaman sonra kavga etmiş ve müttefiklikten vazgeçmişti. Ama yine de Kral Joseph'in iyi biri olduğunu biliyordum ve beni kovmadı. Ve kendi kızıymış gibi ilgilendi. Babamın ölüm haberi ile hem ben hemde eski dostu yıpranmıştı sanırsam.
Ona başıma geçen her şeyi anlattım. Beni küçüklükten tanıması da artı bir puandı. Bana güvendi, yargılamadı, sormadı. Kraliyet ailesine misafir olarak geldiğimi söyledi ve bana bir oda verdi. Orada fazla kalamayacağımı biliyordum. Kral Joseph de biliyordu. Bundan sonrası için halktan biri olarak bir ev verir diye düşündüm ve ihtiyaçlarımı burada karşıladım.
O sırada küçüklük arkadaşlarımı gördüm. Ama ne arkadaşlar. Görmeyeli tanınmayacak hale gelmiş adeta evrim geçirmişlerdi. Evet bu baktığım kişiler prens Austin ve prens Dustin ikilisiydi. Biraz konuştuk ama gerçekleri söylemedim tabii ki de. Bu zamana kadar yaşanılan şeyleri konuştuk. Siyasi konuları.
"Nasılsın Dustin? "
"Çok iyi prenses Asin, sen? "
...
Bahçeye çıkmıştım. Deniz ile güneşin muhteşem birleşimini izliyordum. Burası bir cennetti benim için. Deniz, güneş, çimen... Coğrafi konum olarak şanslıydı bu krallık. Üstelik halkı da oldukça bilgili, cesur insanlardı. Birbirlerine ters yapmaz, alttan alırlardı. Bizim krallık ise bencil, cahil, şeref yoksunu insanlardı. Kendi zaafları herşeyden önemliydi. Bu bir Kral için bile geçerliydi.
Yanımda ki sandalyeye birisi oturdu. "Gerçekten ziyaret için gelmediğini biliyorum prensesim" Dedi. Kafamı çevirdim. Kahve gözleri ile karşılaştım bir anda.
"Ne demek istediniz prens Austin? "
"Sürgün edildiğini duydum Asin, nasıl oldu? Bir açıklaması vardır diye düşünüyorum"
"Austin, bu anlattıklarım kral sözü olsun mu? "
Küçükken çok fazla görüşmediğimiz için birbirimize verdiğimiz sırları anlatmama ya Kral sözü derdik.
"Olsun be Asin"
"Evet, sürgün edildim ama vallahi suçsuzum... "
Her şeyi anlattım. Saatlerce konuştuk belki de. Burada kalmazsam nerede kalacağım diye konuştuk. Beraber plan yaptık.
"Aslında var ya Austin, burada yaşamasam bile buraya gelmek benj gerçekten mutlu etti. "
"Ne mutlu" Dedi Austin.
En son 10-15 yıl önce görmüştük belkide ama hâlâ iyi bir arkadaştık. Yani galiba...
"Bak Prenses Asin, burayı çok sevdiğini biliyorum, krallığınla olan münakaşayı da öğrendim. Burada bir prenses gibi kalmak istersen bir planım var"
"Nedir o? "
"Evlenelim Prensesim... "
Bu hemen 'evet' diyebileceğin birşey değildi ki cevap verıyım. Bana öylece kal geldi. O bana baktı cevap aradı bende öylece durdum . Düşündüm taşındım, belki de bu evlilik bana iyi gelecekti. En azından bir prenses olmaya devam edecek ve eğer bizim tarafa bir savaş düzenlenirse Ann'i yanıma alıp rahatta kalıcaktım. Ann dışında o krallıktan kimse beni ilgilendirmiyordu. Bu yüzden cevabım 'evet' di.
"Evlenelim mi Prensesim? "
"Evlenelim Prensesim"
༶•┈┈⛧┈♛